Orta Doğu Teknik Üniversitesi - Biyolojik Bilimler Tanıtım ve Bilgiler

Yazdır Orta Doğu Teknik Üniversitesi - Biyolojik Bilimler Tanıtım ve Bilgiler
Her sene yapılan üniversite sınavları sonrasında okurlarımızdan ODTÜ ve alanımız ile ilgili olmasından ötürü Biyoloji ile Moleküler Biyoloji ve Genetik (biz bu ikisinin toplamına pek de doğru olmasa da resmi olarak öyle olduğu için "Biyolojik Bilimler" diyeceğiz) hakkında sorular geliyor. Hatta daha genel sorular da geliyor, özellikle temel bilimlerle ilgili. Bu yazımızda, sizlere bu konularda bir miktar yol gösterebilmesi açısından samimi tavsiyelerde bulunmaya çalışacağız. Ancak öncelikle, istediğiniz mesleğin hangisi olduğunu anlamak için (özellikle de tıp, biyoloji ve moleküler biyoloji-genetik farkını anlamak için), şu yazımızı okuyunuz.


Orta Doğu Teknik Üniversitesi

Önce biraz ODTÜ'den bahsedelim. Dürüst olmak gerekirse, ODTÜ içerisindeki eğitim düzeyi her geçen sene düşmektedir. Hele ki 1960-1990 ve hatta 2000 arası mezunların aldıkları eğitimle ve bilime olan entegrasyonla kıyaslanınca, bu durum görülecektir. Ancak bu, büyük oranda ODTÜ'nün suçu ya da eksikliğinden değildir. Genel olarak ülkemizdeki "eğitim" ve "üniversite öncesi eğitim" anlayışı giderek köreldiğinden, üniversiteye gelen öğrenciler maalesef lisede "üniversite konularını bile" görmüş olmalarına rağmen, üniversite mantığından tamamen uzak yaşamaktadırlar. Üniversiteyi "lisenin devamı olan ve iş bulmaya yarayan kurum" olarak görmekte, tabiri uygunsa "bir ot gibi" yaşayıp, derslerden geçmeye çalışıp, belli bir not alıp, üniversitede olması gerektiğinin aksine bilime hiçbir değer katmadan mezun olmakta ve ömürlerini tamamlandırmaktadırlar.



Dolayısıyla ODTÜ'nün başarı grafiğinin düşmesinin suçu doğrudan akademisyenlerde aranamaz; bize göre öncelikle öğrencilerde, ailelerinde ve halkta aranması gerekir. Öte yandan şu noktanın da altı çizilmelidir: bu, ODTÜ'ye has bir durum değildir. Tüm Türkiye'deki durum vahimdir ve vahimleşmektedir (en basit kıstas olarak üniversite giriş sınavlarındaki başarı grafiklerindeki düşüşe bakabilirsiniz). Dolayısıyla, eğer göreceli bir kıyaslama yapacaksak, ODTÜ yine özellikle teknik ve temel bilimler alanlarında diğer üniversitelere kıyasla başarılı konumda kalacaktır. Yani mutlak değerlendirmede düşüş olsa da, göreceli değerlendirme oldukça başarılı olduğunu göstermektedir. Ki buna az sonra yeniden geleceğiz.

Öte yandan bu sizi umutsuzluğa düşürmesin! Dediğimiz ve vurguladığımız gibi, bu başarı düşüşünün sorumlusu, sorumsuz öğrenciler ve onları sorumsuz kılan eğitim sistemi, aileler, öğretmenler ve benzeri kişiler ve kurumlardır. Ancak her insan ayrı bir bireydir ve öyle değerlendirilmelidir. Dolayısıyla siz, bu nitelikte olmayabilir, üniversitenin ne demek olduğunu anlamış bir birey olabilir ve olaylara tamamen özgün bir bakış açısına sahip olabilirsiniz. Eğer böyleyseniz, size gönül rahatlığıyla şunu söyleyebiliriz: ODTÜ, kendi beceri ve yeteneklerinizi açığa çıkarıp, geliştirebileceğiniz en güçlü üniversitelerden birisidir. Çünkü müthiş bir sosyal hayata sahiptir, akademisyen-öğrenci ilişkileri son derece güçlü olabilmektedir, imkan ve olanakları sınırsıza yakındır, yurt dışında tanınırlığı ve saygınlığı en yüksek üniversitedir ve daha nicesi... Dolayısıyla ODTÜ, yapabileceğiniz en iyi tercihlerden biri olacaktır.

