Metinlerinde çok net bir duygu var, modernleşme arzusu ile kültürel kökleri koruma isteği arasındaki gerilim. Bir yanda göçebe geleneğin hafızası, diğer yanda yeni kurulan bir siyasal düzen. Bu çatışmayı didaktik bir dille değil, sorumluluk duygusuyla anlatıyor.
Şu düşünce onun metinlerinin ruhunu yansıtıyor.“Bir halkın kaderi, kendi bilincine varmasıyla değişir.”
Bu cümle tam da onun dünyasını özetliyor. Kırgızistan’ı anlatırken sadece coğrafyayı değil, halkın eğitimini, ekonomik dönüşümünü, siyasal örgütlenmesini konuşuyor. Çünkü ona göre bir ülke dağlarıyla değil, bilinçli insanıyla var olur. Issık Göl’den, Tanrı Dağları’ndan söz ederken romantik bir ton var; ama o romantizm nostaljik değil. Daha çok “Bu topraklar potansiyel taşıyor” diyen bir ses. Sanki sürekli geleceğe bakıyor.
Bir yerde şöyle hissettiriyor . “Gelenek geçmişte kalmaz; doğru anlaşılırsa geleceğin temelidir.” Bu yaklaşım çok kıymetli. Çünkü o dönemde modernleşme çoğu zaman geçmişi silmek olarak algılanıyordu. Abdrakhmanov ise geçmişle kopmadan ilerlemenin yollarını arıyor.
Samimi konuşayım mı? Metinleri bugünün okuruna biraz ideolojik gelebilir. Sonuçta Sovyet bağlamında yazılmış metinler. Ama satır aralarında bir halkı ayağa kaldırma çabası var. Eğitim vurgusu, üretim vurgusu, örgütlenme vurgusu ,b unlar kuru slogan gibi değil; tarihsel bir zorunluluk hissiyle yazılmış.
Onu okurken şunu düşündüm. Küçük görülen coğrafyalar aslında büyük kırılmaların sahnesi oluyor. Kırgızistan o dönemde dünya siyasetinin merkezinde değil belki ama kendi içinde büyük bir dönüşüm yaşıyor. Abdrakhmanov o dönüşümün hem tanığı hem aktörü. Trajik olan tarafı ise kendi inşa etmeye çalıştığı sistem tarafından tasfiye edilmesi. Bu da metinlerine geriye dönük bakınca ayrı bir hüzün katıyor. Sanki satır aralarında hem umut hem kırılganlık var.
Sonuçta bu kitap sadece Kırgızistan’ı anlatmıyor. Bir kimlik arayışını, modernleşmenin sancılarını ve bir aydının sorumluluk duygusunu anlatıyor. Okurken dağları görüyorsun evet, ama daha çok bir halkın “biz kimiz ve nereye gidiyoruz?” sorusunu duyuyorsun. Bence asıl güçlü tarafı bu.