İçerikler - Sayfa 770
Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS), insanlar tarafından uzayda inşa edilen en büyük ve en çok ulusu tek bir proje etrafında araya getiren yapı. Uluslararası Uzay İstasyonu'nun ana kısımları 1998 ve 2011 yılları arasında tamamlandı ama hala yeni görevler ve deneyler ile gelişmeye devam ediyor. Uluslararası Uzay İstasyonu, 2 Kasım 2000 tarihinden beri içinde sürekli olarak görevli insanlar bulundurmaya devam ediyor.
Kasım 2020 itibariyle Uluslararası Uzay İstasyonu, 18 farklı ülkeden 241 kişi tarafından ziyaret edildi.[1] Amerika 152, Rusya ise 48 kişiyle bu ülkelerin başını çekiyor (güncel liste). Astronotların uzay istasyonunda geçirdiği zaman ve araştırma süreleri, ülkelerin uzay ajansına yaptığı para ve kaynak katkılarına göre tahsis ediliyor. Uluslararası Uzay İstasyonu'na 15 farklı millet katkı sağlıyor. Finansmanın büyük bir kısmına katkıda bulunan NASA (Amerika Birleşik Devletleri), Roscosmos (Rusya) ve Avrupa Uzay Ajansı (ESA), uzay istasyonunun ana ortaklarıdır; diğer ortaklar Japon Havacılık ve Uzay Araştırma Ajansı ile Kanada Uzay Ajansı'dır.[2][3][4][5][6]
Çoğu gezegen, çok uzun zaman boyunca var olabilir; ancak sonsuza kadar yaşayamaz. Aç yıldızlar ve hiddetli komşu gezegenler bir gezegeni tamamen parçalarına ayırabilirken; çarpışmalar ve aşırı volkanizma, yaşanabilir bir gezegenin suyunu buharlaştırarak yaşamı tamamen yok edebilir. Ayrıca teorik olarak düşünüldüğünde, bir gezegenin "ölümü" anlamına gelebilecek pek çok süreç var; ancak bildiğimiz kadarıyla bunların hiçbiri şu zamana kadar gerçekleşmedi.
Bordeaux, Fransa’da bulunan Laboratoire d'Astrophysique de Bordeaux’da bir gezegen modelleyicisi olan Sean Raymond, galaktik çevremizdeki gezegenlerin durmaksızın öldüğünü yazıyor. Raymond, gezegenlerin ölümüne giden sayısız yolunu araştıran bir bilim insanı ve yazdığına göre tüm gezegenler ölmese de birçoğu, eninde sonunda kendini gezegen morgunda bulur. Gelin, en olası yollara bir bakış atalım.
Okyanuslar gerçekten devasa ve hayat kaynayan yerler. Ancak hala okyanusların küçük bir kısmı hakkında bilgi sahibiyiz. Yapılan araştırmalar ile her geçen gün yeni bilgiler öğrenmeye devam ediyoruz. Bu seferki keşif ise Porto Riko yakınlarında keşfedilen bu jelatinimsi hayvan oldu.
Deep Discoverer isimli robot bu türün videolarını ilk olarak 2015 yılında kaydetti. NOAA Fisheries bilim isimleri Micheal Ford ve Allen Collins, bunu fark ettiler ve yeni olarak tanımladılar. 2015 yılında fark edilen bu hayvanın yeni bir tür olduğunu kanıtlamak için yapılan çalışmalar sonuç verdi ve ilk kez yüksek çözünürlüklü bir video kullanılarak yeni bir tür tanımlanmış oldu.
Bu tür Evrim Ağacı tarafından gözlemlenmemiştir.
Neofelis yaşayan iki türü kapsayan bir kedigil cinsidir. Gözlemlenmesi oldukça zor olan bu iki türden bulutlu pars (Neofelis nebulosa) Güneydoğu Asya'da yaşarken, Sunda bulutlu parsı (Neofelis diardi), Sumatra ve Borneo'da yaşar. Uzun bir kafatasları, kafataslarıyla uyumlu geniş bir alın, uzun ve geniş burunları vardır. Sunda bulutlu parsının diğer türlere göre daha uzun üst köpek dişleri ve daha dar bir damağı vardır.
Bu tür Evrim Ağacı tarafından gözlenmemiştir.
Sadece suda yaşayabilirler. Deniz inekleri iri yapılı, silindirik -torpidoya benzetilebilir- bir vücuda sahiptir. Bugün yaşayan türlerin vücut ölçüleri 2.50 m büyüklüğe ve 250-1500 kg ağırlığa ulaşır. Şişman görüntülerine rağmen gövdeleri hidrodinamik ve kaslı bir yapıdadır.
/old/content_media/635dcf1f5810d9b513a8cfe5153e746a.jpg)
/old/content_media/6f436e342eb7fff89997d7cd154cb502.jpg)
/old/content_media/a1838267781f2184a04b9545b63990d9.jpg)
/old/content_media/2a8ebf90308986039f9a5df3d42956c2.jpg)
/old/content_media/49d84789d66ecc2966e5df0aca2726d7.jpg)