Sigara, Alkol ve Uyuşturucu Üzerine...

Yazdır Sigara, Alkol ve Uyuşturucu Üzerine...

Merhaba arkadaşlar,

 

Aslında tam olarak alanımız olmasa da, Biyoloji'nin alanına giren her konuyla ilgilendiğimiz için ve okurlarımızdan sıklıkla bu konuyla ilgili bilimsel bir araştırma eksikliği çektiklerine dair şikayet geldiği için, konuyu ele almaya karar verdik. Umarız aklınızdaki soru işaretlerini silecek, faydalı bir yazı olacaktır.

 

 

Sigara, Alkol ve Uyuşturucu Nedir?

 

Uyuşturucu sanılanın aksine oldukça genel genel bir kavramdır. Genel olarak narkotik olarak da anılabilen bu maddeler, psikoaktif, yani insanın kan-beyin bariyerini (vücuttan gelen kanın beyne girmeden önce aşması gereken bariyer) aşarak beyne ulaşan ve doğrudan merkezi sinir sistemine etki edebilen maddelerin tamamına verilen isimdir. Günümüzde pek çok ülkede opioidler ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Opioidler, morfin, eroin ve bunların hidrokodon gibi türevleridir. Tıp biliminde esasen faydalı amaçlar için kullanılan bu maddeler, aşırı derecede bağımlılık yapıcıdır ve bunun keşfi üzerine halk arasında beyni uyuşturmak ve gevşemek için kullanılmaya başlamışlardır.

 

Ancak uyuşturucular, elbette bununla sınırlı değildir. Hatta insanı şaşırtabilecek bir şekilde sigara ve alkol, uyuşturucu kategorileri olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Bu da, uyuşturucuların ne kadar geniş bir kapsamı olduğunun anlaşılmasına yarayabilir. Genel olarak uyuşturucular, 13 kategoride toplanırlar:

 

1) Kafein: Sanılanın aksine kafein içeren her ürün (kahve, çay ve benzeri bitkisel ürünler) "uyuşturucu" kategorisindedirler, çünkü yukarıdaki uyuşturucu tanımına uyarlar. Ancak bu maddelerin tüketimi Dünya'nın her ülkesinde serbesttir, çünkü sağlık üzerindeki olumsuz etkileri son derece kısıtlıdır.

 

2) Kenevir (Esrar): İçerisinde bir kimyasal madde olan "cannabinoid", özellikle de tetrahidrokanabinoid (THC) içeren bitkilerin genel adıdır. Dünyanın pek çok ülkesinde yasak olan bu ürünün en meşhur temsilcisi marijuanadır ve hatta bu, günümüzde kenevir ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.

 

3) Etanol (Etil Alkol): Yine sanılanın aksine etanol ile üretilen içkiler, uyuşturucu kategorisine girmektedirler. Temel olarak maya mantarlarının fermantasyonu sonucu üretilen alkolik içkiler Dünya'nın pek çok ülkesinde serbestçe tüketilebilmektedir. Bunun sebebi, alkolün düşük miktardaki tüketiminin sağlığa neredeyse hiç olumsuz etkisi olmadığı gibi, tam tersine faydasının bile olabilmesidir. 

 

4) Tütün: Temel olarak nikotin ve beta-karbolin alkaloidleri içeren ürünlerin tamamının adıdır. Dünya'nın pek çok yerinde serbesttir; ancak kontrol altında tutulmaktadır.

 

5) Opiyatlar ve Opioidler: Genel kullanım amacı acının dindirilmesi olsa da, çok yüksek bağımlılık yapıcı özelliktedirler. Bunların içersinde hidrokodon, oksikodon, morfin ve diasetilmorfin (morfin) bulunmaktadır.

 

6) Kokain: Güney Amerika'da yetişen koka bitkisinin bir ürün türevidir. Kokainden üretilen lidokain ve novokain tıpta kullanılsa da, kokainin üretim ve tüketimi Dünya'nın hemen hemen her ülkesinde yasaktır.

 

7) Depresanlar: Beynin geçici olarak bir bölgesinin aktivitesini durduran ilaçlardır.

 

8) Antihistaminler: Bu gruptaki ilaçlar, histamin isimli ve bağışıklık sistemini, psikolojik dengeyi düzenleyen kiymasalın salgısını veya işlevini durduran ilaçlardır. Halk arasında halüsinasyon görmeye yarayabildiği için kullanılmaktadır.

 

9) Analjezikler: Ağrı kesici olarak da bilinen bu ilaçlar, çevresel ve merkezi sinir sistemini etkileyerek acıyı dindirirler. 

