Aynı yere defalarca düşen veya gökyüzünü ağ gibi saran "çoklu yıldırımlar", kimsenin gizli bir tesisten düğmeye basıp bilerek yaptığı bir şey değildir. Bu, tamamen doğal bir fiziksel süreçtir ve havanın iyonlaşması komplo teorisyenlerinin anlattığı gibi bir insan icadı değil, tam da yıldırımın kendi varoluş mekanizmasıdır.
Bulutların içinde sürtünmeyle biriken devasa elektrik yükü, toprağa inmek için direnci en düşük yolu arar. Aşağı doğru inen ilk öncü darbe (stepped leader), havayı yararak geçerken gaz moleküllerini parçalar ve iyonlaştırır. Bu iyonlaşma havanın o incecik hattını iletken bir plazma kanalına dönüştürür. Elektrik için ortada artık pürüzsüz bir otoban vardır. İşte bu yüzden, buluttaki geri kalan yükler de milisaniyeler içinde peş peşe bu hazır iyonize kanalı takip eder. Gözümüze titreyen veya üst üste çakan yıldırımlar gibi görünen şey, aslında aynı kanaldan art arda deşarj olan tamamen doğal "dönüş darbeleri"dir.
Bilim insanlarının yıldırımları incelemek için fırtınalı havalarda bulutlara ince bakır teller bağlı küçük roketler fırlatarak yıldırım tetikleyebildiği doğrudur. Fakat bu, tıpkı binalardaki paratonerlerin çalışma mantığı gibi dar ölçekli, ölçüm yapmak için kullanılan bilimsel bir yöntemdir; atmosferi devasa ölçekte iyonlaştırıp fırtınaları silah gibi yönetmekle alakası yoktur.
Sıcak evlerinde bilgisayar başında oturup doğanın bu muazzam dinamiklerinden bilimkurgu masalları çıkaranlara fazla kulak asmayın. Çamurun ve yağmurun ortasında açık arazide bir fırtınaya yakalandığınızda, doğanın kendi gücünün insan elinden çıkma herhangi bir sistemden çok daha acımasız ve devasa olduğunu gayet net anlıyorsunuz.
Kaynaklar
- NOAA National Severe Storms Laboratory. Lightning Basics. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı
- University of Florida Lightning Research Group. Triggered Lightning. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı