Tarihi dedikodulara bayılırım, hele ki 500 yıllık bir sırrı modern bilim çözdüğünde… Hani şu Rönesans’ın patronu, zengin mi zengin Medici ailesi var ya, onların 16. yüzyıldaki bazı ölümleri hep bir muamma olmuştur. Yüksek ateşten mi öldüler, yoksa aile içi bir zehirlenme mi vardı? Dedikodu kazanları kaynıyordu resmen.
Özellikle Cosimo I’in iki oğlu, Kardinal Giovanni ile Büyük Dük Francesco I'in ölümleri üzerine çok konuşulmuş. Eşzamanlı ölümler, şüpheleri artırmış. Ama mesele şu ki, o dönemde saray doktorları "tertian fever" diye bilinen, yani üç günde bir tekrarlayan şiddetli ateşe yakalandıklarını yazmışlar. Bu, sıtmanın klasik belirtisi. Peki dedikodular neden bu kadar güçlüydü?
Bilim bugün işe el attı. Uzmanlar, bu iki Medici kardeşin kemiklerinden DNA çıkararak olaya kesin bir nokta koydu: Sıtma. Sivrisineklerin taşıdığı Plasmodium paraziti, kan dolaşımına girdiğinde insanda o meşhur yüksek ateş krizlerini yapıyor. Kardeşlerin bataklık alanlardaki villalarda takıldığı düşünülünce, bu mantıklı.
Ancak olay sadece "sıtma öldürdü" demekle bitmiyor. Bir de işin enteresan kısmı var: Kardinal Giovanni'nin kemiklerinde keşfedilen sıtma paraziti (Plasmodium falciparum) suşu, daha önce Avrupa'da rastlanmamış iki mutasyona sahipti. Yani, sadece hastalığı teşhis etmiyor, aynı zamanda patojenin nasıl evrildiğini de görüyoruz. Bu, sıtmanın zamanla insana nasıl adapte olduğuna dair bize değerli bilgiler sunuyor, bugünkü hastalıklarla mücadelede bile yol gösterebilir.
Bu kadar karmaşık bir evrimsel ilişkiyi tam olarak anlamak için daha fazla araştırma gerekse de, bilim, yüzyıllar öncesinin "acaba?"larını nasıl net bir "işte bu yüzden"e çeviriyor, şaşırtıcı değil mi? Bazen gerçek, dedikodudan çok daha ilgi çekici oluyor.