 

10) Sakinleştiriciler: Çok geniş bir kategoridir ve altında onlarca farklı başlık bulunur. Temel olarak merkezi ve çevresel sinir sistemini derinden etkileyerek gerçek hayatla bağlantının kesilmesini ve hatta beynin uyku haline geçmesini tetiklerler.

 

11) Halüsinojenler: Bu kategori altında 3 ana alt kategori bulunur: psikedelikler (psychedelics), ayrıştırıcılar (dissociatives), hezeyancılar (deliriants). Doğrudan beynin algı, düşünceler, duygular ve bilinç ile ilgili kısımları üzerine etki ederek kişinin hayal görmesini ve gerçeklerden kopmasını sağlarlar. Normalde psikiyatride rekreatif (yeniden düzenleyici, oluşturucu) amaçlarla kullanılsalar da, halk arasında en "eğlenceli" olarak görülen, en sık tüketilen uyuşturucu maddelerdir. Bu alt kategorilerin de altında yüzlerce farklı madde bulunmaktadır. Birkaç örnek vermek gerekirse, hezeyancılar arasında atropin, ibotenik asit, difenhidramin gibi maddeler; ayrıştırıcılar arasında ketamin, fensiklidin, nitrik asit gibi maddeler; psikedelikler arasında ise fenetilaminler ve triptaminler bulunmaktadır.

 

12) Uyarıcılar: Psikouyarıcılar olarak da bilinen bu kategorideki ilaçlar öforiyi tetikleyerek kişinin mutlu, huzurlu, heyecanlı ve aktif olmasını sağlarlar. Simpatomimetikler, entaktojenler ve benzeri kimyasallar bu kategoridedirler.

 

13) İnhalanlar (Solukla Alınanlar): Gaz ve hava içerisinde çözünmüş (aerosol) olarak alınabilen bu kimyasallar doğrudan ciğerlerden kana karışırlar. Alkil nitratlar ve propan, bütan, Freon gibi kimyasallar bu yolla alınırlar ve temel olarak anestezik, uyuşturucu etkidedirler.

 

 

Uyuşturucuların bedene girişi farklı yollarla olabilir. En genel üç yolu, solunum, sindirim ve kan yoluyla alınmasıdır. Solunum yolunda, tıpkı aşağıda açıklayacağımız sigara gibi, bir kağıda sarılan uyuşturucu yakılarak gaz halinde sisteme alınır. Sindirim yoluyla uyuşturucunun alımı ise genellikle haplar ile olmaktadır. Uyuşturucu madde içerikli haplar yutularak sindirim yoluyla kana karışması sağlanır. Üçüncü yol ise damardan enjeksiyon ile uyuşturucunun kana karışmasıdır. Bu yöntemde, şırınga içerisine konulan sıvı uyuşturucu genellikle iç koldaki damarlardan kana doğrudan enjekte edilir. Üç yolla da alınan uyuşturucu, kısa sürede vücudun her yanına dağılır.

 

Şimdi, bu 6 kategoriden özellikle bizim ilgimizi çeken sigara ve alkolü ayrı olarak ele alacak olursak:

 

Sigara, Mayalara ait Siyar dilinde "sarılı tütün yapraklarını içmek" anlamındaki bir sözcükten gelmektedir. Adından da anlaşılabileceği gibi, Nicotiana cinsine ait onlarca türden her biri, "tütün bitkisi" olarak anılabilmektedir. Herkesin bildiği gibi bir ucundan yakılıp, tütünün alev alarak gaz halinde bir atık çıkarması ve diğer uçtan nefes çekilmesi yoluyla duman vücuda alınır. Akciğerlerdeki alveollere ulaşan tütün dumanı, moleküler boyutta kana karışarak vücudun dört bir yanına dağılır.

 

Alkol, aslında günlük yaşamdaki anlamı bir yana, Kimya bilimindeki temel bileşiklerden birinin genel adıdır. Kimya'da alkol, hidroksil (bir Oksijen ve bir Hidrojen atomundan oluşan bileşik) grubuna sahip herhangi bir organik yapının genel adıdır. Ancak halk arasında "alkol" olarak isimlendirilen, Kimya'daki alkoller arasında "asilik" (döngüsel olmayan) yapıdaki alkollerden etanol kullanılarak üretilen içeceklerin adıdır. Sigaradan farklı olarak alkol, sindirim kanalı yoluyla bağırsaklarda emilerek kana karışır ve bütün vücuda yayılır.

 

 

Genel Olarak Uyuşturucuların Sağlık Üzerindeki Etkileri ve Bağımlılık

 

Görüldüğü gibi çok çeşitli uyuşturucular mevcuttur ve her ne kadar "uyuşturucu" dendiğinde akla ilk olarak olumsuz örnekler gelse de, özellikle bilimsel alanda uyuşturucular çok büyük öneme sahiptirler. Ancak elbette biz de burada bilimde kullanılan uyuşturucuları değil, tarihte sıklıkla görüldüğü gibi, faydalı amaçlarla üretilen ancak insanlar tarafından ölümcül hale getirilen uyuşturuculardan bahsedeceğiz. Yani burada bahsettiklerimiz kafein ya da halk arasında kullanılmayan, sadece tıpta kullanılan nitrik oksit gibi kimyasallar değil, opioidler gibi güçlü bağımlılık yapıcı özelliğe sahip uyuşturuculardır. Ayrıca burada "uyuşturucu" derken, alkol ve sigarayı da dahil etmekteyiz.

 

İlk olarak, uyuşturucularla ilgili bilinmesi gereken en önemli şey, hangi kategoride olduğu önemli olmaksızın, tüm uyuşturucu maddelerin bağımlılık yapıcı özellikte olduğu gerçeğidir. Ancak genellikle halüsinojen gibi pek de "kimyasal" olmadığı iddia edilen maddelerin kullanıcıları, "Bu eroin değil ki, bağımlılık yapmıyor, istediğim an kullanmam olur biter." şeklinde argümanlar üreterek kendilerini rahatlatmaya çalışmaktadırlar. Ne var ki bu insanların düştüğü hata, bağımlılığı tek aşamalı düşünmeleridir.

 

Bağımlılık, temel olarak iki kategoride incelenmektedir: fiziksel bağımlılık ve psikolojik bağımlılık. Çoğu insan, fiziksel bağımlılık yapmayan uyuşturucuların, hiç bağımlılık yapmadığını sanarlar. Halbuki pek çok uyuşturucu en başta psikolojik bağımlılık yaratır, daha sonradan fiziksel bağımlılık oluşur. Bu yüzden gergin insanlar hemen sigara ya da alkol gibi uyuşturucu maddelere yönelirler, bu, psikolojik bağımlılık göstergesidir. "Alkolik" ya da "müptela" olarak tanımlanan kimseler ise, fiziksel bağımlılık geliştirmiş ve vücutlarındaki hücrelerin çalışabilmek için o uyuşturucu içerisindeki maddelere ihtiyaç duyduğu kişilerdir. 

 

Burada tekrar altını çizmek gerekirse, tüm uyuşturucular aşırı kullanımlarında bağımlılık yaratırlar. Tek seferlik kullanım ise adeta kumar gibidir. Hoşunuza giderse, bağımlılık yapma olasılığı bir anda artacaktır; zira siz, denemeyi sürdürmek isteyebileceksinizdir. Ancak ilk kullanımda hoşunuza gitmezse, bağımlılık elbette bir anda oluşmayacağı için bu batağa yakalanmama şansınız çok yüksektir.

 

Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, uyuşturucuların tiplerinin farklı bağımlılık yapıcı miktarları olduğudur. Yani her uyuşturucu eşit miktarda bağımlılık oluşturmaz. Bu da, içerisindeki kimyasallarla ilgilidir. Bir birey, uyuşturucuyu ilk defa aldığında, içerisindeki kimyasallar vücuda yabancı olduğu için ciddi bir şekilde reddedileceklerdir. Bu sayede kolayca vücuttan atılabileceklerdir. Ancak zaman içerisinde, vücut tekrar tekrar bu kimyasallarla tanıştırıldığında, atılamayan küçük miktardaki kimyasallar hücrelerde birikmeye başlayacaktır. Daha sonra, hücrelerimiz basit kimya depoları olarak çalıştıkları için, bu kimyasalların varlıkları hücresel fonksiyonlara etki etmeye ve dahil olmaya başlayacaktır. İşte burada, fiziksel bağımlılık başlamaktadır, çünkü hücreler artık o kimyasalı bir "normal" olarak görecek ve işlevlerini yerine getirebilmek için sürekli olarak ihtiyaç duyacaklardır. Temel olarak fiziksel bağımlılık bu şekilde işler.

 

Psikolojik bağımlılık ise belki de fiziksel bağımlılıktan çok daha tehlikelidir, çünkü hem sessiz ve derinden ilerler, hem de fiziksel bağımlılığın önünü açar. Bu tip bağımlılıkta, birey uyuşturucu maddeyi (sigara, alkol ya da bir diğer uyuşturucu madde) almak zorunda olmadığını; ancak sadece kendisini rahatlattığı ve mutlu ettiği için almayı sürdürdüğünü, dilediği zaman bırakabileceğini iddia eder. Ancak bırakmaya çalıştığında, fiziksel bir etki kendisini göstermese de (zira fiziksel bağımlılık henüz başlamamış olabilir), kişi maddeye psikolojik olarak aç" olacaktır ve başı sıkıştığında ilk başvuracağı kaynak, uyuşturucu madde olacaktır. Çünkü Freud'un da net bir şekilde ortaya koyduğu gibi hayvanlar haz arayışı içerisindedirler ve dolayısıyla bunu yapay yollarla da olsa elde etmeye çalışacaklardır. Normal ve doğal yollarla bunu başaramayacak kadar zayıf ve çaresiz insanlar, fiziksel bağımlılıkları bulunmadığı iddiasının maskesi ardına gizlenerek, hazzı bu uyuşturucu maddelerde aramaktadırlar. Bu, doğal olarak, Psikolojik olarak değerlendirilmesi gereken bir sorundur ve tedavi edilebilirdir (bkz: bağımlılıktan kurtulmak için kurulan vakıflar). İşte bireyin sadece "mutlu ve rahat" olmak iddiasıyla uyuşturucu maddeye yönelmesine psikolojik bağımlılık denir. Bu bireyler bir süre sonra maddeyi kullanmadan psikolojik dinginliğe erişemezler ve zaten belirli bir süreden sonra fiziksel bağımlılık kendini göstererek kişiyi dönülmesi çok zor olan yola sokar.

 

Uyuşturucuların bağımlılık noktasına kadar vücutta geçici etkileri görülür. Örneğin alkolün ilk sefer aşırı tüketiminde, ertesi gün baş ağrısı, susuzluk, mide bulantısı gibi etkileri olmaktadır. Karaciğer fazla çalıştığı için yorulacak ve diğer fonksiyonlarını tam olarak yerine getiremeyecektir; ancak bu geçicidir. Benzer şekilde ilk seferdeki sigara tüketiminde şiddetli öksürük oluşacak, yine mide bulantısı görülebilecek; ancak bu vücutta kalıcı bir hasara sebep olmayacak, düzeltilebilecektir. Yine benzer şekilde uyuşturucuların (her ne şekilde alınırsa alınsın) ilk seferdeki etkileri geri döndürülebilir olacaktır. Ancak yukarıda açıkladığımız gibi, en güçlü iradeye sahip olduğunu sanan kişiler bile, kullandıkları maddenin hoşlarına gitmesiyle birlikte kolayca bağımlı hale gelecek kadar tüketime başlayabileceklerdir. Bu sebeple Evrim Ağacı olarak görevimiz, sizlere "bir sefer dahi" kullanmamanızı tavsiye etmektir.

 

Öte yandan sigara ve alkolün günümüzde pekçok kişi tarafından tüketildiği de bir gerçektir. Benzer şekilde kafein, bir uyuşturucu olmasına rağmen Dünya'nın dört bir yanında tonlarla tüketilmektedir. Bu durum, uyuşturucuların her zaman olumsuz etkileri olmadığını bize göstermektedir. Ancak yine, burada da ayrıma gitmek gerekir: Hangi uyuşturucu? Bu çok önemlidir. Opioidler, çok yüksek bağımlılık yapıcı özelliktedirler ve kolayca hücrelere entegre olarak bağımlılığı sağlarlar. Ancak kafeinin bağımlılık yapıcı etkisi çok daha azdır ve kolayca atlatılabilir. Benzer şekilde alkoller, çoğu zaman sigaradan çok daha az bağımlılık yapıcı etkidedir, sigara ise çok daha kolay bağlanılabilen nikotin içerikli bir üründür.

 

Dolayısıyla, biz ya da doktorlar ne kadar uyarırsak uyaralım, siz okurlarımızın ve geri kalan insanların bir şekilde bu maddelerin bir kısmını tüketeceği aşikardır. Bu sebeple biz daha bilimsel, daha mantıklı ve akla yatkın bir uyarıda bulunmak istiyoruz (temel olarak bu uyuşturucuların üreticilerinin de uyarısı bu şekildedir): Sorumluluğunuzu biliniz! Bu sizin hayatınız ve elbette size hiç kimse karışamaz, istediğinizi yapmakta, kendi sınırlarınız dahilinde özgürsünüz. Ne var ki siz de, bir başkasının hayatına karışma hakkına sahip değilsiniz. Dolayısıyla alkol, sigara ya da uyuşturucu kullandığınızda, eğer bu kullanımınız sizin sorumluluklarınızı unutmanıza sebep oluyorsa, bu tüketimden kaçınınız. Biliniz ki kendinize mutlaka zarar veriyorsunuz (az ya da çok, geri döndürülebilir ya da döndürülemez); ancak yaptıklarınız, etrafınıza da zarar vermeye başladığı anda, hata yapmaya başlamışsınız demektir. Buna engel olmak da sizin birincil yükümlülüğünüzdür. Çünkü yapmadığınız takdirde, her ne kadar kimsenin size karışmasını istemiyor olsanız da, başta çevrenizdekiler, ikincil etapta da sağlık örgütleri ve devlet kurumları olmak üzere size karışılacaktır. Bunun farkındalığı bile tüketiminizi sınırlandırmanıza sebep olacak unsur olabilmelidir bize göre.

 

 

Uyuşturucu Maddelerin Ölümcüllüğü Üzerine...

 

Bu, oldukça sık videolarla görselleştirilen ve pek çok sağlık kuruluşunun sıklıkla vurguladığı bir konudur. Biz bu hastalıklara değinip, özellikle sigara ve alkol tiryakilerine "ajitasyon" (duygu sömürüsü) yapıyormuş gibi gözükmeden önce (halbuki tek yaptığımız, sizlerin de dahil olabileceği istatistikleri vermekten ibarettir), önemli ve biyolojik bir etkene değineceğiz:

 

Uyuşturucu maddelerin bağımlılık yapıcı olmalarından ziyade tehlikeli olma sebepleri, bir anda öldürmemeleridir. Bu insana ilk okuyuşta garip gelebilir; ancak gerçekten de uyuşturucu madde bağımlılarının ölüme kadar giden yolculukları gözlenirse, er ya da geç, bir noktadan sonra ölmeyi diledikleri ve bunun için yalvardıkları (veya bunu yapamayacak kadar hasta oldukları) görülür. Bunun sebebi çok açıktır: Evrimsel süreçte bedenlerimiz, 4 milyar yıllık bir sürecin sonucunda bugünkü dengesine ve biyokimyasal kompozisyonuna kavuşmuştur. Bunca zaman sonucunda bile "mükemmel" bir canlı var olamamıştır, insan da dahil olmak üzere var olan canlılarda binlerce kusur bulunabilmektedir. Eğer ki siz bu hatalı ve akıl almayacak sayıda deneme yanılma ve elenme seçilme sonucunda var olabilen türlere, bir anda, son derece saldırgan ve kimyasal olarak aktif bileşikler içeren maddeleri dahil ederseniz, elbette ki vücut geliştirdiği savunma mekanizması dahilinde bir süre bu etkiye tepki verecek, bir yerden sonra ise yenik düşecektir. İşte maddelerin ölümcüllüğü bu sebeptendir, gayet anlaşılırdır ve kaçınılmazdır. Daha doğrusu kaçınılabilirdir elbette, ta ki "bağımlılık" başlayana kadar. Hatta ondan sonra bile kaçınılırdır; ancak bu artık olanaksıza yakın bir biçimde, çok daha zor olabilmektedir ve emin olun, son derece sancılıdır da. 

 

Öte yandan, vücudunuza ekstradan aldığınız bu yabancı madde, elbette ki kimi durumda, genellikle şans eseri olumlu etkiler yaratabilecektir. Örneğin, aşağıda örneğini vereceğimiz gibi, sigara tüketiminin akıl almaz derecede olumsuz etkisi olsa da, vücuda giren nikotinin birkaç spesifik durumda, ortamda bulunması sebebiyle olumlu etkiye sebep olabildiği görülmüştür. Ancak bu olumlu etkilere sırt dayayarak uyuşturucu madde kullanmak, nükleer savaş çıkma ihtimaline karşı sırt çantanızda nükleer başlık taşımaya benzer. Verdiği/verebileceği zararlar, edinilecek sınırlı sayıda artıyı anlamsız kılar.

