İlber Ortaylı, uzun yıllardır üzerinde çalıştığı bu biyografisinde Fâtih Sultan Mehmed’i yalnızca İstanbul’un efsanevi fatihi ve büyük bir komutan olarak değil, aynı zamanda bir Rönesans hükümdarı, merkeziyetçi devletin kurucusu, hukuk düzenleyicisi ve Doğu-Batı sentezinin mimarı olarak ele alıyor. Kitap, II. Murad döneminden başlar; Varna Muharebesi, İtalyan şehir devletleriyle ilişkiler ve Çandarlı ailesinin yükselişi gibi arka planı vererek Fatih’in gençlik yıllarındaki taht mücadelelerini, aldığı yoğun eğitimi ve entelektüel birikimini anlatır.Fatih’in Arapça, Farsça, İtalyanca ve Yunanca bilmesi, felsefe, sanat ve coğrafyaya olan merakı, Roma mirasını Osmanlı’ya entegre etme vizyonu gibi yönleri detaylıca işlenir. İstanbul’un fethi, kuşatmanın askeri stratejisi ve hazırlıkları kitapta ayrı bir önem taşır. Fetih sonrası dönemde ise Enderun teşkilatının güçlendirilmesi, kanunnameler yoluyla hukuki reformlar, saray hayatı ve yönetim anlayışı gibi kurumsal dönüşümler derinlemesine incelenir. Kısa ömrüne 21 sefer sığdıran Fatih’in Balkanlar’dan Karadeniz’e ve İtalya’ya uzanan politikaları, imparatorluğun iki katından fazla büyümesi ve Pax Ottomana’nın temelleri de önemli yer tutar.Ortaylı, Fatih’i Büyük İskender, Hannibal ve Caesar ile kıyaslanan bir askerî deha ve entelektüel lider olarak sunarken, ani ölümü sonrası Bayezid-Cem taht kavgası ve veraset sisteminin şekillenmesi gibi sonuçlara da değinir. Kitabın temel mesajı, Fatih’in Osmanlı’yı klasik bir beylikten çok uluslu, merkeziyetçi bir cihan imparatorluğuna (“Üçüncü Roma” vizyonuyla) dönüştüren çağ açıcı bir kurucu olduğudur.
İlber Ortaylı, uzun yıllardır üzerinde çalıştığı bu biyografisinde Fâtih Sultan Mehmed’i yalnızca İstanbul’un efsanevi fatihi ve büyük bir komutan olarak değil, aynı zamanda bir Rönesans hükümdarı, merkeziyetçi devletin kurucusu, hukuk düzenleyicisi ve Doğu-Batı sentezinin mimarı olarak ele alıyor. Kitap, II. Murad döneminden başlar; Varna Muharebe
... Daha fazla göster