Az önceki göreceli kıyaslamaya dönersek, ODTÜ'nün göreceli başarısının yurtdışında da ilgi çektiğini söylememiz gerekiyor. Bildiğiniz üzere ODTÜ, 2 sene önce Thomson Reuters gibi dünyanın en büyük araştırma kurumlarından birinin yaptığı Times Higher Education araştırmasında, Dünya'nın saygınlığı ve bilinirliği en yüksek ilk 100 üniversitesi arasına girmeyi başarmış, geçtiğimiz sene bu başarısını arttırarak ilk 60'a kadar yükselmiştir. Sadece saygınlık açısından da değil, yine Times Higher Education tarafından Asya kıtasının en iyi/başarılı 22. üniversitesi seçilmiştir. Reuters haricinde Dünya'da en sık kullanılan üniversite sıralama araştırma sitelerinden Top Universities tarafından da 2011 yılında Dünya'nın en iyi ilk 550 üniversitesi arasında, 2012 yılında Dünya'nın en iyi ilk 500 üniversitesi arasında gösterilmiştir. Bu doğrudan bir anlam ifade etmemektedir, çünkü ODTÜ çok yönlü bir araştırma üniversitesidir ve bazı alanlardaki ekstrem başarıları, diğer alanlardaki daha sıradan araştırma başarılarından ötürü gölgelenebilmektedir. Bu yüzden konu bazlı sıralamalar daha önemlidir. Yine Top Universities üzerinden incelediğimizde ODTÜ, 2013 senesi itibariyle:

  • Ekonomi ve Ekonometri alanlarında Dünya'nın en iyi ilk 200 üniversitesi arasında,

  • Eğitim ve Öğretim alanlarında Dünya'nın en iyi ilk 150 üniversitesi arasında,

  • Kimya Mühendisliği alanında Dünya'nın en iyi ilk 200 üniversitesi arasında,

  • İnşaat Mühendisliği alanında Dünya'nın en iyi ilk 100 üniversitesi arasında,

  • Elektrik-Elektronik Mühendisliği alanında Dünya'nın en iyi ilk 150 üniversitesi arasında,

  • Makina Mühendisliği alanında Dünya'nın en iyi ilk 150 üniversitesi arasında,

  • Temel bilimler alanında Dünya'nın en iyi ilk 200 üniversitesi arasında,

  • İstatistik ve Operasyonel Araştırmalar alanında Dünya'nın en iyi ilk 150 üniversitesi arasında

yer almaktadır. Tabii bu araştırmaların nasıl ve neye göre yapıldığı da önemlidir; ancak kabaca bir bilgi olması açısından bunları buraya taşımak istedik.

Tüm bunlar haricinde ODTÜ'yü tercih etmeniz için birçok güzel diğer özellik de bulunmaktadır. ODTÜ Tanıtım Ofisi'nin sitesini şuraya tıklayarak inceleyebileceğiniz gibi, ODTÜ'nün tercih edilmesinde şu etmenler etkili olabilir:

  • ODTÜ, Türkiye'nin önde gelen iddialı üniversitelerinden biridir. Her yıl ülke çapında yapılan Üniversite Giriş Sınavları'nda ilk 1.000'de yer alan öğrencilerin üçte birinden çoğu ODTÜ'yü tercih etmektedir. ODTÜ öğrencilerinin yüzde 40'tan fazlası yüksek lisansa devam etmektedir.

  • 1956 yılında kurulan ve İngilizce eğitim veren Orta Doğu Teknik Üniversitesi bir devlet üniversitesi olup 46.000 dönüm alana yayılmıştır.

  • ODTÜ'de yaklaşık 2.500 öğretim elemanı ile 23.000 öğrenciye eğitim verilmektedir.

  • ODTÜ'nün öğretim kadrosunu, çoğunluğu yurtdışında öğrenim görmüş, uluslararası yayın sahibi öğretim elemanları oluşturmaktadır.

  • ODTÜ, son on yıldır uluslararası yayın sıralamasında Türkiye'nin en önde gelen teknik üniversitesidir.

  • ODTÜ, sağlık bilimleri dışında, üniversitelerde yürütülen tüm uygulamalı araştırmaların tek başına yüzde 30'unu, tüm uluslararası yayınların yüzde 22'sini, tüm uluslararası projelerin yüzde 50'sini yapmaktadır.

  • ODTÜ'de öğrencilerin ders dışı zamanlarında sosyal, kültürel ve sportif etkinlik gösterilebilecekleri 87 topluluğu bulunmaktadır.

  • ODTÜ Kütüphanesi, araştırmacı ve öğrencilerin gereksinimlerini karşılayabilecek genişlikte yurtiçi ve yurtdışı yayın koleksiyonuna sahiptir.

  • ODTÜ, bilgisayar olanakları bakımından Türkiye'nin sayılı üniversitesidir.

  • ODTÜ, ÖSYS sonuçlarına göre ilk sıralarda yer alan öğrencilere, üniversite tarafından verilen karşılıksız burslardan öncelikle yararlanma olanağı tanımaktadır.ODTÜ, öğrencilerine IAESTE ve AISEC kanalı ile yurt dışında staj olanağı sağlamaktadır.

  • ODTÜ'lü öğrenciler öğrenci değişim programları çerçevesinde yurtdışında öğrenim görmektedirler.

  • ODTÜ, başarılı öğrencilerine‚ çift anadal ve yandal programları aracılığı ile, iki diploma veya sertifika alma olanağını sunmaktadır.

  • ODTÜ mezunları, yurtiçi ve yurtdışında tercihen aranan elemanlar arasındadır.

Bunlar gerçekten önemli bilgilerdir, dolayısıyla kararınızı alırken geleceğinizi düşünerek, bu unsurları da hesaba katmanızı önemle tavsiye ederiz. ODTÜ hakkında daha detaylı bilgileri buraya tıklayarak alabilirsiniz.

Bir özet yapacak olursak: ODTÜ, yapabileceğiniz tercihler arasında ülkemizdeki en öne çıkan tercihlerin başında gelen üniversitedir. Dolayısıyla başka bir üniversiteyi seçmek için özel bir nedeniniz yoksa ve bu neden sizin için vazgeçilmez değilse (şehir gibi), ODTÜ'yü tercih etmeniz geleceğinizin aydınlık olması açısından son derece avantajlı olacaktır. Ancak şunu da unutmayın: ODTÜ'ye geldim, artık rahatım diye bir şey yok. "Üniversiteye kapak at, gerisi kolay." argümanı bir yalandır. Asıl eğitim hayatı, üniversiteye adım attığınız ilk günden itibaren başlayacaktır, bugüne kadar öğrendiklerinizin tamamı hikayedir. Bunun önemini bilerek üniversiteye başlamanızı tavsiye ederiz.


Üniversite Nedir?

Burada, Biyolojik Bilimler tanıtımı yapmadan önce, üniversiteyle ilgili bazı noktalara değinmek istiyoruz. Çünkü halkımızın, iddia ediyoruz, %99 civarı, üniversitenin ne demek olduğunu bilmemekte veya tanım olarak bilse de, anlamını algılayamamaktadır.

