Ceza Sömürgesi

Ceza Sömürgesi (In der Strafkolonie)

Kitap1919
EA Puanı
9,5/10
2 Kişi
Puan Ver
Tanıtım

Franz Kafka'nın 1919 yılında yayımlanan, edebiyat dünyasında derin izler bırakmış bir kısa öyküsüdür. Bu eser, insana dair en karanlık ve sorgulayıcı temaları işlerken, modern dünyanın çürümüş adalet ve otorite mekanizmalarına cesur bir eleştiri getirir. Hikâye, uzak bir adadaki ceza kolonisinde geç...

Derleyen
Merve Çakıroğlu
Yazar
Franz Kafka
Dili
Türkçe
Orijinal Dili
Almanca (Deutsch)
Orijinal Başlık
In der Strafkolonie
Yayınlanma Tarihi
01 Ocak 1919
Yayınevi
Yapı Kredi Yayınları
Son Baskı Sayısı
5
Eser Hakkında Daha Fazla Bilgi
Sayfa Sayısı49
ISBN-106-055-53250-6
ISBN-13978-6-0555-3250-5
Boyutları13,4 x 20,8 cm
Son Baskı Tarihi2019-10-01
CiltCiltsiz
Yazar Hakkında
Franz Kafka (1883-1924), 20. yüzyıl edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Çek Cumhuriyeti'nin Prag şehrinde, bir sigorta şirketinde memur olarak çalıştı. Edebiyatı, bu bürokratik yaşamın izlerini taşır. Kafka'nın eserleri, varoluşsal kaygı, bürokratik sistemin absürtlüğü ve bireyin anlaşılmaz bir otorite karşısındaki çaresizliğini konu alır. Hayatının sonuna kadar eserlerinin çoğunun yayımlanmasından çekinen Kafka, arkadaşı Max Brod'dan yazdıklarını yakmasını istemiş, ancak Brod bu vasiyete uymamıştır. Bugün "Kafkaesk" terimi, onun eserlerindeki tuhaf ve baskıcı atmosferi tanımlamak için kullanılır. Kafka, modern insanın yabancılaşmasını en güçlü şekilde dile getiren yazarlardan biri olarak kabul edilir.
Özet
Öykü, uzak bir ceza sömürgesine konuk olan gezginin bakış açısından anlatılır. Bu gezgin, sömürgenin acımasız ve eski infaz sistemini gözlemlemek için buradadır. Onun karşısında, bu sisteme tutkuyla bağlı olan subay durur. Subay, modern yönetimin bu eski infaz yöntemini ortadan kaldırmak istediğini ve kendisinin bu sistemin son savunucusu olduğunu söyler. Gezgini, infazın gerçekleşeceği meydana götürür. Burada, subay tarafından tasvir edilen, eski ve karmaşık bir infaz makinesi bulunmaktadır. Subay, makinenin üç ana bölümünü anlatır: yatak, taslak ve tırmık. Makine, suçlunun vücuduna suçunu işlemelerle kazıyarak infazı gerçekleştirir. Subay, bu "yargılama" ve "infaz" sürecini, her şeyden önce ahlaki ve sanatsal bir mükemmellik olarak savunur. Mahkûmun, suçu bilmeden yargılandığını ve infaz sırasında ancak makine vücuduna kazınan yazıyı hissettiğinde "aydınlandığını" söyler. İnfaz edilecek olan mahkûm, eski komutana itaat etmeyen, "bilinmeyen" bir suç işlemiş bir askerdir. Suçlu, yargılamanın ya da suçunu bilmenin bir anlamı olmadığı eski sistemde, tamamen pasif bir nesnedir. Subay, makineye olan inancını göstermek için gezginden yardım ister ancak gezgin, bu sisteme karşı olduğunu açıkça belirtmez, ancak durumu onaylamadığını belli eder. Subay, makinenin hala işlediğini ve eski adaletin hala doğru olduğunu kanıtlamak istercesine, beklenmedik bir karar verir: Kendi kendisini makinede infaz edecektir. Makinenin ayarlarını değiştirir ve kendini makineye bırakır. Ancak bu son infaz, subayın beklediği gibi kutsal ve aydınlatıcı bir ölümle sonuçlanmaz. Makine bozulur ve subayı feci şekilde, kanlı ve mekanik bir şekilde öldürür. Bu, eski sistemin ve onu temsil eden subayın kaçınılmaz sonunu simgeler. Öykü, gezginin gemiye dönmesiyle son bulur. Gezgin, mezarı bile olmayan eski komutanın mezar taşını görür. Bu, otoritenin ve eski düzenin artık iz bırakmadan yok olduğu mesajını verir. Kafka, bu öyküde, adalet mekanizmalarının ve otoritenin ne kadar mekanik, mantıksız ve nihayetinde çürümüş hale gelebileceğini güçlü bir şekilde alegorik bir dille anlatır.
adaletinsanlıkkısa öykü

Benzer Eserler

Tüm Reklamları Kapat
Eseri Ekleyen
Tüm Eserler