Aslında o düşünce pek doğru değil. İnsanlar yazıyı bulmadan önce de, mağara duvarlarında resimler ile hikayeler anlatmıştır, çoğu avcılık ve doğa ile ilgili olsa da, bazıları değişiktir ve ne anlatıldığı çözülememiştir. Bazı bilim adamlarına göre bunlar uydurdukları hikayelerdi ama kimse emin değil.
İşin içinde insan faktörü olduğu için, konuya senin düşündüğün gibi bir mantıkla yaklaşmak hatalı olabilir. MÖ 3000 civarında yazılan bu tabletler, kil üzerine çivi yazısı ile yazılmıştır, yani bir uğraş söz konusudur ve hikaye anlatmak için bu zorluğa katlanmış olmaları bize garip veya mantıksız gelebilir.
Konuya başka bir açıdan yaklaşacak olursak, Sümer tabletleri, günlük yaşamdan, hukuktan, ticaretten yani bilginin kaybolmaması için uğraşılan konulardan bahseder. Bunun yanında Annunakilerden de bahseder. Onların Gök Tanrısı ile Yer Tanrıçasının çocukları olduğunu ve insanların kaderini belirlemek için gökten geldiklerini anlatır.
İşte tam da burada senin sorunu sorabiliriz. Günlük hayat, ticaret ve hukuktan bahseden bir yazının içine, "bilimkurgu" bir hikaye sıkıştır mısınız? Ya da diyelim ki sıkıştırdınız, amacınız ne olabilir? Kanunları okuyan kişiler eğlensin diye mi veya düşmanları korkutmak için mi? Bilemiyoruz ama ana akım tarihçilerin bize empoze ettiği tarihe de inanmıyorum.
MÖ. 4000-5000 civarında bir şeyler olmuş. Sadece Mezopotamya kültüründe değil dünyanın her yerindeki kültürleri etkileyen bir "olay"ın gerçekleştiğini görebiliyoruz. İzleri hala duruyor ve bir şekilde bu bilgiyi bir sonraki nesillere ulaştırmak için uğraşmışlar.
Sümer tabletlerinde Annunakilerden ayrıntılı şekilde bahsedilir. Yaşamları, nereden geldikleri, ne için geldikleri vb. İnsanlara, kendileri için yapılar inşa ettirmiş (Zigguratlar) ve o yapılarda insanlar ile beraber yaşamış olduklarından bahsedilir. Eğer bu bir bilimkurgu hikaye ise, bu Zigguratların kalıntılarını nasıl açıklayacağız?
Bu yazdığım iki örnek, Sümer tabletleri ile birazcık haşır-neşir olan birisinin kendi kendine tespit edebileceği mantıksızlıklardır. Annunaki tabletlerinde anlatılanların gerçek olduğunu savunan bir çok makale, köşe yazısı ve kitap mevcuttur ama hiçbirinin kanıtı olmadığı için, kamuoyunda pek değer görmez. Diğer yandan, Annunakilerin bir "hikaye" olduğunu ispatlayan bir kanıt da bulunmaz. Sanki bir çeşit Ockham Usturası uygulanmış gibi, basit olan fikir kabul görmüştür veya kabul görmesi için zorlanmıştır, bunu bilemiyoruz.
Sonuç olarak, Annunakilerin gerçekten var olup olmadığını bilmiyorum ama bu tabletler, kalıntılar ve kanıtlar ortadayken, "yok öyle bir şey" demek de yanlış.