Üniversite, bir meslek edindirme kursu değildir! Üniversite, insanlığın en değerli varlığı olan bilimin üretildiği, geliştirildiği ve kullandıldığı, bilimin bir araç değil amaç olduğu, en kaliteli kurumlarından birisidir. Üniversiteler bilim üretmek için vardır, insanlara meslek edindirmek için değil. Dolayısıyla her üniversite öğrencisi, amacının para kazandıracak bir meslek edinmek olmadığını, üniversite yaşantısı boyunca kendisine verilen bilgileri kullanarak üniversitesine ve dolayısıyla bilime katkı sağlamak yükümlülüğünde olduğunu algılamalı ve bu sorumluluklarını yerine getirmelidir. Üniversite, Latince kökenli bir kelimedir ve universitas magistrorum et scholarium kalıbından gelir. Yani: öğretmenlerin ve akademisyenlerin topluluğu. Dolayısıyla lisedeki gibi öğrenci-öğretmen-müdür yardımıcısı-müdür gibi hiyerarşik bir topluluk olarak görmek yerine, üniversiteyi bir topluluk, bir ortaklık, bir ortak amaç ortamı olarak görmenizde büyük önem vardır. Bir diğer deyişle üniversite, lisenin devamı olan bir kurum değildir! Lisedeki algı düzeyinizden kurtulmalı ve kabuğunuzu atarak apayrı bir ortama girdiğinizi algılamalısınız.

Elbette günümüzde akademisyenlerin bile bu durumu algılayamadığı, dolayısıyla üniversitelerin bilimin ve felsefenin bildiğimiz anlamıyla ilk olarak filizlenmeye başladığı Antik Yunan Akademisi'nin devamı olma niteliğini yitirdiği bir gerçektir. Ancak biz okurlarımıza ve dolayısıyla insanlarımıza işin doğrusunu aşılamazsak, kimse bu yanlışı düzeltmek için çabalamayacaktır. Dolayısıyla üniversite öğrencisi adaylarından ricamız, ufuklarını açarak üniversiteye adım atmaları ve bu yolda, bilimsel kimlik dahilinde, tamamen objektif olmalarıve özgür düşünce ile ilerlemeleridir, sorgulamalarıdır ve üniversitelerine katkı değer olabilmeleridir. 


ODTÜ Biyoloji Bölümü

ODTÜ'de teknik olarak iki ayrı Biyolojik Bilim bölümü bulunmaktadır: Biyoloji Bölümü ile Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü. Bunların ikisi aynı binada bulunmaktadır, öğrencileri neredeyse tamamen aynı veya denk dersleri almaktadır; üstelik bu iki bölümün aldıkları dersler özellikle ilerleyen sınıflarda birbirine giderek benzemekte ve tamamen seçim haline dönüşmektedir. Bunun haricinde hocalar, laboratuvarlar, dersler, sınavlar büyük oranda birbirine benzerdir. Bunlara az sonra yeniden geleceğiz. Bu alanlarla ilgili gerekli bilgileri yazımızın en başında okumanızı tavsiye ettiğimiz diğer makalemizde vermiştik.



Esasında ODTÜ'deki biyoloji eğitimi, Biyoloji Bölümü temellidir. Zaten ODTÜ'de Biyoloji Bölümü 1970 yılında, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü 1996 yılında kurulmuştur. Biyoloji Bölümü'yle ilgili çok önemli bazı bilgiler vermekte fayda var:

  • ODTÜ'de Biyoloji eğitimi DNA'nın çift sarmal yapısını diğer arkadaşlarıyla birlikte keşfeden ve Nobel Ödülü sahibi olan James Watson'ın öncülüğünde, Modern Biyoloji Lisansüstü Programı olarak 1970 yılında hayata geçmiştir. Araştırma ve eğitim laboratuvarlarının kurulması ve yeterli sayıda öğretim üyesini bünyesinde toplamasını takiben, 1975 yılından bu yana Biyolojik Bilimler alanında Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora programları olarak eğitim vermektedir.

  • ODTÜ Biyoloji Bölümü, 28 öğretim üyesi ve yaklaşık 100 araştırma görevlisi ile Bitki Biyolojisi, Biyoistatistik, Biyokimya, Biyoteknoloji, Ekoloji, Evrim, Fizyoloji, Genetik, Mikrobiyoloji, Biyoçeşitlilik –Koruma Biyolojisi,  Moleküler Biyoloji, Yapısal Biyoloji ve Moleküler Genetik dallarında dinamik bir eğitim ve araştırma  programı sürdürmektedir.

