Bir şeyi tanımlama güçlüğü ya da tanımlandıktan sonra kavram hakkında yeni bir şeyler söyleyebilme güçlüğünü de beraberinde getiriyor. Taşra, bu manada şimdilerde tanımlanması en zor kavramlardan birisidir. Belirli sözlüklerdeki coğrafi yer tanımı haricinde, taşra; siyasi, kültürel, ekonomik, psikolojik, sosyolojik birçok gelişmenin neticesinde ifade edilebilecek bir kavram. Bu eser taşrayla ilgili öngörülen bütün tartışmaları göz önünde bulundurarak taşrayı kendi bütünlüğünde anlamaya çalışmaktadır. "Taşra nedir, ne değildir" gibi birçok kıyaslama sorusu, modernleşmenin yarattığı olumsuzluklar üzerinden mekânın görünümü haricindeki algısal taşrayı bütün zihinlerde olumsuz bir profile oturtuyor. Taşrayla ilgili birçok soru sormak mümkün görünüyor. Merkezin olası dışında tutulan yer olarak kabul edilen taşranın gerek coğrafi gerek insani olarak tüm özellikleri merkezden epeyce zayıf ve cılızdır ama merkezin himayesinde olmak zorundadır. Bu alan dışılığa karşın taşra, merkezin üretici gücünü oluşturmaktadır. Coğrafi tanım taşrayı mekân olarak sınırlar çizmesine rağmen değişen dönüşen taşraya mutlak kabul edilen tanımlar üzerinden yaklaşılarak taşraya romantik, nostaljik, bağ kurucu ve koruyucu anlamlar da yüklendi. Buradaki insan faktörünü yani taşra insanını nasıl tanımlamak gerekiyor? Cevap bulması gereken önemli sorulardan biri de budur.