Ülkece mizah konusunda farklı bir konumdayız gerçekten. Hele ki siyasi mizah konusunda bambaşka seviyedeyiz. Siyasi mizah deyince aklımıza birkaç isim geliyor ve gerçekten harika işler çıkarıyorlar. Kimsenin dinine saldırmadan, değerlerimize saldırmadan veya herhangi bir saldırı niteliği taşımadan siyasetteki ve gündelik hayattaki aksaklıkları, kendi zekaları ve espri anlayışlarıyla görünür hale getiriyorlar. İnsanları birbirine düşman etmek yerine aynı meseleye birlikte güldürebiliyor. Bir cümleyle, uzun bir yazının anlatacağını anlatabiliyor, tek bir karikatürle sayfalarca raporun özetini verebiliyor. Güldürürken düşündürüyor, düşündürürken de eleştirisini hakarete ihtiyaç duymadan yapabiliyor. Ama biz ne yapıyoruz: yine dozu fazla kaçırıyoruz. Geçtiğimiz günlerde ülkemize (genel olarak) büyük isimler geldi siyasetten ve neredeyse tüm isimlerle mizah yapıldı. Yapılamaz demiyorum elbette ama özelikle: savaş içindeki ülkenin lideri ile gereksiz mizahlar yapıldı. O görsün ya görmesin, anlasın ya da anlamasın, yine de yapılan biraz düşüncesiz bir davranıştı. Mizahın hedefi güç sahipleri olabilir ancak kullanılan dil ve kurulan bağlam bazen istemeden acının kendisini de sıradanlaştırabiliyor. Son olarak şunu da demeden geçemeyeceğim, Yunanistan'ın o garip yürüyüşü, hepimizin aklına o film sahnesini getirdi ki sosyal medyada zaten gördünüz. Komik miydi, yorum yok:) Kendi medyasında da konuşuldu ama halkı ne dedi bilmiyorum. Yine de kabul etmek gerekir ki görüntü gerçekten sosyal medyanın aradığı türdendi. Dakikalar içinde aynı film sahnesiyle yüzlerce paylaşım yapıldı. Komik bulan da oldu, gereksiz bulan da. Yunan halkının buna nasıl yaklaştığını ise birkaç paylaşım üzerinden anlamak mümkün değil. Velhasıl, sosyal medya her görüntüye bir espri buluyor, gerisi biraz da izleyene kalıyor...