 

Dolayısıyla bilin ki kullandığınız uyuşturucu madde her neyse, kullandığınız doza bağlı olarak sizi bir süre sonra öldürme gücüne sahip olacaktır. Eğer ayda yılda 1 defa sigara içiyorsanız, belki bazı hastalıklara yakalanma şansınız artacaktır; ancak muhtemelen bu sigara sizi 250 yaşınızda öldürecektir. Fakat muhtemelen bu yaşa kadar zaten yaşamayacağınız için, bu etken göz ardı edilerek verdiği haz kabul edilebilir ölçülerde tutulabilir. Benzer şekilde haftada bir arkadaşlarınızla buluşup sınırlı miktarda alkol tüketiyorsanız veya her gün yarım ya da bir kadeh şarap içiyorsanız, bu alkolün olumsuz etkilerinin ölümcüllüğünün yaş bazında hesaplamayı bir kenara bırakın, faydasını bile görebilirsiniz (şarabın kan yapıcı etkileri hala araştırılmakta olan ve genellikle olumlu sonuçlar veren bir konudur). 

 

Ancak eğer günde 1 paket sigara tüketiyorsanız, her gün zil zurna sarhoş olacak kadar içki içiyorsanız veya opioidler gibi uyuşturucuları düzenli olarak kullanıyorsanız, bilin ki bu maddelerin öldürücülük sürelerinin yaş bazındaki hesapları, sizin beklenen ömrünüzden kısa olacak ve sizi, doğal ölümünüzden erken öldürecektir. 

 

Elbette karar, yine de sizindir.

 

 

Sigaranın Sağlık Üzerindeki Etkileri

 

Yeri geldiği için kısaca sigaranın sağlık üzerindeki etkilerine değinecek olursak:

 

İstatistiklerin net bir şekilde gösterdiği üzere, sigaraya bağlı hastalıklar, günümüzde ölümlerin bir numaralı sebebidir. Hatta prematüre doğumların da en önemli 2-3 sebebi arasında yer almaktadır. Dolayısıyla sigara, günümüzün en ölümcül katilidir diyebiliriz. Örneğin sadece Amerika Birleşik Devletleri'nde her yıl ortalama 500.000 insan sigara sebepli hastalıklardan ölmektedir. Daha net bir istatistik vermemiz gerekirse, düzenli olarak sigara içen erkeklerin beklenen ömürleri (normalde en gelişmiş ülkelerde bile ortalama 70 yıldır) 13.2 sene, kadınlarda ise 14.5 sene azalmaktadır. En net istatistik ise sanıyoruz ki şudur: Sigara içen birinin 60 yaşından önce ölme ihtimali, sigara içmeyen birinin 60 yaşından önce ölme ihtimalinden 3 kat fazladır.

 

Avrupa'dan bir istatistik vermek gerekirse, sağlıklı ve sigara içmeyen bir Avrupalı erkeğin 85 yaşından önce akciğer kanserinden ölme ihtimali %1.1 iken, sağlıklı ve sigara içmeyen Avrupalı bir kadının 85 yaşından önce akciğer kanserinden ölme ihtimali %0.8'dir. Öte yandan sağlıklı ve sigara içen Avrupalı bir erkeğin 85 yaşından önce akciğer kanserinden ölme ihtimali %22.1 iken, kadınların ihtimali %11.9'a çıkmaktadır. Hele ki sağlığa önem vermeyen Türkiye gibi ülkelerde bu olasılıklar %50'lere kadar çıkabilmekte, dolayısıyla sigara içen her iki insandan biri erken yaşta akciğer kanserinden ölmektedir. 

 

Sigaranın sebep olduğu yüzlerce hastalık sayılabilir ve sigara tüketmeyen insanların pek çoğunun bu hastalıklara yakalanma ihtimalleri yok denecek kadar azdır. Sigaranın sebep olduğu veya yakalanma riskini ciddiye alınması gereken bir oranda arttırdığı hastalıklar listesini vermek gerekirse:

 

  • Akciğer Kanseri
  • Böbrek Kanseri
  • Gırtlak Kanseri
  • Kafa ve Boyun Kanseri
  • Meme Kanseri
  • İdrar Kesesi Kanseri
  • Yutak Kanseri
  • Pankreas Kanseri
  • Mide Kanseri

Bu listedeki kanserlerden birine yakalanma riski oldukça fazladır (yukarıda açıklandığı gibi) ve genel bakış açısı olarak sigara içen birinin ömründeki bir noktada bunlardan birine yakalanması ihtimaline kesin olarak bakabilirsiniz. Aşağıdaki listedeki kanserlere yakalanma riski ise sigara içme miktarıyla artmaktadır:

  • Miyeloid Lösemi
  • Sinonazal Kanser
  • Karaciğer Kanseri
  • Rahim Ağzı Kanseri
  • Kolorektal Kanser
  • Safra Kesesi Kanseri
  • Adrenal Bez Kanseri
  • İnce Bağırsak Kanseri
  • Pekçok çocuklukta yakalanılan kanser türleri.