  • Öğrencilere eğitim programlarını bölüm içi ve bölüm dışı seçmeli derslerle çeşitlendirme ve zenginleştirme olanağı verilmektedir. Bize göre bu çok önemli bir notkadır. Çünkü dediğimiz gibi, üniversite sizin kendinizi geliştireceğiniz bir kurum olacaktır ve bu geliştirdiğiniz benliğiniz sayesinde bilime katkı sağlamanız beklenmektedir. Bu sebeple olabilecek en geniş alanda özgürlükler sunan ODTÜ, iyi bir tercih olacaktır.

  • ODTÜ Biyoloji Bölümü'nde moleküler düzeyden başlayarak ekosistem düzeyine kadar biyolojinin tüm dallarında modern bir eğitim verilmektedir. Bölümümüzde eğitime destek veren Bitki Bilimleri, Biyokimya, Biyomateryal, Ekolojik Genetik, Kanser Biyolojisi, Karasal ve Sucul Ekoloji, Mikrobiyoloji, Biyofizik, Moleküler Genetik, Nörofizyoloji ve Bitki- Hayvan Sistematiği ve Koruma Biyolojisi araştırma laboratuvarlarında güncel araştırmalar sürdürülmektedir. Bölümün gerçekten de araştırma ağı oldukça geniştir. Üstelik ODTÜ Biyoloji Bölümü'nün yapısı ve içeriği, diğer üniversitelerdeki denk bölümlerden ayrıdır. Çünkü ODTÜ'de zooloji, botanik ve taksonomi gibi alanlar bulunmaz. Daha disiplinlerarası ve daha araştırmaya yönelik, hedef odaklı çalışmalar yürütülmektedir. Biyoloji adı altında da yürütülüyor olsa, ODTÜ'de biyoloji zaten moleküler ağırlıklı öğretilmektedir. Bu da öğrenciler açısından ilginç avantajlar doğurmaktadır: daha temelden moleküler konularda tam donanımlı olmak, ileride biyoloji konusunda bireyin kendisini geliştirebilmesi için bolca fırsat sunar.

  • ODTÜ'deki eğitim dili %100 İngilizcedir. Temel bilimler konusunda ülkemizdeki iş olanakları göreceli olarak dar olduğu için, eğitim dili inanılmaz bir önem kazanmaktadır. Çünkü yurtdışında, sadece Avrupa'nın bir kısmında İngilizce eğitim vermeyen okulların mezunları kabul almaktadır. Japonya ve ABD gibi ülkeler, İngilizce eğitim almış olmanızı beklemektedirler. Dolayısıyla denklik konusunda ODTÜ Biyoloji Bölümü, zaten tanınırlığının da yüksek olması açısından size çok ciddi avantajlar ve iş olanakları sunacaktır.

Görüldüğü gibi, ODTÜ Biyoloji Bölümü'nü tercih etmeniz için, diğer üniversite ve bölümlere kıyasla birçok önemli unsur saymak mümkündür. Gerçek bir bilim insanı olmayı hedefliyorsanız, bize göre bundan daha iyi bir bölüm ve üniversite bulmanız oldukça güçtür.


ODTÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü

Bilindiği gibi özellikle liseli dostlarımızın hayali nedense hep Moleküler Biyoloji ve Genetik üzerine olmaktadır. Aynılarını bizler de deneyimledik, yaşadık. Bunun nedenini söyleyelim: popülerite. Puan açısından baktığımız zaman, ODTÜ Biyoloji Bölümü 60.000 civarında bir sıralama ile öğrenci alırken, ODTÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü 10.000 civarlarındadır (bu sayılar, eski senelere göre oldukça düşüktür). Bu ne demektir? Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, Biyoloji Bölümü'nden 6 kat daha iyi bir bölüm müdür? Elbette ki hayır. Hele ki başta verdiğimiz denklik ve hatta eşlik bilgilerinden sonra, bunu söylemek zordur. Baktığımız zaman, iki bölümün ODTÜ'de neredeyse aynı olduğunu görmekteyiz.

