Günah Keçisi (Le Bouc émissaire)
Kitap2005
Tanıtım
Günah Keçisi, çağımızın en büyük edebi ve dinsel metin yorumcularından René Girard'ın Türkçedeki üçüncü kitabı. Girard’ın daha önce Romantik Yalan ve Romansal Hakikat (çev. Arzu Etensel İldem, Metis Yayınları, 2001) ile Şiddet ve Kutsal (çev. Necmiye Alpay, Kanat Kitap, 2003) adlı kitapları yayımlan...
Yazar
René Girard
Dili
Türkçe
Orijinal Dili
İngilizce (English)
Orijinal Başlık
Le Bouc émissaire
Yayınlanma Tarihi
01 Ocak 2005
Yayınevi
Kanat Kitap
Son Baskı Sayısı
1
Eser Hakkında Daha Fazla Bilgi
| Sayfa Sayısı | 296 |
| ISBN-13 | 978-6-0517-1751-7 |
| Boyutları | 14 x 21 cm |
| Son Baskı Tarihi | 2018-01-01 |
| Cilt | Ciltsiz |
Yazar Hakkında
René Girard (1923–2015), insan davranışlarını, şiddeti ve toplumsal çatışmaları açıklamaya çalışan önemli bir düşünür, edebiyat eleştirmeni ve antropolojiyle ilişkili bir teorisyendir. Girard’ı özel kılan şey, insanların neden birbirine benzeyerek arzuladığını ve bunun nasıl çatışmaya dönüştüğünü açıklayan teoriler geliştirmesidir. En bilinen kavramı “mimetik arzu ”dur. Buna göre insanlar bir şeyi gerçekten kendileri istediği için değil, başkaları istediği için ister. Yani arzularımız bile bize ait olmayabilir; başkalarını taklit ederiz. Bu da rekabeti, kıskançlığı ve sonunda çatışmayı doğurur. Akademik olarak Stanford Üniversitesinde uzun yıllar çalışmış ve düşünceleri hem felsefe hem sosyoloji hem de edebiyat alanında etkili olmuştur.
Özet
Günah Keçisi, René Girard’ın insan doğasına dair en sarsıcı tespitlerinden birini ortaya koyduğu bir eser. Kitabı okurken insan ister istemez rahatsız oluyor, çünkü anlatılan şey başkalarından çok bize dokunuyor.
Girard’ın temel fikri şudur. Toplumlar kriz anlarında, içlerinde biriken öfke, korku ve kaosu kontrol edebilmek için bir “günah keçisi” seçer. Bu kişi ya da grup genellikle zaten zayıf, dışlanmış ya da farklı olandır. Suçlu olup olmaması önemli değildir; önemli olan, toplumun bütün yükünü onun üzerine bırakabilmesidir. Böylece insanlar kendi içlerindeki çatışmayı dışsallaştırır ve kısa süreli bir rahatlama yaşar.
Bu durum sadece eski toplumlara özgü değil. Girard’ın en çarpıcı yanı da burada zaten. Bugün de insanlar birini hedef alarak rahatlıyor. Sosyal medyada linç edilen biri, toplumda sürekli suçlanan bir kesim ya da bir olayın tüm sorumluluğunun tek bir kişiye yüklenmesi bunların hepsi modern günah keçisi mekanizmasının örnekleri gibi.
İnsan aslında sandığı kadar adil bir varlık değil. Kendi hatalarıyla yüzleşmek zor geldiğinde, suçu başkasına atmak çok daha kolay geliyor bu çoğu zaman bilinçli bile yapılmıyor; sanki içgüdüsel bir savunma mekanizması gibi işliyor.
Girard ayrıca şiddetin bulaşıcı olduğunu söyler. Birinin öfkesi diğerine geçer, o da başkasına yöneltir ve sonunda bu zincir bir kurbanda son bulur. Günah keçisi seçildiğinde ise toplum sanki yeniden “düzen” kazanmış gibi hisseder. Ama bu düzen gerçek değildir, sadece geçici bir sakinliktir.
Kendi adıma en çarpıcı olan yönünü söylemek isterim. Bu kitap insanı başkalarını yargılamadan önce durduruyor. Çünkü birini suçlarken gerçekten haklı mıyız, yoksa sadece içimizdeki karmaşayı birine mi yüklüyoruz? Bu soruyla baş başa bırakıyor.
Günah Keçisi insanın karanlık tarafını anlatıyor ama bunu suçlamak için değil, fark ettirmek için yapıyor. Fark ettikten sonra insan ister istemez daha temkinli bakmaya başlıyor. Hem kendine hem de başkalarına.
Girard’ın temel fikri şudur. Toplumlar kriz anlarında, içlerinde biriken öfke, korku ve kaosu kontrol edebilmek için bir “günah keçisi” seçer. Bu kişi ya da grup genellikle zaten zayıf, dışlanmış ya da farklı olandır. Suçlu olup olmaması önemli değildir; önemli olan, toplumun bütün yükünü onun üzerine bırakabilmesidir. Böylece insanlar kendi içlerindeki çatışmayı dışsallaştırır ve kısa süreli bir rahatlama yaşar.
Bu durum sadece eski toplumlara özgü değil. Girard’ın en çarpıcı yanı da burada zaten. Bugün de insanlar birini hedef alarak rahatlıyor. Sosyal medyada linç edilen biri, toplumda sürekli suçlanan bir kesim ya da bir olayın tüm sorumluluğunun tek bir kişiye yüklenmesi bunların hepsi modern günah keçisi mekanizmasının örnekleri gibi.
İnsan aslında sandığı kadar adil bir varlık değil. Kendi hatalarıyla yüzleşmek zor geldiğinde, suçu başkasına atmak çok daha kolay geliyor bu çoğu zaman bilinçli bile yapılmıyor; sanki içgüdüsel bir savunma mekanizması gibi işliyor.
Girard ayrıca şiddetin bulaşıcı olduğunu söyler. Birinin öfkesi diğerine geçer, o da başkasına yöneltir ve sonunda bu zincir bir kurbanda son bulur. Günah keçisi seçildiğinde ise toplum sanki yeniden “düzen” kazanmış gibi hisseder. Ama bu düzen gerçek değildir, sadece geçici bir sakinliktir.
Kendi adıma en çarpıcı olan yönünü söylemek isterim. Bu kitap insanı başkalarını yargılamadan önce durduruyor. Çünkü birini suçlarken gerçekten haklı mıyız, yoksa sadece içimizdeki karmaşayı birine mi yüklüyoruz? Bu soruyla baş başa bırakıyor.
Günah Keçisi insanın karanlık tarafını anlatıyor ama bunu suçlamak için değil, fark ettirmek için yapıyor. Fark ettikten sonra insan ister istemez daha temkinli bakmaya başlıyor. Hem kendine hem de başkalarına.
Linkler
| Satın Al |
Benzer Eserler
Tüm Reklamları Kapat
Kişiler
Yazar
Eseri Ekleyen
Hatice Kutbay
@kutbay75
Eksik Bilgiler
- Etiketler
Bu eserde bazı bilgiler eksik. Eseri puanlamak ve incelemek için giriş yap veya üye ol.