Bu kitap aslında Callum Roberts’ın deniz altında geçirdiği yılların bir tür hikâyesi gibi. Yani sadece bilim anlatmıyor, resiflerin içine girip orada ne gördüyse onu anlatıyor. İlk başta Kızıldeniz’de yaptığı dalışla deniz hayatına tamamen kapılıyor. Sonra farklı yerlerdeki mercan resiflerine gidiyor; Avustralya’daki Büyük Set Resifi, Karayipler ve başka bölgelerde gördüklerini anlatıyor. Her yerde aynı şey dikkatini çekiyor: resifler çok canlı ama aynı zamanda çok hassas. Kitapta en çok vurgulanan şey şu: insan etkisi yüzünden bu sistemler ciddi şekilde zarar görüyor. Kirlilik, aşırı avlanma ve iklim değişikliği resifleri yavaş yavaş yok ediyor. Ama tamamen karamsar da değil. Yazar, doğru koruma yapılırsa bu ekosistemlerin hâlâ toparlanabileceğini de söylüyor. Kısacası kitap, denizlerin ne kadar karmaşık ve kırılgan olduğunu, ve aslında bizim sandığımızdan çok daha önemli olduklarını anlatıyor.