Bu roman suçtan çok seyircilik üzerine. Herkes bir şeylerin ters gittiğinin farkında ama sorumluluk hep başkasına bırakılıyor. “Ben söylesem bir şey değişir mi?” diye düşünülen o anlar, Santiago’nun ölümüne giden yolu açıyor. Márquez burada şunu söylüyor gibi: Felaketler bazen kötülükten değil, sessizlikten doğar.
Anlatım sakin, hatta serinkanlı ama bu sakinlik daha da sarsıcı. Çünkü yaşananlar olağanüstü değil; fazlasıyla tanıdık. Küçük bir kasabada dedikodunun, namusun ve korkunun insan hayatından daha ağır basabildiğini görüyorsun.
Kırmızı Pazartesi bittiğinde insanın aklında şu kalıyor:
Bazen suçlu tek bir kişi değil;
hiçbir şey yapmayan herkes.
insan ne kadar kitap okursa o kadar farklı dünyaya ve yaşama şahit oluyor. vakit ayırıp incele yorumumu okuyan herkese teşekkür ederim.