Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
İnceleme Yaz

Korkuyu Beklerken

Kitap
1975
EA Puanı
7.0 10
4 Kişi
Senin Puanın
Puan Ver
Tanıtım
Oğuz Atay'ın hikayeleri, gündelik hayatı kavrayış derinliği, anlatım zenginliği ve okuru alıp götürmedeki enerjileri bakımından romanlarından geri kalmaz. Kitaba adını veren hikayenin korkuyu beklerken kendini evine hapseden kahramanı, Atay'ın edebiyat güzergahındaki farklılığının en büyük kanıtlarından. Yazarın bu kitaptaki ilk hikayeyle varettiği "Beyaz Mantolu Adam" da öyle.
Yazar
Oğuz Atay
Dili
Türkçe
Orijinal Dili
Türkçe
Yayınlanma Tarihi
28 Nisan 1975
Yayınevi
İletişim Yayınları
Eser Hakkında Daha Fazla Bilgi
Sayfa Sayısı 196
ISBN-10 9-754-70158-X
ISBN-13 978-9-7547-0158-6
Boyutları 10 x 35 cm
Cilt Ciltsiz
Yazar Hakkında
Atay 1934 yılında İnebolu'da doğdu. İTÜ'de İnşaat Mühendisliği okudu, 1971 yılında ilk eseri olan ve Tutunamayanlar yayınlandı Aynı yıl TRT yılın romanı Ödülü'nü aldı. 13 Aralık 1977 yılında vefat etti.
Özet
Oğuz Atay’ın bu eseri, toplumdan kopmuş ve yabancılaşmış bir bireyin iç dünyasındaki kuşatılmışlığı ele alır. Ana karakter, kendisine gönderilen gizemli ve tehditkar bir mektup sonrası evine kapanarak belirsiz bir korkunun esiri olur. Kitap, entelektüel yalnızlığı, toplumsal uyumsuzluğu ve insanın kendi zihninde yarattığı hapishaneyi trajikomik bir dille işler.
Tüm Reklamları Kapat
Kişiler
İnceleme Yaz
İncelemeler (2)
Alıntılar (0)
Gönderiler (0)
İnceleme
Meryema Şermet
Meryema Şermet
130.7K UP
İnceleyen9 1 hafta önce
Ben büyük bir Atay hayranıyım. Türk edebiyatında onun kadar sıra dışı yazar bulmak zor. Başarılı yazarımız çok fazla ama Oğuz Atay benim için bambaşka bir yere sahip. İlk okuduğum eseri olan tutunamayanlar da yazarın dünyasıyla ilk defa karşılaşmıştım ve o zamanda kendimde esere inceleme yazacak cesareti bulamıyordum (ya kötü bir inceleme yazarsam, eseri hak ettiği gibi övemezsem) diye. Hâlâ da yazmadım. İkinci okuduğum eseri ise; Oyunlarla Yaşayanlar olmuştu, onu da çok beğenmekle birlikte inceleme yazmamıştım. Ama bu defa korkuyu beklerken öykü kitabıyla şeytanın bacağını kırmaya niyetliyim:)
Atay'ın eserlerindeki başkaralterler genellikle ondan birşeyler taşıyorlar, onun düşünce dünyasının yansıtıyorlar. Tutunamayanlar romanındaki Turgut'un mühendis olması (Atay'da mühendisti) oyunlarla yaşayanların baş karakteri çoşku'nun yaşadığı aydın bunalımı, korkuyu beklerkendeki her öykü'nün baş karakterlerinin de ortak sorunu olan; yalnızlık, toplum tarafından anlaşılmama ve topluma olan kızgınlık. Bunlar Atay ile karakterlerinin ortak bazı özellikleri. Ama onun düşünce dünyasını yansıtıyorlar derken tam olarak anlatmak istediğim şey bu değildi. Örneğin; "beni anlamıyorlardı. Zarar yok, zaten beni daha kimler anlamadı! " Ya da, " düşünmek mi? Durmadan düşünmekten başka ne yapıyordum ki? O kadar çok düşündüm ki, o kadar çok şeyi bir arada düşündüm ki... "Bunlar korkuyu beklerken öyküsünden, bana göre Oğuz Atay'ın kendi düşünceleri, serzenişi. Oradaki isimsiz baş karakterin değil. Ayrıca kitaptaki birçok öyküsünde