Zangger’in temel tezi, Luvi topluluklarının Batı ve Güney Anadolu’da geniş bir coğrafyaya yayılmış, denizcilikle, ticaretle ve diplomasiyle iç içe gelişmiş çok merkezli bir uygarlık oluşturduğudur. Yazar, arkeolojik bulgular, yazılı kaynaklar ve jeopolitik analizleri bir araya getirerek Luvi dünyasının parçalı ama etkili bir siyasal yapı sunduğunu savunur. Bu yaklaşım, merkezi imparatorluklara odaklanan klasik tarih anlayışına karşı, ağlar ve etkileşimler üzerinden okunan bir tarih önerir.
Kitapta özellikle dikkat çeken noktalardan biri, Luvi uygarlığının Ege dünyası ve Doğu Akdeniz ile olan ilişkileridir. Zangger, Troya, Arzawa ve Seha Nehri Ülkesi gibi bölgeleri Luvi kültür havzası içinde değerlendirerek, Troya Savaşı anlatılarının yalnızca Yunan merkezli mitolojik bir çerçevede değil, Anadolu bağlamında da okunması gerektiğini ileri sürer. Bu yorum, Troya’yı izole bir kent devleti olmaktan çıkarıp, Anadolu’nun çok katmanlı siyasal dünyasının bir parçası hâline getirir.
Zangger’in dili, akademik titizlik ile popüler tarih anlatısı arasında dengeli bir yerde durur. Kitap, uzman olmayan okur için de anlaşılır olmayı hedeflerken, ileri sürdüğü tezlerin cesareti nedeniyle tartışmaya açık bir metin hâline gelir. Özellikle Luvi uygarlığının Geç Tunç Çağı çöküşündeki rolüne dair yorumlar, tarihsel kanıtların yorumlanma biçimi açısından eleştiriye açıktır. Ancak bu durum, kitabın zayıflığı değil, tam tersine tartışma yaratma gücü olarak değerlendirilebilir.
Luvi Uygarlığı, Anadolu tarihinin “sessiz aktörleri”ne kulak vermesi bakımından önemlidir. Zangger, tarih yazımının uzun süre görmezden geldiği ya da ikincil saydığı kültürlerin, aslında büyük tarihsel dönüşümlerde merkezi roller üstlenmiş olabileceğini hatırlatır. Bu yaklaşım, Anadolu’yu yalnızca büyük imparatorlukların geçiş alanı olarak değil, kendi dinamikleri olan bir uygarlıklar merkezi olarak görmeye imkân tanır.
Sonuç olarak Luvi Uygarlığı, kesin doğrular sunan kapalı bir anlatıdan çok, yeni sorular soran ve alışılmış kalıpları zorlayan bir kitaptır. Eberhard Zangger, Luvi halklarını tarih sahnesine geri çağırırken, okuru da tarihsel anlatıların nasıl kurulduğunu yeniden düşünmeye davet eder. Bu eser, özellikle Anadolu arkeolojisi, Geç Tunç Çağı tarihi ve alternatif tarih okumalarına ilgi duyanlar için kışkırtıcı ve ufuk açıcı bir okuma sunar.