Bunlar haricinde sigara içmenin neredeyse kesin olarak yakalanma ihtimalini arttırdığı hastalıklar:

 

  • Kronik Obstrüktif Pulmonar Hastalığı (COPD)
  • Kalp Krizi
  • İnme (Felç)
  • Arteroskleroz
  • Çevresel Vasküler Hastalığı
  • Buerger's Hastalığı
  • Kronik Böbrek Yetmezliği

 

Bunlar haricinde sigara içen kişilerin grip ve enfeksiyonlara yakalanma oranlarının da içmeyenlere göre oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir.

 

Kısaca, sigara içen bir insanın ölümcül riske sahip bir hastalığa yakalanma ihtimali kesine yakındır. Ancak tek tek hastalıklar bazında ihtimallere bakarsak, olasılıkların çoğu %50'nin altında görülmektedir. Bu, elbette ki sigara içen insanların çoğunun öldürücülüğü yüksek bir hastalığa yakalanmadıkları anlamına değil, tam tersine, çok az bir sigara tiryakisinin ölümcül bir hastalığa yakalanmadan kurtulduğunu göstermektedir. Bu farkı görebilmek önemlidir.

 

Tüm bunlar bir yana, sigara içmenin temel nedeni olarak ileri sürülen "psikolojik rahatlama" konusunda yapılan araştırmalar da oldukça ilginç sonuçlar vermiştir: Sigara içenlerin iddia ettikleri rahatlama hissinin aksine, sigara içenlerde streslilik halinin daha yüksek olduğu tespit edilmiş, sigaranın sadece geçici bir süre, nikotin bağımlılığının yatıştırılmasına kadar etkili olduğu ortaya çıkarılmıştır. Hatta daha sonra yapılan bir araştırma, sigara içenlerin Gelişmiş Raven İlerlemeci Matriks Testi'nden (dinginliği ve konsantrasyonu ölçen bir test) daha düşük skor elde edebildiklerini göstermiştir. Kısaca sigaranın sağlık üzerinde geçici ya da kalıcı hiçbir olumlu etkisi bulunmamakta; kişilerin yaşadıkları geçici rahatlama, zaten bağımlılık sebebiyle artan stresin yatışmasından kaynaklanmaktadır. Yani aslında sigara içen biri, eğer sigara içmiyor olsaydı, sigara içerek rahatladığı noktadaki kadar strese sahip olacaktı. Sigara bağımlılığı stresi arttırdığı için sigara içmenin stres azaltıcı bir etkisi varmış gibi gelmektedir.

 

Bütün bunlarla birlikte, bilimsel olabilmek adına sigaranın faydalı olabileceği durumları ve araştırmaları da vermekte fayda görüyoruz:

 

Sigaranın ülseratif kolitis (enfeksiyona bağlı olarak bağırsak mukozasında ülserlerin oluşması) hastalığına bağlı oluşan semptomları azaltıcı etkisi olduğu keşfedilmiştir. Ayrıca sigara içen kimselerde akne oluşumu riskinin azaldığı ortaya çıkarılmıştır. Son olarak nikotin geçici olarak genç yaşlarda hafızayı olumlu yönde etkilese de, yapılan araştırmalar sigara içenlerin orta yaştan itibaren sigara içmeyenlere göre çok daha hızlı bir şekilde hafıza kaybına uğradıklarını göstermektedir. Bundan başka, sigaranın "olumlu" sayılabilecek pek fazla etkisi bulunmamaktadır.

 

Sigara kullananlara çok ciddi bir risk aldıklarını hatırlatarak, bu sayılan hastalıklara yakalanmayan şanslı ama minik yüzdede olmalarını umduğumuzu belirterek bu konuyu kapatıyoruz.

 

 

Alkolün Sağlık Üzerindeki Etkileri

 

Alkolün öldürücülük oranı sigara ve diğer ölümcül uyuşturuculara göre çok daha az olduğu için, doktoralar alkolün uzun dönem etkilerinden bahsetmektedirler. Alkolün sağlık üzerindeki etkileri çok farklı miktarlarda ve şekillerde olabilmektedir. Alkolün kimi durumda, sigaradaki rastlantısal olumlu etkilerin aksine, tıbbi olumlu etkileri keşfedilmekle birlikte, aşırı tüketimi ölümcül olabilmektedir. Dolayısıyla alkolün etkilerini incelemek biraz daha zor ve ayrıntılı bir iştir, sigaradaki kadar net değildir.

