Dört bölümden oluşuyor: aktif okuma, aktif dinleme, aktif tartışma ve aktif yazma.
Yazara göre “aktif okuma”, okurken sanki o filozof karşınızdaymış gibi onun fikirleri üzerinde düşünme, neyi temellendirdiğini anlama, hatta antitez üreterek okuduğunuz yazının tezlerini sınamak. Diğer disiplinlerde okuduğunuz bilgiyi anlamak yeterlidir. Fakat Warburton’a göre, felsefe yapmadan felsefe öğrenilemez. Yani okuduğunuzu anlamak yetmez, onu analiz de etmelisiniz ve biri sizi ikna etmeye çalışıyormuşçasına onun hakkında düşünceler ortaya çıkarmalısınız.
“Aktif dinleme” ise felsefe derslerini pasif bir şekilde dinlememeyi ifade ediyor. Hocanın ortaya koyduğu argümanın ana hatlarını ve akıl yürütme adımlarını takip etmek gerekiyor. Çünkü felsefe derslerinde amaç çoğu zaman öğrenciye mümkün olduğunca çok bilgi aktarmak değil, onu düşünmeye teşvik etmek. Bu yüzden iyi bir dersin sonunda yalnızca konuyu öğrenmiş değil, konu hakkında daha fazla düşünmeye ve okumaya motive olmuş olmak gerekiyor.
Üçüncü bölüm de “aktif tartışma”. Tartışmanın asıl amacı, neye ve neden inandığımızı daha iyi anlamak, yeni düşünceler araştırmak ve düşüncelerimizi açık ve kesin bir şekilde ifade edebilmek. Bir görüşe karşı çıkıldığında, aslında o görüşü ne kadar iyi anladığımızı da fark ediyoruz. Çünkü bir düşünceyi zihnimizde doğru anladığımızı düşünsek bile, onu eleştirilere karşı savunmak zorunda kaldığımızda eksik ya da hatalı anladığımız noktalar ortaya çıkabiliyor.
Dördüncü ve son bölüm ise “aktif yazma”. Warburton’a göre yazmak, yalnızca öğrendiklerimizi göstermek için yaptığımız bir şey değil. Düşünme eyleminin bir parçası da… Çoğu zaman bir konu hakkında yazmaya başlayana kadar o konuyu gerçekten anlamıyoruz. Bir deneme yazmaya çalıştığımızda düşüncelerimizin eksiklerini, argümanlarımızın zayıf noktalarını ve karşı-argümanlara karşı ne kadar savunmasız olduğumuzu görebiliyoruz. Bu nedenle aktif yazmak hem düşünceleri ifade etme hem de onları geliştirme aracı.
Kitabın genel olarak vermek istediği mesajın felsefenin bir bilgi biriktirme işi değil, bir düşünme faaliyeti olduğu söylenebilir. Aktif okurken filozofun argümanlarını sorguluyoruz, aktif dinlerken söylenenleri ve argümanın adımlarını takip ediyoruz, aktif tartışırken kendi düşüncelerimizi savunup başkalarının itirazlarıyla sınamış oluyoruz, aktif yazarken de bütün bunları daha sistemli bir biçimde ortaya koyuyoruz. Bu dört alışkanlık felsefi becerilerin temelini oluşturuyor.
Kitap sadece “felsefe nasıl çalışılır?” sorusuna değil, dolaylı olarak “nasıl daha iyi düşünülür?” sorusuna da cevap vermiş oluyor. Kısa oluşuyla ve yalın diliyle hızlıca okunup bitirilen pratik bir kitap.