Sosyal medyada yabancı içerik üreticilerin en çok izlenen videolarına baktığımda, çoğunlukla o içeriğin dolaylı ya da doğrudan ülkemizi ve Türkçeyi konu aldığını görüyorum. Elbette tüm yabancı üreticiler Türkçe içerik üretmiyor ama keşfette karşınıza çıkan o yabancı ismin en çok izlenen videosunun Türkçeyle bir şekilde kesiştiğini fark edeceksiniz.
Son zamanlarda yaygınlaşan bir format var. Biri çıkıyor sürekli telaffuz hataları yaparak Türkçe konuşuyor ve milyonlarca izlenme kazanıyor. Garip olan şu, bu hatalar masum ya da asit sürçmeler değil, kasıtlı bir karikatür. "Ben sizin dilinizi katlediyorum ama siz bunun farkında değilsiniz" mesajını içten içe taşıyan bir performans. Ve biz o performansı alkışlayarak izliyoruz.
Mekanizma aslında çok basit: Türkçe bir kelime, bir Türk bayrağı hepsi bu. Algoritma bu sinyali alıyor ve içeriği devasa bir kitlenin önüne itiyor. Türk kullanıcılar bizi temsil ediyor motivasyonuyla yorum yapıyor, paylaşıyor, yayıyor. İçerik bir anda küresel bir viral başarıya dönüşüyor. Normalde kendi dilinde milyon barajını zor geçen bir üretici Türkiye temalı tek bir videoyla on milyonlara ulaşıyor.
İçerik üreticileri bu madeni çoktan fark etti. Türk etkileşimi artık bilinçli bir strateji. Ve işin acı tarafı biz bunu yaparken ne sattığımızı pek sorgulamıyoruz. Dilimizin yanlış telaffuz edilmesini sevimli buluyoruz. Bayrağımızın bir tıklama aracına dönüşmesini gurur olarak okuyoruz.
Keşfet algoritması bize sadece ilgi alanlarımızı değil, Türk internet kullanıcısının kolektif gücünü de göstermiş oluyor. Ama bu güç çoğunlukla başkasının içeriğini büyütmek için harcanıyor...