Modern astrofizikte kara delik dendiğinde aklımıza gelen ilk ilkelerden biri, bu devasa gök cisimlerinin kütle ve dönüşleri haricinde hiçbir karmaşık özellik barındırmadığıdır. Saçsızlık ilkesi adını verdiğimiz bu yaklaşıma göre kara delikler kusursuz biçimde pürüzsüzdür. Ancak teorik fizikteki yeni modellemeler, bu köklü kabulün sanıldığı kadar mutlak olmayabileceğini gösteriyor.
Bunu anlamak için iki dev kara deliğin birbiriyle çarpıştığı anın hemen sonrasına bakmamız gerekiyor. İki kütle birleşip tek bir kara deliğe dönüştüğünde, tıpkı tokmağın çarptığı dev bir çan gibi titremeye başlar. Biz bu aşamaya çınlama evresi diyoruz. Çınlama sırasında uzayzamana yayılan kütleçekimsel dalgaların, Einstein'ın genel görelilik kuramına göre sadece oluşan kara deliğin kütlesine ve dönüş hızına bağlı olması beklenir.
Fakat Nagoya Üniversitesinden araştırmacıların yürüttüğü çalışma, bu dalgaların içinde çok daha fazlasının saklanabileceğini ortaya koydu. Eğer kara deliğin çevresinde egzotik bir madde veya karanlık madde kümelenmesi varsa, bu fazladan yapılar çınlama dalgalarının yapısını bozuyor. İşin en çarpıcı tarafı, bu gizli maddenin dalganın frekansı ile sönümlenme hızını aynı şekilde değiştirmemesi. Bu iki değer arasındaki uyumsuzluk, araştırmacılara yalnızca görünmez bir maddenin varlığını değil, o maddenin kara deliğin etrafındaki basınç dağılımını da doğrudan tespit etme imkanı sunuyor.
Kara delik kendi ekseni etrafında dönerken durum çok daha heyecan verici bir hal alıyor. Dönüş yönüyle aynı yönde ilerleyen dalgalar ile zıt yönde ilerleyenler çevrelerindeki maddeye farklı tepkiler veriyor. Bu da kütleçekim dalgası gözlemlerinde aranabilecek belirgin bir desen meydana getiriyor.
Yeryüzündeki laboratuvarlarda henüz doğrudan yakalayamadığımız karanlık maddeyi veya genel göreliliğin ötesindeki yeni doğa yasalarını, belki de uzayzamanın bu en uç noktasındaki çınlamaları dinleyerek çözeceğiz.
0 görüntülenme