Hubble Uzay Teleskobu’nun 1995’te Kartal Bulutsusu’nun (
M16) içindeki, ışık yılları boyunca uzanan toz ve gaz sütunlarını gösteren
görüntüsü büyük ses getirmişti. O yakın plan görünür ışık fotoğrafındaki üç belirgin sütun, aşağıdaki
bu geniş alan mozaiğinde de merkezin biraz altında seçiliyor. Onlarla birlikte, sağ üstte NGC 6611 kümesinin iri, parlak, genç yıldızları da görülüyor; bu yıldızların rüzgârları ve ışınımı, tozlu sütunları biçimlendiriyor. Avrupa Güney Gözlemevi’nin 8,2 metrelik Antu teleskobuyla yakın kızılötesi ışıkta üretilen bu geniş alan görüntüsü, sütunları daha saydammış gibi gösteriyor. Çünkü daha uzun
dalga boyları, perdeleyen tozun içinden kısmen geçebiliyor. Hubble görüntüsü, sütunların çarpıcı yüzey
ayrıntılarını ortaya koymuştu: “buharlaşan gaz kürecikleri” (evaporating gaseous globules) ya da
EGGs diye adlandırılan, opak ve parmak biçimli 70’ten fazla madde yumrusu. Yakın kızılötesi bakış ise astronomların bu yapıların içine göz atabilmesini sağladı. İki görüntüyü karşılaştırınca, EGG’lerin yaklaşık bir düzinesinin ucuna yakın yerlerde gerçekten de gömülü yıldızlar barındırdığı görülüyor. Bölge daha uzun dalga boylarında gözlenebilirse, EGG’lerin içindeki daha fazla yıldız da saptanabilir. Peki
hangisi önce geldi: yıldızlar mı, EGG’ler mi?