NASA’nın emektar teleskobu
Hubble, bayrağı devretmeye hazırlandığı halefi
Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu (Roman) için galaksimizin merkezindeki en yoğun bölgeyi mercek altına aldı. Eylül 2026’da fırlatılması planlanan Roman, Samanyolu’nun "şişkinlik" (bulge) olarak adlandırılan merkez bölgesini tarayarak binlerce yeni ötegezegen ve egzotik gök cismi keşfedecek. Hubble’ın gerçekleştirdiği bu öncü tarama, Roman’ın gelecekte elde edeceği verilerin doğru analiz edilebilmesi için kritik bir altyapı sunuyor.
Roman Teleskobu'nun en büyük yeteneklerinden biri, mikromerceklenme (microlensing) olaylarını yakalamak olacak. Bu olay, uzaktaki bir yıldızın ışığının, önünden geçen daha yakın bir nesnenin (bir yıldız, gezegen veya karadelik) kütleçekimiyle bükülüp parlaması sonucu oluşur.
Bir mikromerceklenme olayı sırasında ışık kaynaklarını birbirinden ayırt etmek oldukça zordur. Hubble’ın 2025 yılında başlattığı ve Roman’ın gözlemleyeceği alanları kapsayan devasa tarama, bu karmaşayı önlemeyi amaçlıyor.
Gökbilimciler, Hubble’ın elde ettiği verileri kullanarak:
Işık Kaynaklarını Ayrıştırma: Merceklenme olayı yaşanmadan önce hangi yıldızın "mercek" (öndeki nesne), hangisinin "arka plan kaynağı" olduğunu belirleyebilecekler.
Kütle Ölçümü: Mikromerceklenme normalde sadece bir kütle oranı verir. Ancak Hubble’ın verileri sayesinde, bilim insanları dolaylı tahminler yerine yıldızların ve yörüngesindeki gezegenlerin gerçek kütlelerini doğrudan ölçebilecekler.
Samanyolu'nun merkezindeki toz ve gaz bulutları arasından süzülen ışığı yakalayan bu taramalar, şimdiye kadarki en derin gökyüzü haritalarından birini oluşturuyor. Hubble’ın şu anki öncü çalışması 20 ila 30 milyon noktasal ışık kaynağını içeren bir katalog oluştururken; Roman, görevi tamamladığında bu sayıyı 200 ila 300 milyona çıkaracak.
Bu devasa veri seti, sadece yeni gezegenler bulmakla kalmayacak, aynı zamanda galaksimizin gizli kalmış bölgelerinin haritalandırılmasına da olanak tanıyacak.