Elektrik Şoku Araştırması: Başkasını İncitmektense, Kendimizi İncitmeyi Tercih Ediyoruz!
Elektrik Şoku Araştırması: Başkasını İncitmektense, Kendimizi İncitmeyi Tercih Ediyoruz!

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Kendinizi incitmek ile para karşılığında bir başkasını incitmek arasında seçim yapacak olsaydınız, ne kadar fedakar olabilirdiniz? Oldukça kötü şöhrete sahip olan ve Evrim Ağacı olarak burada işlediğimiz Milgram Deneyi'nde insanlar, bilim insanı onlardan istedikçe tanımadıkları kişilere acı verici elektrik şokları vermektelerdi. Ancak yapılan yeni bir araştırma, insanları acı ile kar arasında seçme ikilemine zorladı ve katılımcıların, diğer insanların iyiliğini, kendilerininkinden daha çok düşündüğünü ortaya koydu! Bu, davranışsal ekonomi adı verilen, henüz emekleme çağındaki bilim dahilinde fedakar davranışların (altruizmin) ilk katı delili oldu.

Diğerlerine yönelik sahip olduğumuz insan davranışlarını tahmin etmesi zordur. Bir tarafta, hayvan dünyası içerisinde fedakarlık bakımından öne çıkıyoruz ve bir yabancıya yardım etmek için akıl almaz fedakarlıklarda bulunabiliyoruz. Dahası, antisosyal insanlar haricinde herkes, bir diğer insanın acı çekmesini gördüğü zaman bundan rahatsızlık duyuyor. Buna rağmen, bugüne kadar davranışsal ekonomi alanında yapılan çalışmalar, kendi ihtiyaç ve arzularımızı diğerlerininkinden üstün gördüğümüzü ortaya koymaktaydı. Örneğin daha önceden yapılan bir araştırma, bireylerin para hakkında sadece düşünmelerinin bile, onları bencil davranışlara ittiğini ortaya koymuştu.

Doğamızdaki melekler ve şeytanları uzlaştırmak isteyen Oxford Üniversitesi psikologlarından Molly Crockett önderliğindeki bir araştırma ekibi, klasik psikoloji ve ekonomi araçlarını (acı ve parayı) bir arada kullanarak altruizmi (fedakarlığı, özgeciliği) araştırdı. Herkesin kendine ait bir acı eşiği vardır, dolayısıyla ilk iş, acı kalibrasyonu yapmaktı. Araştırmacılar 160 deneğin bileklerine yerleştirilmiş elektrotlarla onlara elektrik verdiler. Bunu yaparken öncelikle hissedilemeyecek kadar düşük seviyeden başladılar, sonrasında deneğin dayanamayacağı seviyeye kadar şoku arttırdılar. Birçok denek için bu değer, 50 derecelik bir su içerisine bileklerinizi sokup beklemeye eşdeğerdir.

Sonrasında araştırmacılar denekleri rastgele çiftler halinde ayırdılar ve bir bilgisayarın önüne oturttular. Her bir kişi diğerinin varlığını biliyordu, ancak onu göremiyordu. Çiftlerden birisi rastgele bir şekilde "karar verici" olarak belirlendi. Verilmesi gereken karar, karar vericiye veya bilinmeyen bir şok alıcıya (bir diğer deneğe) kaç tane şok verileceğiydi. Çiftlerin ikisi de verilecek olan şokun, deney öncesi yapılan kalibrasyon çerçevesinde "orta derecede acı verici ama dayanılmaz değil" düzeyinde olduğunu biliyordu.

Bu şokların hepsinin bir bedeli vardı. Her bir deney denemesinde kazanılabilecek olan para 15 sent ile 15 dolar arasında değişiyordu. Ancak her seferinde karar vericiye iki ayrı seçenek sunuldu. Örneğin karar verici, 10 dolar karşılığında 7 şok vermek ile 7 dolar karşılığında 10 şok vermek arasında seçmek zorundaydı. Bazı diğer zamanlardaysa şoklar bol olduğunda daha ucuza geliyordu: 10 dolara 7 şok verebilirdiniz ya da 15 dolara 10 şok... Şoku kim alıyor olursa olsun (ki bilgisayar, karar vericiye kimin şoku aldığını söylüyordu), karar verici her zaman parayı alan taraftı.

Bir bilgisayar algoritması fiyat oranlarını belirliyordu. Böylece kişilerin tercihlerine uygun olarak seçenekler sunulabiliyordu. Bu parasal değerler, insanların başkalarına zarar vermemek pahasına kendilerine ne kadar zarar verdiklerinin yaklaşık bir ölçümü görevi görüyordu. İnsan doğasının pesimistik (kötücül) görüşü doğruysa, insanlar kendilerine şok vermektense (ve daha fazla para almaktansa), diğerlerine şok vermeyi tercih etmeliydi.

Ancak tam tersi yaşandı. Denekler şok almanın acısını sevmediler, çünkü daha az şok yemek için gerekirse her bir şok başına 30 sent daha az para kazanmayı göze aldılar. Ancak eğer ki söz konusu karşı tarafa şok vermekse, denekler şok başına tam 2 katını, yani 60 senti gözden çıkarıyorlardı! Araştırma sonuçları PNAS dergisinde yayımlandı. Crockett'e göre bir sonraki adım, aynı deneyleri insanların beynini görüntülerken yapmak. Böylece psikopati gibi durumlarda bu ahlaki kararların nasıl etkilendiği tespit edilebilir. Princeton Üniversitesi'nden psikolog Johannes Haushofer şöyle söylüyor:

"Bu, çığır açıcı bir araştırmadır. Sonuçlar hem bariz, hem de şaşırtıcıdır. Sağduyumuz, insanların başkalarına zarar vermektense bir miktar parayı gözden çıkarabileceğini söylemektedir. Ancak onlarca yıldır süregelen araştırmalara rağmen, bu etki daha önceden gösterilememişti."

Bu tür bir fedekarlık, elinde güç bulunduran insanlara (polislerden politikacılara kadar), düzeni sağlamak için aldıkları kararların sonuçlarını göstermek açısından faydalı olabilir.

 

Kaynak: Science

Zalim Dünya ve Zavallı Plüton

Bilim ve Mühendislik

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim