Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Premium
Paylaşım Yap
500 ATP Ödüllü Soru: Hızın belli bir yönünün olması zorunlu mudur? Hemen cevapla! 500 ATP Ödüllü Soru: Kendimi Fransızca'da nasıl geliştirebilirim (lütfen açıklamayı okuyun)? Hemen cevapla!
İnceleme Yaz

Kendine Ait Bir Oda

Kitap
1929
EA Puanı
8.0 10
2 Kişi
Senin Puanın
Puan Ver
Tanıtım
"Bütün bu yüzyıllar boyunca kadınlar, erkeği olduğundan iki kat büyük gösteren bir ayna görevi gördüler, büyülü bir aynaydı bu ve müthiş bir yansıtma gücü vardı. Böyle bir güç olmasaydı dünya hâlâ bataklık ve balta girmemiş ormanlardan ibaret olurdu. Savaşlarda zafer kazanıldığı duyulmazdı... Çar ve Kayzer ne taç giyerler, ne de tahttan inerlerdi. Uygar toplumlarda hangi işe yararlarsa yarasınlar, bütün şiddet ya da kahramanlık eylemlerinde aynalar gereklidir. İşte bu yüzden Napoléon da Mussolini de kadınların erkeklerden aşağı olduğunda bu kadar ısrarcıdırlar, eğer onlar aşağıda olmasalardı kendileri büyüyemezlerdi."

Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf'un 1928 yılında kapılarını kadınlara yeni yeni açmakta olan Cambridge Üniversitesi'ndeki kız öğrencilere hitaben yaptığı bir konuşması üzerine şekillenmiştir. İngiltere'de kadınların seçme ve seçilme hakkını elde etmelerinden bir yıl sonra yayımlanan kitap o tarihten günümüze feminizm tartışmalarının locus classicus'u olageldi. Jane Austen ve Charlotte Brontë'den, kadınların niçin bir Savaş ve Barış yazamadıklarına; Shakespeare'in hayali kız kardeşinden bugün de tartışılmaya devam eden kadının yoksulluğu ve namusu başlıklarına, hatta yaratıcılığın doğasına kadar uzanan geniş bir yelpazede kalemini özgürce oynatan Woolf, kadınlara edebiyat alanında bir çıkış yolu gösteriyor.

"Bir kadın eğer kurmaca yazacaksa, parası ve kendine ait bir odası olmalıdır," diyen Virginia Woolf'un sesi, aradan geçen sekseni aşkın yıla rağmen gücünü ve etkinliğini koruyor.
"Bütün bu yüzyıllar boyunca kadınlar, erkeği olduğundan iki kat büyük gösteren bir ayna görevi gördüler, büyülü bir aynaydı bu ve müthiş bir yansıtma gücü vardı. Böyle bir güç olmasaydı dünya hâlâ bataklık ve balta girmemiş ormanlardan ibaret olurdu. Savaşlarda zafer kazanıldığı duyulmazdı... Çar ve Kayzer ne taç giyerler, ne de tahttan inerle ... Daha fazla göster
Yazar
Virginia Woolf
Dili
Türkçe
Orijinal Dili
İngilizce (English)
Yayınlanma Tarihi
24 Ekim 1929
Yayınevi
Kırmızı Kedi Yayınevi
Eser Hakkında Daha Fazla Bilgi
Sayfa Sayısı 136
ISBN-10 6-055-34030-5
ISBN-13 978-6-0553-4030-8
Boyutları 12,5 x 21 cm
Cilt Ciltsiz
Özet
Kendine Ait Bir Oda kitabı bizleri asırlar süren bir yolculuğa çıkarıyor. Aynı zamanda anlaşılır, yalın diliyle insani değerleri ve insanı anlamamızı sağlıyor. Kırmızı Kedi Yayınevinden çıkan, Virginia Woolf’un başyapıtlarından biri olan bu kitap, tüm dünyada hâlâ biz okuyucular için yepyeni ufukların habercisi olarak okunma rekorları kırmaya devam ediyor.
Tüm Reklamları Kapat
Kişiler
İnceleme Yaz
İncelemeler (3)
Alıntılar (0)
Gönderiler (0)
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
239.7K UP
İnceleyen 17 Şubat
Merhaba
Bu kitabı okurken insan kendini bir konferans salonunda değil de, sakin bir odada, pencerenin kenarında oturmuş Virginia Woolf ’la çay içiyormuş gibi hissediyor. Sana bir ders vermiyor; daha çok düşünmeye davet ediyor. “Kadınlar neden büyük edebiyat eserleri üretmedi?” sorusuyla başlıyor ama aslında sorduğu şey çok daha derin: Bir insanın yaratabilmesi için neye ihtiyacı vardır?

