Burada ana karakterimiz, genç kadın Setsuko ile tanışır. Setsuko, ağır bir akciğer hastalığıyla mücadele etmektedir. Ana karakterimiz ile Setsuko’nun birbirine bağlılığı, zamanla büyüyen bir aşk hikâyesine dönüşür. Fakat bu aşk, ölümün kaçınılmaz gerçekliğiyle çevrelenmiş melankolik bir bağlamda gelişir. Setsuko'nun fiziksel durumu giderek kötüleşirken, ana karakterimiz bir yandan onun yanında olmaya çalışır, bir yandan da kendini yaşamın anlamını ararken bulur.
Roman boyunca, ana karakterimizin sanatoryumdan ayrılıp şehre dönmesi, karakterin içsel dönüşümünü ve hayata bakışını etkiler. Ancak, şehir hayatının karmaşası ve modernleşmenin getirdiği hızlı değişim, karakter üzerinde hem bir yenilik hissi hem de nostaljik bir acı yaratır. Toplumsal modernleşme, bireysel trajedilerle iç içe geçerek, Japonya'nın bu dönemdeki kültürel dönüşümünü bir arka plan olarak sunar. Tüm bu gitgellerin sonucunda ana karakterimiz kaderiyle baş başa yalnız hayatında birbaşına kalır ve zorunda kalarak bir karakter gelişimi yaşar. Kitabın ismi, Paul Valéry'nin bir dizesinden alınmıştır: “Rüzgar yükseliyor! ... Yaşamaya çalışmalıyız.” Bu ifade, romanın felsefi temelini oluşturur ve karakterlerin mücadelelerini anlamlandırmak için bir metafor işlevi görür. Hori’nin yazımı, minimalist ama yoğun bir duygusal anlatı ile karakterlerin iç dünyasına derinlemesine odaklanır. Doğanın ve mekanların betimlemeleri, hikâyeye sakin bir atmosfer katarken aynı zamanda melankoli hissini yoğunlaştırır.
Burada ana karakterimiz, genç kadın Setsuko ile tanışır. Setsuko, ağır bir akciğer hastalığıyla mücadele etmektedir. Ana karakterimiz ile Setsuko’nun birbirine bağlılığı, zamanla büyüyen bir aşk hikâyesine dönüşür. Fakat bu aşk, ölümün kaçınılmaz gerçekliğiyle çevrelenmiş melankolik bir bağlamda gelişir. Setsuko'nun fiziksel durumu giderek kötüleşi
... Daha fazla göster