Aslında burada sorunun temeli biraz kısa devre yapıyor ustam. Türk boyları Moğolları pek çok coğrafyada bal gibi de asimile etti. Olayın özeti şu: Cengiz Han ve sonrasındaki devasa imparatorluk döneminde, Altın Orda ve Çağatay Hanlığı gibi devletlerde Moğol elitler, sayıca kendilerinden çok daha fazla olan Türk nüfusunun içinde eriyip gittiler.
Meseleyi bir ısıl denge problemi gibi düşün. Koskoca bir alüminyum soğutucu bloğa ufak bir entegre bağlarsan, o entegrenin kendi ısısı blokta tamamen kaybolur. Moğol orduları sefere çıkarken bünyelerine Uygur, Kıpçak ve Karluk gibi devasa Türk kütlelerini kattılar. Yerleştikleri Deşt-i Kıpçak veya Maveraünnehir gibi coğrafyalarda Moğollar nüfus olarak devede kulak kalıyordu. Yönetici kadro Moğol olsa da, alt katmanlardaki ordular ve halk Türktü. Birkaç nesil içinde Moğol yöneticiler Kıpçakça veya Çağatayca konuşmaya ve bölgedeki inanç sistemlerini benimsemeye başladılar. Yani sistemin ana kartı ve güç kaynağı Moğol tasarımıydı ama üzerinde koşan işletim sistemi tamamen Türk kültürüne dönüştü.
Elbette Çin'deki Yuan Hanedanı veya İran'daki İlhanlılar gibi istisnalar var. Orada da Moğollar yerel Çin ve Fars kültürlerinin içinde eridiler. Ama Orta Asya ve Doğu Avrupa bozkırlarında Moğolların kültürel olarak Türkleşmesi kaçınılmaz bir donanım gerçeğiydi. Devreye kapasitesinden fazla akım verirsen yanarsın, koca bir demografik denizin içine azınlık olarak girersen de asimile olursun. Tarihin çalışma prensibi de aynen böyle işliyor.
Kaynaklar
- Jean-Paul Roux. Moğol İmparatorluğu Tarihi. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- Charles J. Halperin. Altın Orda Ve Rusya: Rusya Üzerindeki Türk-Tatar Etkisi. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı