New Phytologist dergisinde yayımlanan yeni bir UC Riverside çalışması, yosunlar hakkındaki onlarca yıllık temel bir varsayımı sorguluyor: Bu bitkilerin mantar ortaklıkları olmadan yaşadığı düşünülüyordu. Araştırmacılar, Mojave ve Sonoran çöllerinden topladıkları yosunların dokularında mikoriza mantarı DNA'sı ve fiziksel yapılarına rastladı.
Bitkiler âleminin yüzde 85'inden fazlası, özellikle arbüsküler mikoriza mantarları (AMF) ile simbiyotik ilişki kurar. Bu mantarlar bitkilere topraktaki besinleri taşırken karşılığında fotosentezden elde edilen şekerlerden yararlanır. Yosunlar ise gerçek kök taşımadıklarından bu ilişkinin dışında tutuluyordu.
Doktora öğrencisi Kian Kelly, çöl yosunlarını laboratuvarda öğütüp mantar DNA'sı aradı. Sonuç şaşırtıcıydı: Yakın çevredeki toprak mikroflorasından belirgin biçimde farklı, yosun dokusuna özgü mantar toplulukları saptandı. Daha da ilgi çekici olan, daha sert iklimlerden gelen yosunların farklı mantar türleri barındırması; bu da belirli mantarların sıcak ve kuru koşullarla başa çıkmaya yardımcı olabileceğine işaret ediyor. Fungal yapıların yosun hücrelerinde boyama ve mikroskop ile görüntülenmesi de bu ilişkiyi fiziksel kanıtla pekiştirdi; görülen "arbüskül benzeri" dallanmış yapılar, diğer bitkilerin köklerindeki besin alışveriş noktalarına benziyor.
Ancak araştırmacılar temkinli: Yosun ve mantarın gerçekten kaynak alışverişinde bulunduğu henüz kanıtlanmadı; bu nedenle ilişki resmi bir simbiyoz olarak tanımlanamıyor. Bununla birlikte bulgular, yaklaşık 470 milyon yıl önce bitkilerin karaya çıkışında fungal ortaklıkların çok daha geniş kapsamlı bir rol oynamış olabileceğini ve yosunların bu tarihin görünmez bir parçası olduğunu düşündürüyor.