The Sopranos klasik bir mafya yapımı değildir. Godfather gibi epik bir yapım da değildir. En salt gerçekliğiyle insanın değişemeyişini anlatan derin bir psikolojik yapıttır. Televizyon tarihinde kötü ana karakter, yani anti-hero devrimini başlatan ve Breaking Bad gibi devasa yapımlara ilham olan eserdir. Godfather, gücün insanı nasıl değiştirebildiğini ve ailenin önemini (başka bir bakış açısıyla da aile değerlerinin nasıl yok olduğunu) işler. Sopranos ise yüksek sosyopatların ne yaparsa yapsın değişemediklerini ve mafyanın epik anlatısının çöküşünü işler. Vito Corleone ailenin önemini vurgular, aileyi her şeyden üstte tutar ve sadık baba imajı çizer. Tony Soprano ise ailesini kaybetme korkusu içerisinde yaşarken, her gün farklı bir metresiyle yatan, ekibine biz bir aileyiz imajı çizerken tek gözü kendi çıkarlarını gören bir insandır. Her bir cümlesiyle derinlemesine incelenecek bir dizidir Sopranos. Bir başyapıttır. Bana kalırsa televizyon tarihinin en iyi dizisidir. Pek çok açıdan devrim yaratmış cesur bir yapımdır. Televizyon dizilerinde senaristlerin önemini artırmış bir yapımdır. Yavaş işleyen bir yapısı (slow burn) vardır, ani aksiyonlar veya havada kalmış bölüm/sezon finalleri yoktur. İzleyiciyi televizyona kitleme niyeti yoktur, bunu istemsizce başarır. Başlangıcından finaline kadar sanatsal bir anlatım işler ve her sezonunda kaliteyi giderek artırabilen belki de tek yapımdır. Pek çok dizinin final sezonu ve bölümü o dizi için en kötü puanlamayı alırken, Sopranos ise televizyon tarihinin belki de en cesur finalini yapmasına rağmen aynı zamanda en yüksek puanlı final bölümlerinden birisine sahiptir. Oyunculuk noktasında ise kusursuz bir kadroya sahiptir. Başrol James Gandolfini o kadar etkileyici bir iş çıkarmıştır ki FBI dinlemelerinde gerçek mafya üyelerinin diziden bahsettiği ve aralarına köstebek girip girmediğini tartıştıklarına şahit olunmuştur. Kesinlikle izlemenizi öneriyorum.