baş karakterlerin ismi yok, bunun sebebi onların aslında kendisi olması bence. Tamamen olmasa bile büyük ölçüde Oğuz Atay'ın ta kendisi o tutunamayan, yalnız, insanlara küskün ve öfkeli karakterler. Eğer hala aksini iddia ediyorsanız kendimce fark ettiğim bir iki detayı daha dikkatinize sunmak isterim; bir mektup öyküsünde baş karakter, " Tabii tanımadığınız için nereden bileceksiniz, münasebetsiz babam -sanki ikimiz de aynı yaştaymışız gibi beni zorla kendi terzisine götürdü, Sadece dikiş parasını verdi diye bana bol gelen bu aşağılık elbiseyi giymek zorunda kaldım." Diye yakınıyor. Kitabın ileriki bölümlerinde yer alan babama mektup öyküsünde de, (bu öykü'nün üzerinde birazdan daha detaylı duracağım) "üstüme uymayan kötü dikilmiş elbiseler giydirdin" diyor babasına. Yani bir mektup öyküsündeki babasına bu konuda sitem eden isimsiz baş karakter ile babama mektup öyküsündeki, bizzat Atay'ın etmiş olduğu sitem aynı. Bunun gibi daha birçok örnek sayılabilir, mesela korkuyu beklerken'deki karakterin yaşadığı şehirden uzak bir kasabadaki izole ev, Oğuz Atay'ın da babama mektup öyküsünde yapmak istediği şey olarak geçiyor. "işte ben de yalnızsam, Yalnızlığımı bilmek için çoğu zaman- sabit bakışlarla boşluğa baktığım zaman- bu herkesten uzak, kerpiç evi gittikçe daha ciddi bir biçimde düşünüyorum."
Atay'ın eserlerindeki baş karakterlerin aslında, kendisinin birer parçaları olduğu konusunda anlaştık sanıyorum? Şimdi geçelim beni en çok etkileyen iki öyküsüne; İlki, korkuyu beklerken öyküsü oldu. En uzun öykü buydu ama yine de bana çok kısaymış gibi geldi, aşırı etkileyiciydi. Bence o hikayeden, en az bir tutunamayanlar veya tehlikeli oyunlar kadar harika roman çıkardı. Karakterin piskolojik sorunları- ki bütün Atay karakterleri yarı delidir bana göre- ve muazzam pasajlarıyla okurken çok zevk aldığım bir hikaye oldu. İkincisi ise; babama mektup hikayesi. Benim için anlamı bambaşka çünkü Atay'ın baba problemini ben de yaşıyorum. Babamla hiç anlaşamadık şu ana kadar, hep ondan kurtulursam( üniversiteye gidip ya da meslek sahibi olduğum zaman) herşeyin yoluna gireceğini, çok daha iyi olacağını düşündüm. Benim potansiyelimi engelleyen o diyordum kendime. Size sadece Atay'ın babasına söylediği şu sözleri aktaracağım;" belki hatırlamazsın ama bugün sen öyle de tam 2 yıl oluyor. Ne yazık ki bu süre içinde ben daha iyi ve akıllı olamadım. Oysa yıllar önce, bazı zamanlar sen olmasaydın birçok şey yapabileceğimi düşünürdüm. Şimdi artık suçun kendimde olduğunu görmek zorundayım!" Bu satırlar beni fazlasıyla etkiledi. Yanlış düşündüğümü fark ettim, o an hissettiğim tüm duyguları anlatmaya kalksam inceleme fazlasıyla uzar. Zaten yeterince uzun oldu bu yüzden hem kendim hem de sizin iyiliğiniz için bunu yapmayacağım.( boğazım çok kurudu, hafiften başım da dönüyor.) İşte şuan Atay'ı taklit ediyorum, farkında olmadan! Ama söylediklerim gerçek😮‍💨
Vakit ayırıp incelemeyi sonuna kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Bence Oğuz Atay'ı henüz okumadıysanız başlamak için iyi bir zaman😊
Lütfen okuyun.