Woolf’ net ve açık bir cevap verir .Bir kadının yazabilmesi için paraya ve kendine ait bir odaya ihtiyacı vardır.” Bu cümle çok sade , basit geliyor fakat biraz düşününce insanı etkiler .Çünkü burada oda sadece dört duvar değil. O oda; özgürlük, ekonomik bağımsızlık, bölünmeyen zaman ve zihinsel alan temsil eder. Kitap boyunca Woolf’un dili hem zarif hem ironik. Erkek egemen akademik dünyayı anlatırken alttan alta ince bir mizah var. Mesela erkeklerin kadınlar hakkında yazdığı kalın kitapları düşünürken, onların öfkesini ve savunmacılığını fark ediyor. Şunu sezdiriyor: Kadınları küçük görmek bazen erkeklerin kendilerini büyük hissetme ihtiyacından doğar. Ama Woolf’un metni bir öfke metni değil. Daha çok bir bilinç metni. “Androjen zihin” Woolf'un manifestosu olarak bilinir. Woolf bu fikrini ortaya atıyor; yaratıcı zihnin kadınsı ya da erkeksi değil, ikisinin dengesi olduğunu söylüyor.

Bana göre sadece kadınlar için değil, herkes için yazılmış gibi. Çünkü aslında mesele üretmek. Düşünmek. Kendin olabilmek. Hepimizin hayatında bir “oda” ihtiyacı yok mu? Gürültüden uzak, kimsenin müdahale etmediği, sadece kendimize ait bir alan.

Kitap bittiğinde Woolf bağırmaz , slogan atmaz, Woolf'un sözlerinde şunu duyarsınız “Yetenek vardır. Ama koşullar yoksa o yetenek filizlenemez.” insan dönüp kendi hayatına bakıyor. Ki bu çoğu zaman bir çok kadının yaptığı bir davranış. Benim odam var mı? Benim özgür zamanım var mı? Ben gerçekten düşünebiliyor muyum? Woolf’un sorusu burada çok kişisel bir yere çarpıyor: “Benim odam var mı?” Türkiye’de birçok kadın bu soruyu hayatının farklı dönemlerinde kendine soruyor. Evlenmeden önce, evlendikten sonra, çocuk sahibi olduktan sonra, akademide, iş hayatında… “Ben gerçekten düşünebiliyor muyum?” sorusu bazen daha da ağır: “Ben gerçekten kendim için düşünebiliyor muyum?” Aslında mesele sadece kadın meselesi de değil; ama kadınlar için daha yoğun. Çünkü toplumsal roller zihinsel alanı daraltabiliyor. Woolf’un dediği gibi yetenek var. Türkiye’de de var. Çok var. Ama o yeteneğin filizlenmesi için sadece bireysel çaba yetmiyor; sosyal yapı, ekonomik şartlar ve kültürel kodlar da alan açmalı. insan ister istemez şunu fark ediyor: Kendine ait bir oda bazen bir kapı değil, bir cesaret. Ama o cesaretin sürdürülebilmesi için de gerçekten biraz sessizlik, biraz para ve biraz da müdahalesiz zaman gerekiyor.Bu yüzden Kendine Ait Bir Oda sadece feminist bir metin değil; bir varoluş çağrısı gibi. Sessiz ama güçlü. İnce ama derin. Okurken insan hem biraz üzülüyor hem de tuhaf bir şekilde güçleniyor.

Sanırım bu duyguyu boyunda üniversitede çocukları olan ,40 dan sonra tekrar üniversite okuyan ve etraftakilerin bu yaştan sonra ne uğraşıyorsun yada akdedeme deki hocaların bazılarının yaşından dolayı yatırım yapmak istemediği yüksek lisans yapmaya çalışan biri olarak ben çok iyi biliyorum .

