Uzaydan gelen taşlar her gün Dünya’ya çarpar. Ancak taş büyüdükçe, Dünya’nın vurulma sıklığı azalır. Her gün kilogramlarca uzay tozu usul usul Dünya’ya düşer. Daha büyük parçalar ise önce parlak bir
meteor olarak görünür. Beyzbol topu büyüklüğündeki taşlar ve buz topları her gün atmosferimizde iz bırakır; çoğu hızla buharlaşıp yok olur.
Çapı yaklaşık 100 metre olan kayalar için
ciddi tehditler gerçekten vardır. Bunlar Dünya’ya kabaca her 1000 yılda bir çarpar. Bu büyüklükte bir cisim okyanusa düşerse büyük gelgit dalgaları oluşturabilir; uzak kıyıları bile ağır biçimde etkileyebilir. Çapı 1 km’yi aşan dev bir asteroitle çarpışma daha da enderdir; genellikle milyonlarca yıl arayla olur, ama
gerçekten küresel sonuçlar doğurabilir.
Pek çok asteroit hâlâ
keşfedilmedi. Hatta 1998’de, Hubble Uzay Teleskobu’nun çektiği
yukarıdaki arşiv görüntüsünde uzun mavi bir iz olarak görülen asteroit de o sırada keşfedilmişti.
Geçen hafta ise küçük, 100 metrelik asteroit
2002 MN, Dünya’nın yanından hızla geçip Ay’ın yörüngesinin epey içine girdikten sonra fark edildi.
2002 MN,
1994 XM1’den beri herhangi bir asteroitten daha yakından geçti.
Büyük bir asteroitle çarpışma, Dünya’nın yörüngesini kayda değer ölçüde değiştirmekten çok, Dünya’nın
iklimini etkileyecek tozu atmosfere kaldırır. Olası sonuçlardan biri, pek çok canlı türünün küresel ölçekte yok olmasıdır; bu, bugün sürmekte olan
mevcut yok oluşu bile gölgede bırakabilir.