Kanımızın oksijensiz kaldığında maviye dönüştüğünü düşünmek epey akla yatkın geliyor, çünkü bileklerimize baktığımızda bariz bir şekilde mavi damarlar görüyoruz.
Ancak bu görsel çıkarım, bir yerimiz kesildiğinde ortaya çıkan kanın her zaman kırmızı olduğu gerçeğiyle uyuşmuyor. İnsan kanı, oksijen seviyesi ne kadar düşerse düşsün hiçbir zaman mavi renge bürünmüyor. Atardamarlardaki bol oksijenli kan parlak kırmızı renkteyken, toplardamarlarda kalbe dönen kan koyu kırmızı, hatta bordoya yakın bir tonda bulunuyor.
Damarlarımızın mavi görünmesinin sebebi kanın kendi rengi değil, derimizin ışık dalga boylarını yansıtma fiziğiyle açıklanıyor. Deri dokumuz, kırmızı dalga boylarını emerek içeri doğru dağıtıyor, mavi dalga boylarını ise yoğun bir şekilde doğrudan dışarı yansıtıyor. Bu optik durum, damarların üzerindeki deriyi kırmızı kanı mavi gösteren bir filtreye dönüştürüyor.
Doğada ahtapotlar ve at nalı yengeçleri gibi canlılar hemosiyanin pigmentleri sayesinde gerçekten mavi kana sahip oluyorlar. Fakat insana geldiğimizde, bileğimizdeki o kalın mavi çizgilerin içinde her an koyu kırmızı bir sıvı akmaya devam ediyor.
0 görüntülenme