Yazar dili adeta bir enstrüman gibi çalıyor. Sokak ağzını ya da Türkçenin kenarda köşede kalmış kelimelerini metinlerine öyle bir kıvraklıkla yediriyor ki, küfür veya kaba saba durmak şöyle dursun, dilin neşesi ortaya çıkıyor. Metinde acayip canlı bir hava var. Başta birçok kelimeyi anlamadım, ne oluyoruz dedim ama sonra dile alıştıkça tat verdi.
İlk denemelerde kendimi İstanbul’un hiç bilmediğim sokaklarında, bir çınar ağacının altında buldum. Birsel’in doğaya ve özellikle ağaçlara dair gözlemlerini okurken insan bir an durup doğaya karşı ne kadar körleştiğimizi düşünüyor. Günlük koşturmaca içinde yanından geçip gittiğimiz bir yaprağın meğer ne çok hikâyesi varmış diyorsunuz. Bazı sokakları internetten aratıp gözümde daha iyi canlandırmaya çalıştım. Bahsettiği ağaçların fotoğraflarına bakarken bir deneme kitabı okurken botanik bilgimin genişleyeceğini de düşünmezdim.
Gözlemlemek, duyumsamak, ayrıntıyı fark etmek ve bütün bunları okura yaşatabilmek; yazarlık bu demek sanırım. İstanbul’a yolum yeniden düşerse, kitapta adı geçen sokaklara uğramak istemem de biraz bundan.
İlerleyen denemelerde ise edebiyat tarihinin kamera arkası diyebileceğimiz nefis anekdotlar başlıyor. Çehov’un Tolstoy’a duyduğu o devasa hayranlığı, Tolstoy’un Çehov’un “Duşeska” öyküsünü kahkahalarla dört kez okumasını ya da James Joyce’un tek bir cümlenin ritmini tutturabilmek için saatlerce tek bir kelime üzerinde durmasını okurken yazarların da bizler gibi insanî tutkuları, takıntıları olduğunu hissediyorsunuz.
Kitaba adını veren en sondaki “Amerikalı Tolstoy” denemesi ise işin rengini biraz daha değiştiriyor. II. Abdülhamid döneminin sivil polis raporlarına, hafiyelik teşkilatına ve dönemin absürt kaçan ihbar mekanizmalarına odaklanıyor. Tarihsel gerçekleri ve biyografik detayları, Salah Birsel o mizahi ve hafif alaysı süzgecinden geçirerek anlatınca ortaya okumaya doyulmaz bir deneme çıkmış. Kitabın en uzun denemesi ama en hızlı okuduğum da bu.
İstanbul’a, edebiyata, tarihe ve gündelik hayata yeni bakış açılarıyla bakmayı öğreten bir deneme kitabı. Ben sevdim.