Ütopya Adası’ndaki insanlar daha eşit, daha sakin ve daha az hırslı. İlk başta kulağa çok hoş geliyor. Ama biraz durup düşününce şunu fark ediyorsun: Bu düzen ne kadar adil olursa olsun, fazla kusursuz. Herkes mutlu gibi ama birey olmanın alanı da dar.
More’un asıl başarısı burada. Sana hazır bir cennet sunmuyor ve seni ikilemde bırakıyor. “Daha adil ama daha sıkı kurallı bir dünya mı, yoksa özgür ama adaletsiz bir dünya mı?” diye sorduruyor.
Ütopya bittiğinde şunu düşündüm .Belki sorun, kusursuz bir düzen aramamızda değil; insanı merkeze almadan düzen kurmaya çalışmamızda.