Tarihsel olarak incelediğimizde, her devirde farklı bölümlerin revaçta olduğunu, dolayısıyla bu bölümlere talebin arttığını, dolayısıyla yüksek puanlıların bu revaçtaki bölümleri seçmesi sonucu o bölümlerin puanlarının arttığı görülür. Ancak size anlatmak istediğimiz de işte buydu: Lise ve alt düzeydeki düşünce sistemi dahilinde, "Yüksek puan daha iyi yerdir." diye sığ bir yaklaşım içerisinde olursanız, üniversite mantığını edinememişsiniz demektir. Yüksek puan, daha fazla talep anlamına gelir. Bölümler ve araştırma sahaları yüz yıllardır bellidir ve kendi sınırları içerisinde değişir. Ancak 1970'li yıllarda en yüksek puanlı bölüm İnşaat Mühendisliği iken, günümüzde Elektronik Mühendisliği olması, İnşaat Mühendisliği'nin "kötü bir alan" haline gelmesi, Elektronik Mühendisliği'nin ise "müthiş bir alan" haline gelmesinden değildir. Toplumsal ihtiyaçların ve merakların değişmesi sonucu bu talep miktarları değişmektedir. Dolayısıyla Biyoloji ile Moleküler Biyoloji ve Genetik'i bu açıdan kıyaslamak hatadır. Bunları yine diğer makalemizde kapsamlıca ele alıyoruz. Siz, puana göre tercih yapmayınız! Ne istediğinize, neyle ilgilenmek istediğinize karar veriniz, ona göre istediğiniz bölümü seçiniz. Unutmayın ki bu tercihiniz, muhtemelen ömrünüzün son anına kadar taşıyacağınız mesleğinizi belirleyecektir. Diğer insanların tercihine göre tercih yapmak istemezsiniz sanıyoruz ki...


Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, ODTÜ'nün diğer üniversiteler ile baş edebilmesi için astığı bir tabeladan ibarettir esasında. Bunu bölümü küçümsemek için asla söylemiyoruz; çünkü ekibimizde bu bölümden insanlar da var. Ancak onların ve bu bölümde görev alan akdemisyenlerimizin de bildiği gibi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, Biyoloji'nin alt dallarından birisidir, bir uzmanlık alanıdır ve başlı başına bölüm olması çok da doğru bir adım değildir. Ne var ki diğer üniversitelerde bunun görülemeyerek, popülerizme yönelik bu bölümün ayrıca açılması, ODTÜ'yü de bu adımı atmaya zorlamıştır. Ancak ODTÜ, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü tabelasının asılmasından sonra yapısında ciddi bir değişime gitmemiştir. Çünkü bilimsel duruştan haberdar olan herkesin bileceği gibi, zaten Biyoloji'nin alt dalları birbirinden ayrılamayacak kadar iç içedir. Dolayısıyla her Biyolog zaten moleküler biyolojiden anlar, her Moleküler Biyolog da biyolojiden anlar. Ancak diğer yazımızda da ele aldığımız gibi, Moleküler Biyoloji okuyan biri, erkenden özelleşmiş olur ve Biyoloji'den edineceği daha geniş bilgilerden habersiz kalır (eğer kendisini geliştirmezse). Bu açıdan, bir bireyin ne olmak istediği çok önemlidir ve buna karar vermenizde diğer yazımız size önemli bilgiler sunacaktır.

ODTÜ'de bu iki bölüm birdir, aralarında özel bir fark bulunmaz! Öyle ki, ODTÜ'den çıkan tüm makalelerde akademisyenlerimizin bölümü ODTÜ Biyoloji Bölümü olarak geçmektedir. Buraya tıklayarak ODTÜ Biyoloji Bölümü'nün, buraya tıklayarak ODTÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü'nün ders programına bakabilir ve ikisini kıyaslayabilirsiniz. BIOL, Biyoloji Bölümü'nün, GENE ise Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü'nün ders kodudur. Dikkat edebileceğiniz üzere, çoğu ders BIOL olarak geçmektedir. Zaten GENE kodlu dersler de, Biyoloji Bölümü öğrencileri tarafından seçmeli olarak alınabilmektedir. Dolayısıyla ODTÜ açısından bakıldığında, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü'nün pek bir ayrıcalığı ya da farklılığı bulunmamaktadır. Dediğimiz gibi daha çok sadece bir isimden ibarettir. ODTÜ, zaten moleküler biyolog yetiştirir. Biyoloji de okuyacak olsanız, Moleküler Biyoloji ve Genetik de okuyacak olsanız, ODTÜ'de moleküler biyoloji ağırlıklı bir eğitim alacaksınız. Bölümde zooloji, botanik ve taksonomi gibi makro biyolojik bilimlerin bulunmadığını söylemiştik. ODTÜ, sizi moleküler bir biyolog olarak yetiştirir; ancak sonradan tabii ki dilediğiniz bir alana kaymanız mümkündür. Çünkü ODTÜ'de alınan biyoloji eğitimi, belki de tüm Türkiye içerisindeki en kapsamlı ve hedef odaklı biyoloji eğitimidir ve size kendinizi geliştirmek açısından bol miktarda fırsat sunar.