 

Alkolün zararlı etkilerine değinilecekse, alkolikler üzerindeki etkiler araştırılmalıdır. Çünkü bu kişiler, gerek psikolojik gerekse de fiziksel olarak alkole bağımlıdırlar ve vücutlarına aldıkları aşırı alkol, hücrelerinin biyokimyalarını etkileyerek olumsuz etkileri göstermektedir. Aşırı alkol tüketiminde yakalanma riskinin arttığı (bu riskler sigara kadar artmamaktadır) hastalıklar:

 

  • Kardiyovasküler Hastalıklar
  • Emilim Sorunları
  • Kronik Pankreatitis
  • Alkolik Karaciğer Hastalığı
  • Kanser

Bunlar haricinde bazı araştırmalarda, şu hastalıklara yakalanma riskinin de az da olsa arttığı görülmüştür:

  • İnme (Felç)
  • Diyabet
  • Artirit
  • Kemik Erimesi
  • Beklenen Ömürde Kısalma

 

Yapılan araştırmalar, günde 1-2 bardak/kadeh alkol tüketiminin özellikler koroner kalp rahatsızlıklarına yakalanma olasılığını azalttığını göstermiştir. Ancak uzmanlar, bu faydanın sağlanabilmesi için tüketilmesi gereken alkol miktarının verdiği zararın, getirdiği faydadan daha fazla olduğunu ileri sürmektedirler. Ancak günümüzde doktorların genel olarak uzlaştıkları nokta, egzersiz yapan, dengeli beslenen ve herhangi bir rahatsızlığı bulunmayan kimselerin aşırıya kaçmadan alkol tüketebilecekleri yönündedir.

 

Alkolün yukarıda sayılanlardan başka birkaç hastalığa yakalanma riskini arttırıcı etkisi daha vardır; ancak uzatmamak adına bunlara değinmeyeceğiz. Öte yandan alkolün bilinen en önemli olumsuz etkisi, geçici olarak beynin işleyişini engellemesi ya da bozmasıdır. Alkol konusunda son derece titiz olunması gerektiğini düşünen bir bilim ekibi olarak, aşırı alkol tüketiminden kaçınmanızı önemle tembihliyor ve kendinizi kontrol edemiyorsanız, alkol tüketmemenizi ciddiyetle tavsiye ediyoruz. Unutmayın ki riske attığınız sadece kendi hayatınız değil ve başkalarının hayatını kendi zevkiniz için tehklikeye atma hakkınız bulunmuyor.

 

Bu noktayı daha fazla uzatmanın anlamlı olduğunu düşünmüyoruz, zira başında da dediğimiz gibi biz ne kadar derinlere inersek inelim mutlaka alkol ve sigara tüketimi sürecektir; ne yazık ki insanlarımız pek çok olay başlarına gelmeden, diğer deneyimlerden ve bilimden ders almayı bilmeyecek kadar vurdumduymazlar. Bizler de, hepiniz gibi yeri geldiğinde alkol tüketiyoruz (ancak dürüst olmak gerekirse aramızda sigara içen pek kimse yok); ancak sorumluluklarımızı daima biliyoruz, bilmeye çalışıyoruz. Burada anne-baba edasıyla öğütler vermemizin manası yok, okurlarımızın belli bir düzeyde zeka ve anlama kapasitesine sahip insanlar olduğunu varsayarak yola çıkıyoruz. Elbette kimi zaman ipin ucunun kaçtığı da olacak, sarhoş olunacak, hatalar yapılacak ancak önemli olan bu hatalardan ders alabilmektir diye düşünüyoruz.

 

Dolayısıyla biz elbette Evrim Ağacı olarak sizleri sadece bilgilendirebiliriz; bunun haricinde herhangi bir müdahelede bulunamayız. Ancak sıklıkla zekanın evriminden ve hayvanlardaki zekadan bahseden insanlar olarak insan zekasının bağımlılığa varan noktaya gelmeden çok önce, hatta hiç başlamadan bu maddelerin etkisinden uzak durması gerektiğini anlayabilecek kadar evrimleşmiş olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla "Aman yapmayın, etmeyin." demektense, bilimsel verileri ortaya koyarak kararı size bırakıyoruz. Sonuçta hatırlamakta fayda var:

 

"Hayat, yaptığımız seçimlerden ve bu seçimlerin toplamından ibarettir."

 

Umarız faydalı ve açıklayıcı, yeterince derin ve gerekli noktalara değinen bir yazı olabilmiştir.

 

En içten saygılarımızla

ÇMB (Evrim Ağacı)

6 Yorum