Haberleri açıyorsun, on dakika sonra kapatıyorsun. Tartışmaya giriyorsun, yarım saat sonra pişman oluyorsun. Siyaset takip etmek zamanla bir yüke dönüşüyor ve bu yorgunluğun bir kısmı bilgi yoğunluğundan geliyor. Siyasi haberler hiç bitmiyor, her gün yeni bir kriz, yeni bir açıklama, yeni bir skandal. Beyin bu tempoyu sürdüremez. Sürekli acil modda kalmak tüketiyor ama asıl yorgunluk bilgi fazlasından değil, etkisizlik hissinden geliyor. Takip ediyorsun, anlıyorsun, öfkeleniyorsun, ama hiçbir şey değişmiyor. O döngü insanı çok daha derin bir yere vuruyor. Öğrenilmiş çaresizlikte master yapıyoruz:( Tepki veriyorsun ama sonuç almıyorsun, bir süre sonra tepki vermekten vazgeçiyorsun. Siyasi yorgunluk tam da bu. Siyaset aynı zamanda kimlik savaşına dönüştü artık. Bir görüşü savunmak o görüşün tüm paketini kabul etmek anlamına geliyor, tek bir konuda farklı düşünmek ihanet sayılıyor. Bu baskı altında siyasi düşünmek değil siyasi taraf seçmek yapılıyor. Düşünmek yorucu değil ama taraf tutmak ve o tarafı sürekli savunmak çok yorucu. Belki yorgunluğun bir kısmı da bu. Siyaset bir mesele olmaktan çıkıp bir kimliğe dönüşünce, her tartışma varoluşsal bir tehdit gibi hissettiriyor ve varoluşsal tehditlerle her gün yaşamak, er ya da geç insanı susturuyor..