Dünya'daki Su, Güneş'ten Bile Yaşlı Olabilir!

Yazdır Dünya

Science dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, gezegenimizdeki suyun büyük bir kısmı Güneş'ten bile yaşlı! Eh, tabii ki bu tek bir anlama gelebilir: gezegenimize su, Güneş Sistemi ve Dünya'nın oluşumundan sonra, kuyruklu yıldızlar ile taşınmış olmalı. Hem de sadece bizim suyumuz değil! Diğer gezegenlerde ve onların uydularında bulunmuş olan suların büyük bir kısmı da öyle... Araştırmayı yapan ekip olan Carnegie Bilim Enstitüsü'nden Dr. Conel Alexander şöyle söylüyor:

"Eğer ki Güneş Sistemi'mizin erken zamanlarında su yıldızlararası uzaydan geldiyse, bu suları bize taşıyan buzlar muhtemelen diğer yeni yıldızlarda ve gezegenlerde de bulunmalıdır. Tabii organik yaşam da öyle... Ancak eğer ki Güneş Sistemi'mizin suyu büyük oranda kimyasal süreçlerin bir sonucuysa, gezegensel sistemlerin barındırdığı su miktarı, bölgeden bölgeye ciddi anlamda değişebilir. Tabii ki bu da, yaşamın başka yerlerde doğması ihtimalini etkiler."

Araştırmanın baş yazarı olan, Michigan Üniversitesi'nden Ilse Cleeves, hidrojenin bir izotopu olan döteryumu kullanarak su kaynaklarını tahmin etmeye çalıştı. Yıldızlararası boşluk gibi çok soğuk ortamlarda oluşan suyun içerisinde döteryum oluşma ihtimali, daha sıcak bölgeler olan yıldız oluşum bölgelerine nazaran daha yüksektir. Güneş'imizin oluştuğu zamanlardaki ön gezegensel koşulları simüle eden Cleeves ve Alexander, su içerisinde bulunan döteryum miktarına bakarak, bu suların yıldızlar etrafında oluşmak için çok fazla miktarda döteryum içerdiğini tespit ettiler. Dolayısıyla bu su, yıldızlararası boşlukta oluşmuş olmalıydı. Cleeves şöyle söylüyor:

"Bu bulgu, gezegenlerin oluştuğu disk içerisinde su bulunmuyorsa, bu suyun bir başka yerden gelmiş olması gerektiğini gösteriyor. Buna bağlı olarak Güneş Sistemi'miz içerisindeki suyun bir kısmı, Güneş'ten daha yaşlı olmalıdır."

Science dergisinde yayımladıkları makalede Cleeves ve Alexander, Dünya okyanuslarındaki suyun %30-50 arasının yıldızlar arası boşluktan gelmiş olduğunu hesaplıyor. Güneş Sistemi'nin dış kısımlarına doğru gittikçe, bu oran daha da artıyor ve %60-100 arasına ulaşıyor. Çünkü Güneş Sistemi'ne giren bir kuyruklu yıldız, bünyesindeki suyu iç kısımlara doğru hareket ettikçe diğer gezegenlere bırakıyor ve taşıdığı su miktarı azalıyor. Ayrıca, Güneş'e yaklaştıkça suyun buharlaşma ve kuyruklu yıldızdan ayrılma miktarı da artıyor. Alexander şöyle söylüyor:

"Bulgularımız, Güneş Sistemi'ndeki suyun -ki su, yaşamın başlamasındaki en temel araçtır- büyük bir kısmının Güneş'ten yaşlı olduğunu gösteriyor. Bu da, bizimkisi haricindeki gezegensel sistemlerde de bol miktarda, organik madde bakımından zengin yıldızlar arası buzların bulunması gerektiğini gösteriyor."

Bu bulguların astrobiyolojik önemi bir yana, felsefi anlamı da araştırmacılar için büyük. Cleeves, verdiği bir röportajda şöyle söylüyor:

"Bana kalırsa bizlerin günlük yaşantılarımız ile galaksimiz arasında böylesi doğrudan bağlantılar keşfetmek heyecan vericidir. Bizlerin evren içerisindeki yerine dair çok önemli bir bakış açısı kazandırmaktadır."

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Science
  2. IFLS

 

6 Yorum