Partnerimiz bize bir derdini anlattığında hemen bir çözüm öneriyorsak, ilişkimize istemeden de olsa zarar veriyor olabiliriz. Her ne kadar sorunlara pratik yanıtlar bulmak mantıklı gelse de, karmaşık insan ilişkileri ve beynimizin çalışma mekanizması sadece mantıkla yürümez. Partnerimiz sıkıntısını bizimle paylaştığında rasyonel bir yönlendirmeden ziyade, duygusal olarak anlaşıldığını hissetmek ister.
Beynimiz fiziksel besinleri sindirdiği gibi yoğun hisleri de işleyip zihinsel sistemimize katmak zorundadır. Bu duygusal süreçte, hislerimizin en yakınlarımız tarafından geçerli kabul edilmesine çok fazla ihtiyaç duyarız. Biz karşımızdakine tavsiye verdiğimizde, onun duygusal onaylanma ihtiyacını geri çevirmiş oluruz. İşin evrimsel ve psikolojik olarak ilginç tarafı, sürekli akıl veren bir pozisyonda olmanın karşı tarafa gizli bir statü mesajı iletmesidir. Çözümleri bizim bulduğumuzu hissettirmek, dolaylı olarak ondan daha zeki olduğumuzu ima edebilir. Bu da beyinde stres yaratır ve anlaşılamama hissini körükler.
İyi niyetli çabamız ortadaki sorunu çözmediği gibi iletişim kopukluğu da yaratır. Beynin duygusal süreçlerini baskılamak yıkıcıdır. Bazen yapabileceğimiz en doğru hamle, karşımızdaki kişiyi sadece dinlemektir.
0 görüntülenme