"Sık sık sosyolojinin bir dövüş sporu, bir kendini savunma aracı olduğunu söylerim. Temelde onu kendinizi korumak için kullanırsınız; haksız saldırılarda bulunma hakkınız yoktur." (Pierre Bourdieu) Dünyada, başkalarının kendine sakladıklarını yüksek sesle dile getiren tanıklar vardır. Onlar ne birer gurudur ne de usta; kentin ve dünyanın üzerine etraflıca düşünülebileceğine inanan insanlardır. Sosyolog Pierre Bourdieu de işte böyle bir tanıktır. Üç yıllık bir süreç boyunca Pierre Carles'ın kamerası onu farklı durumlarda izler: Günter Grass ile kısa bir sohbet, bir işçi banliyösünün sakinleriyle yapılan canlı bir toplantı, öğrencileri ve meslektaşlarıyla ilişkileri ve sosyolojinin kent yaşamının bir parçası olması yönündeki çağrısı. Düşüncesi öyle bir aşinalık taşır ki her zaman yanı başımızda, erişebileceğimiz bir mesafededir. Bu, yaşadığı çağ üzerine düşünmeyi seçmiş bir Fransız entelektüelinin düşüncesidir.
"Sık sık sosyolojinin bir dövüş sporu, bir kendini savunma aracı olduğunu söylerim. Temelde onu kendinizi korumak için kullanırsınız; haksız saldırılarda bulunma hakkınız yoktur." (Pierre Bourdieu) Dünyada, başkalarının kendine sakladıklarını yüksek sesle dile getiren tanıklar vardır. Onlar ne birer gurudur ne de usta; kentin ve dünyanın
... Daha fazla göster