Bir kuşak genç aktivist için savaş, emperyalizm, ırkçılık ve demokratik liberalizmin giderek artan kırılganlığı başa çıkılamayacak kadar ağır bir gerçeklikti. Güç kullanımı, bu gerilimle mücadele etmenin bir aracı hâline geldi. "Bölünmüş bir ülke" söylemi ana akım siyasi analizlerde kendine yer bulurken (ki birçokları için bu ülkedeki derin ayrışmalar yeni bir siyasi gerçeklik değildir), siyasi muhaliflerin ve radikallerin yazdıkları üzerine düşünmeliyiz. Hâlâ tüm canlılığını koruyan siyasi analiz çeşitliliğini kabul etmeliyiz. Silahlı mücadele tarihi, ciddiye alındığı takdirde, merkeze daha eleştirel yaklaşmamızı sağlar ve merkezin ahlaki ile siyasi haklılık iddialarını tartışmaya açar.
Bir kuşak genç aktivist için savaş, emperyalizm, ırkçılık ve demokratik liberalizmin giderek artan kırılganlığı başa çıkılamayacak kadar ağır bir gerçeklikti. Güç kullanımı, bu gerilimle mücadele etmenin bir aracı hâline geldi. "Bölünmüş bir ülke" söylemi ana akım siyasi analizlerde kendine yer bulurken (ki birçokları için bu ülkedeki der
... Daha fazla göster