Geçmişe Yolculuk (Die Reise in die Vergangenheit)
Almanca Aslından Çeviren: Regaip Minareci
Kitap2018
Tanıtım
Zweig’ın 1920’li yıllarda yazdığı tahmin edilen bu novellanın el yazması ölümünden sonra oldukça geç bir tarihte, 1970’lerde gün ışığına çıkarıldı. Ve aşkın sınır tanımazlığı üzerine yazılmış en yoğun, en etkileyici metinler arasında yerini aldı. Geçmişe Yolculuk, zamana, mekâna ve değişen koşul...
Yazar
Stefan Zweig
Dili
Türkçe
Orijinal Dili
Almanca (Deutsch)
Orijinal Başlık
Die Reise in die Vergangenheit
Yayınlanma Tarihi
01 Şubat 2018
Yayınevi
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Son Baskı Sayısı
13
Eser Hakkında Daha Fazla Bilgi
| Sayfa Sayısı | 56 |
| ISBN-10 | 6-052-95344-6 |
| ISBN-13 | 978-6-0529-5344-0 |
| Boyutları | 12,5 x 20,5 cm |
| Cilt | Ciltsiz |
Yazar Hakkında
Stefan Zweig (1881-1942): Viyana’da varlıklı bir Yahudi ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Zweig, yaşamı boyunca Avrupa’nın hızlı değişimine tanıklık etti. 1934’te Nazilerin baskısı yüzünden Avusturya’dan ayrıldı. Önce İngiltere’ye, 1940’ta da Brezilya’ya göç etti. Satranç, Amok Koşucusu, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat, Olağanüstü Bir Gece gibi unutulmaz novellaları ona büyük bir ün kazandırdı. Roman, şiir, öykü, deneme, biyografi ve oyun gibi farklı türlerde çok sayıda yetkin ürün verdi. Psikolojiye ve Freud’un öğretisine duyduğu ilgi onu derin karakter incelemelerine götürdü. Önemli denemeleri arasında Üç Büyük Usta (1920); Kendileriyle Savaşanlar (1925) ve Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar (1928) sayılabilir. Ungeduld des Herzens (1938; Sabırsız Yürek) adlı bir psikolojik romanı da mevcuttur. Yazara ün kazandıran bir başka yapıtı Sternstunden der Menschheit’tır (1928; Yıldızın Parladığı Anlar). Zweig ayrıca Joseph Fouché, Marie Antoinette ve Mary Stuart’ın nesnellikten çok sezgiye dayanan biyografilerini kaleme aldı. Avrupa’nın Hitler’e köle olduğunu görerek umutsuzluğa kapılan Zweig, 1942’de ikinci eşiyle birlikte intihar etti.
Özet
“Geldin işte!” Kollarını uzatıp, neredeyse iki yana açarak kadına doğru yürüdü. “Geldin işte,” diye bir kez daha tekrarladı; sevdiği insanı şefkat dolu bakışlarla sarıp sarmalarken, ses tonu sürpriz ve mutluluk arasında dalgalanarak gitgide tizleşiyordu. “Gelmeyeceksin diye korkmuştum!” “Bana güvenin gerçekten o kadar mı az?” Bu hafif serzenişe kadının yalnızca dudakları oyun oynarcasına gülümseyerek katılıyor, yıldız gibi ışıyan pırıl pırıl gözlerinden masmavi bir güven yayılıyordu. “Hayır, ondan değil, kuşku duymadım – hem bu dünyada senin sözünden daha güvenilir ne var ki? Ama –ne kadar budalaca, diye düşünebilirsin– öğleden sonra ansızın, hiç ummadığım bir anda, nedenini bilmiyorum, başına bir şey gelmiş olabilir diye anlamsız bir korku nöbetine tutuldum. Sana telgraf çekmek istedim, yanına gelmek istedim ve saatler ilerleyip seni hâlâ göremeyince birbirimizi bir kez daha kaçırırız diye çılgına döndüm. Ama Tanrı’ya şükürler olsun, sonunda geldin işte…”
Linkler
Benzer Eserler
Tüm Reklamları Kapat
Kişiler
Yazar
Çevirmen
Editör
Kapak Tasarımı
Yayına Hazırlık
Eseri Ekleyen
Furkan Arduç
@confutatismaledictis