Kendime soruyorum , Benim odam var mı? Benim özgür zamanım var mı? Ben gerçekten düşünebiliyor muyum?
15
2 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Eren Gürleyük
İnceleyen8 7 Nisan
Kendine Ait Bir Oda, düşüncenin özgürleşmesi için maddi bağımsızlıkla zihinsel cesaretin birlikte var olması gerektiğini bu kadar sade ve sarsıcı anlatabilen ender metinlerden biridir.
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Gizem Çetin
Gizem Çetin
138.9K UP
İnceleyen8 2 hafta önce
Kitabın özü, Woolf’un şu cümlelerinde saklı: “Kurmaca yazmak isteyen bir kadının parası ve kendine ait bir odası olmalıdır.”

Kitap, yazarın, “kadınlar ve kurmaca” konulu uzun denemesinden oluşmaktadır. Deneme dedim ama kimi zaman bir günlüğe dönüşür, hatta Oxbridge adlı hayali bir üniversitenin bahçesinde öyküleşir, eski zamanlarda okunmuş şiirler belirir arada. Üslubu didaktik değildir aksine serbestçe akar.

Neden medeniyete kadınların daha az katkıda bulunduğunu, bilhassa edebiyat tarihinde neden çok az kadın şair olduğunu sorgular. Bu, erkeklerin inandırmaya çalıştığı gibi kadınların eksikliğinden dolayı mıdır?

Bir düşünce deneyi yapar Woolf. Shakespeare’in aynı yeteneğe, aynı dehaya sahip hayali bir kız kardeşini yaratır: Judith. Shakespeare, yeterince boş zamana ve toplumsal desteğe sahipken Judith henüz evinde, kendi annesi babası tarafından kösteklenmeye başlayacaktır. Tam yazmaya odaklanmışken yemek yapmaya çağrılacaktır mesela. Kütüphanelere erişemeyecek, okula gönderilmeyecek, daha hayatı tanımamışken erkenden evlendirilecektir.

Bir ihtimal daha yaratır yazar, Judith diyelim ki bir oyun yazabildi ve evden kaçarak tiyatroya gitti. Tiyatronun müdürü tarafından ciddiye alınmayacak, daha kapıdayken reddedilecektir. Kardeşiyle aynı meziyetlere sahip olmasına rağmen sırf cinsiyeti yüzünden yeteneklerini kalıcı eserlere dönüştüremeyecek ve ilhamlarını dışa vuramadığı için ruh sağlığı giderek bozulacaktır.

Bir ve birkaç yüzyıl evvelinin az sayıdaki kadın edebiyatçılarının -mesela Brontë kardeşler- yapıtlarını ve ruh hallerini inceler Woolf. Satırlarında engellenmekten doğan öfkeyi ve meydan okumayı, sahip olamadıkları imkânlara duydukları özlemi görür. Cinsiyetçiliğe maruz kalmak eserlerinde bir etki bırakmıştır ve Woolf’a göre olumsuz bir etkidir bu.

Jane Austen’in sürekli bir sürü insanın girip çıktığı ve dikkatinin bölüneceği oturma odasında yazmak zorunda kalması gibi, kadın şair ve yazarlar zihinlerinde dahi yalnız olamamışlar, toplumun içlerine işleyen önyargısıyla mücadele etmişlerdir.

Yazar, ayrıca iyi edebiyatın zor koşullardan doğduğu gibi romantik anlayışa karşı çıkar. Realist olarak, bir yazarın iyi yazması için en azından geçimini sağlayabilmesi gerekir, diye düşünür.

Kurmaca yazmak isteyen bir kadının parası ve kendine ait bir odası olmalıdır, hem fiziksel hem de zihinsel bir oda. Kimsenin etkileyemeyeceği, saf ilham ve düşüncelerini rahatsız edemeyeceği bir oda.
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İnceleme Göster
Eseri Ekleyen
Eren Gürleyük
@filozof
İnceleme Yaz
Tavsiyelere Git
Tüm Eserlere Git
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora
Aklımdan Geçen
Tür Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Topluluk Kuralları
Bu alan, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu türün ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu alanın amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim topluluğuna değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Bu Dünya'ya sırf bir biyolojik tesadüf sonucu gelip de insan kibri nedeniyle yok olmak ironilerin en büyüğü olurdu."
Richard Leakey
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)