9
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
210.4K UP
İnceleyen10 3 gün önce
Merhaba
Bazen bazı kitaplar vardır; okurken hikayeyi değil, kendini okursun. Korkuyu Beklerken benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Sayfaları çevirdikçe karakterler değişmedi aslında ben değiştim. Belki, içimde zaten var olan ama adını koyamadığım o tuhaf huzursuzluk, bu kitapta kendine bir dil buldu. Oğuz Atay’ın 1975 yılında okuyucu ile buluşturduğu hikâye kitabına ismini veren üçüncü öykü “Korkuyu Beklerken” Oğuz Atay bu kitabında klasik bir hikaye anlatmaz; daha doğrusu, anlatmak istemez. Onun derdi olaylar değil, insanın içidir. Dış dünyadan çok, zihnin dar koridorlarında dolaştırır seni. Orada fark edersin birden insan bazen hiçbir şey olmadan da korkabilir. Çünkü asıl korku, dışarıda değil, içeridedir. Kendi halinde yaşayan, kimseye bir zararı dokunmamış bir adamın öyküsüdür bu. Şehir merkezinden uzakta ve müstakil bir evde, yalnız başına yaşayan bu adamın deyim yerindeyse kurulu düzeni bir gün evinde bulduğu bir mektup ile alt üst olur. Mektup, bilmediği bir dilde ve anlamlandıramadığı bir şekilde yazılmıştır. Bir süre mektubu çözebilmek için uğraşan kahraman, bunda başarılı olamayınca mektubu bir arkadaşına götürür. Bu arkadaşı, öyküde okuyucuya ölü diller uzmanı olarak tanıtılır. Ölü diller uzmanı kahramana bu mektubun çok gizli bir mezhep tarafından kendisine gönderildiğini ve kahramana mektup eline ulaşmasından itibaren asla evinden dışarı çıkmamasını bildirdiklerini söyler. Bunun üzerine kahraman zaten var olan korkuları ile yüz yüze gelir ve hayatı anlamsızlık ve korkudan ibaret tek düze bir döneme girer....

Kitabın en çarpıcı yönlerinden biri, karakterlerin sürekli bir “bekleme” hâlinde olmasıdır. Ama bu, somut bir şeyin beklenmesi değildir. Daha çok adı konulamayan, belirsiz bir tehdidin, bir huzursuzluğun beklenmesidir. Sanki her şey yolundaymış gibi görünür ama içten içe bir şeylerin yanlış olduğunu hissedersin. İşte Atay tam da bu hissi anlatır. İnsan bazen nedenini bilmeden tedirgin olur ya bu kitap o tedirginliğin kendisi gibi. Oğuz Atay’ın eserlerinde Kafka benzeri eğilimler gözlenir. Kafka’nın “öncü misyonu ve kendine özgü tarzı” şeklinde edebiyat terminolojisinde yer bulmuş olan kafkaesk kavramını( Franz Kafka'nın eserlerindeki üslubu çağrıştıran, mantık dışı, karmaşık, tehdit edici ve kabus gibi durumları tanımlayan bir sıfattır. Genellikle bürokratik çaresizlik, bireyin anlamsız otorite karşısındaki yalnızlığı, yabancılaşma ve gerçeklikten kopuşu ifade eder) , Korkuyu Beklerken adlı öyküdeki kahramanda gözlemlemek mümkündür.

Aslında öykünün bütününde işlenen korku temasının kahramanda mektuptan önceden süregelen bir iç çatışma olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Kahramanın mektubu almadan önce de kendi dünyasında yoğun bir yalnızlık yaşamakta olduğu söylenebilir. Kitaptaki yalnızlık çok derin. Ama bu bildiğimiz yalnızlık değil. Kalabalıkların içinde hissedilen, insanın kendine bile yabancılaştığı bir yalnızlık. Atay’ın karakterleri konuşur ama anlaşılmaz, düşünür ama rahatlayamaz. Çünkü sorun dış dünyayla değil, insanın kendi içindeki kopuklukla ilgilidir.
Ben bu kitabı bitirdiğimde şunu düşünmüştüm yıllar önce :)) Korku bazen başımıza gelecek bir şey değildir. Bazen zaten içimizde olan, sadece fark edilmeyi bekleyen bir şeydir. Biz onu susturmaya çalıştıkça, o daha çok konuşur ki açık konuşmak gerekirse bu benim yıllardır deneyimlediğim bir şey ve çoğu zaman herkesten sakladığım bir duygu :((
“Korkuyu Beklerken”, bana göre okunup geçilecek bir kitap değil. İçine sızan, insanı biraz huzursuz eden ama bir o kadar da dürüst bir metin. Belki de bu yüzden güzel. Çünkü herkesin sakladığı o kırılgan tarafı, hiç saklamadan ortaya koyuyor.
8
2 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İnceleme Göster
Eseri Ekleyen
Meryema Şermet
@Meryem2007
İnceleme Yaz
Tavsiyelere Git
Tüm Eserlere Git
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Tarih, her güçlü teknolojinin iki ucu keskin bir kılıç olduğunu açıkça göstermektedir. Tüm teknolojiler arasında tartışmasız en güçlüsü olan yapay zekanın sadece tek bir keskin ucu olduğunu varsaymak aptallık olur."
Elon Musk
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)