Artık herkesin bildiği üzere film, zaman yolculuğu kavramını Einstein'ın görelilik teorisine atıfta bulunarak, ışık hızına yakın hızlarda seyahat etmenin teorik etkilerini eğlenceli bir şekilde ele alıyor. Ama katı bilimkurgu da değil, zira zaman yolculuğu için "Akı Kapasitörü" falan gibi tamamen kurgusal ve uydurma bir teknolojiyi tercih ediyor (kıyas olması bakımından Star Trek gibi yapıtllarda Alcubierre Sürüşü gibi daha gerçekçi yöntemler görüyoruz). Bu durum, filmin tabii ki bilimsel gerçekçilikten ziyade hikâye anlatıcılığını ön plana çıkardığının göstergesi. Yine de izleyiciyi bilime ve özellikle fiziğe ilgi duymaya teşvik eden detayları göz ardı etmek mümkün değil.
Film, zaman çizgisindeki değişimlerin sonuçlarını dramatik ve komik öğelerle dengeli bir biçimde gösteriyor. Örneğin, geçmişteki küçük bir eylemin gelecekte dramatik sonuçları olabileceği fikri, bilimsel olarak "kelebek etkisi" prensibine dayanıyor ve hikâyenin güçlü yanlarından birini oluşturuyor. Karakterlerin gelişimi ve aralarındaki kimya da filmin güçlü noktalarından; özellikle Marty McFly ve Dr. Emmett Brown arasındaki dostluk dinamiği seyirciyi etkiliyor.
Filmin bence en zayıf noktası ise zaman yolculuğunun yol açtığı paradoksların ve nedensellik ilkelerinin yüzeysel işlenmesi. Bu konular, daha derinlikli ve tutarlı bir biçimde ele alınabilirdi. Fakat bu eksikliği, eğlence ve mizah unsurlarıyla büyük ölçüde kapatıyor. Gelecekte çekeceğim bir videoda zaman yolculuğunun yarattığı paradoksları farklı şekillerde çözen fikirleri anlatacağım, buradan duyurmuş olayım. :)
Sonuç olarak, bilim ve kurgu arasındaki dengenin yeterince iyi kurulduğu, "zamanın ötesinde bir başyapıt" diyerek bir kelime oyunuyla bu incelemeyi bitireyim. :)