Moleküler Biyoloji ve Genetik alanı, gerçekten de çok önemli bir biyoloji sahasıdır. Buna istinaden, az önce dediğimiz gibi, popülist amaçlarla diğer üniversitelerin ayrı bölümler açması, ODTÜ'yü de buna zorlamıştır. Öncelikle Moleküler Biyoloji ve Genetik Programı olarak başlayan bu alan, kısa sürede popülerlik kazanarak ÖSYM tarafından ayrı bir bölüm olarak tanınmıştır. 


İş Olanakları

İki alanın da iş olanakları ne yazık ki diğer bölümlere (mühendislik, tıp, mimarlık, vb.) göre sınırlıdır. Bunun suçlusu da yine bölümler değil, ülkenin bilime bakış açısıdır. Bu konuya burada girerek uzatmak istemiyoruz. Halbuki yaşam bilimlerinin ve genel olarak temel bilimlerin, genel olarak bilim ve insanlık için tartışılmaz bir önemi olduğu açıktır.

Bu iki bölümden mezun olanların en olası meslekleri akademisyenlik olacaktır. Yüksek lisans (master) ve doktora yaparak üniversitelerde akademisyenlik ve araştırmacı, kısaca bilim insanı olmayı tercih edebilirsiniz. Bu, günümüzdeki en saygın mesleklerden biridir. Elbette maddi açıdan çok doyurucu olmayabilir, ancak manevi açıdan, insanlığa katkı sunmanız açısından, akademi içerisindeki tatlı mücadeleye dahil olup katkı sunmanız açısından, harika bir doygunluk katacağını garanti edebiliriz.

Bunlar haricinde ihtiyaç oldukça devlet sektöründe; bakanlıklar, araştırma enstitülerinde ve Kamu İktisadi Teşekküllerde biyolog kadrolarında çalışabilirsiniz. Özel sektörde; ilaç ve gıda endüstrilerinde araştırma-geliştirme ve kalite kontrol birimlerinde görev alabilirsiniz. Tıp sektöründe; hastanelerde, özel tahlil laboratuvarlarında ve tüp bebek ünitelerinde çalışabilirsiniz. Tıp ve Biyoloji alanında ithalat ve ihracat yapan özel şirketlerde satış temsilcisi ve teknik danışman olarak çalışabilirsiniz. Ayrıca gelecekte özellikle kök hücre ve kopyalama teknolojilerinin gelişmesiyle, yepyeni iş imkanları da edinmeniz mümkün olabilecektir. Dolayısıyla imkanlarınız sınırsız olmasa da, aşırı sınırlı da değildir. Diğer yazımızda da sıklıkla vurguladığımız gibi: işinizi kendiniz yaratmak durumundasınız ve işinizi iyi yaparak ve kendinizi geliştirerek bunu başarmanız mümkündür.


Sizlere temel bazı bilgileri vermeye çalıştık. Umuyoruz ki tercihlerinizde faydalı olacaktır. Yazımızı zaman içerisinde geliştirerek daha farklı konularda da bilgiler vermeye çalışacağız.

Şimdiden başarılar dileriz.


Yazan: ÇMB (Evrim Ağacı)

Kaynaklar ve İleri Okuma:

6 Yorum