İçerikler - Sayfa 725
Meitneriyum, "Mt" sembolü ile gösterilen ve atom numarası 109 olan sentetik bir kimyasal elementtir. Son derece radyoaktif olan bu sentetik element doğada bulunmayan yalnızca laboratuvarda üretilebilir bir elementtir. Bilinen en kararlı izotopu olan meitneriyum-278, 4.5 saniyelik yarı ömre sahiptir; ancak doğrulanmamış verilere göre meitneryum-282'nin 67 saniyelik daha uzun bir yarı ömrü olabileceği düşünülmektedir. Almanya'daki Darmstadt yakınlarındaki GSI Helmholtz Ağır İyon Araştırma Merkezi, bu elementi ilk olarak 1982 yılında üretmiştir.
Periyod 7 ve grup 9'da bulunan elementin 6d serisi geçiş metallerinin yedinci üyesi olarak, grup 9'daki iridyumun daha ağır bir homologu olarak davranıp davranmadığını doğrulamak için henüz hiçbir kimyasal deney yapılmamıştır. Meitneriyumun daha hafif homologlarının kobalt, rodyum ve iridyum ile benzer özelliklere sahip olduğu hesaplanmıştır.
19. yüzyılda tıpkı veba salgını gibi çok sayıda insanın ölmesine neden olan kolera, Hindistan'da endemik seyirli, 20 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olan bir salgına neden olmuştur. Hindistan'dan diğer kıtalara yayılarak Asya, Afrika, Avrupa ve Amerika dahil tüm dünyada çok sayıda insanın hayatını kaybetmesine sebep olmuştur. Bu yüzyılda Avrupa’da yayılan koleraya Latincede "marbus", "cholera marbus" denilirken, Araplar "maraz-ı esved", Osmanlılar ise "karasarılık" ve "maraz-ı cedid" isimlerini verdiler. Yaşanan ölümlerin yanı sıra birçok kentte göçler yaşanmış, insanlar yaşadıkları şehirleri terk etmek zorunda kalmışlardır. Örneğin, 1847 yılında Mardin'de ortaya çıkan ve yaklaşık 2 ay süren salgın, insanları göç etmeye zorlamıştır. 1861-76 yılları arasında, salgınla mücadele çerçevesinde, İstanbul başta olmak üzere Suriye ve Irak’ta kolera salgını ile mücadele eden sağlık personellerine dönemin padişahı tarafından "kolera madalyası" verilmiştir.
Günümüzde 30'dan fazla Vibrio türü tanımlanmıştır ve en az 12 tanesi insanlarda enfeksiyona neden olmaktadır. Bu 12 türün 8'i doğrudan gıda kaynaklıdır. Bu derlemede, Vibrio cholerae üzerinde duracağız. Çünkü dünyada hala birçok ‘’az gelişmiş’’ ülkede bu patojenin neden olduğu salgınlar ve ölümler devam etmektedir.
Darmstadtiyum, "Ds" sembolü ve atom numarası 110 olan kimyasal bir elementtir. Metal olarak sınıflandırılır ve oda sıcaklığında katı halde bulunur. Üretilen ilk atomlarının ömrü saniyenin yalnızca 1/100'ü kadar olmasına rağmen bilim insanları daha ağır, daha kararlı versiyonlarını üretmeyi başarmıştır.[1] Sentetik bir element olan darmstadtiyumun bilinen en kararlı izotopu olan darmstadtiyum-281, yaklaşık 12.7 saniyelik bir yarı ömre sahiptir. Darmstadtiyum, ilk olarak 1994 yılında Almanya'nın Darmstadt kenti yakınlarındaki Helmholtz Ağır İyon Araştırma Merkezi'nde oluşturulmuş ve daha sonra bu kentin adını almıştır. Şimdiye kadar sadece birkaç atomu üretilmiş olan oldukça radyoaktif bir metaldir.[2] Nikel, paladyum ve platine benzer fiziksel özelliklere sahip olduğuna inanılmaktadır. Nükleer özellikleri dışında, darmstadtiyumun veya bileşiklerinin hiçbir özelliği ölçülememiştir. Bunun nedenleri, son derece sınırlı üretimi ve izotoplarının çok hızlı bozunmasıdır.[3]
Darmstadtiyum sentetik bir element olduğu için çevrede serbest bulunmaz.[4] Darmstadtiyum yapay olarak, bir nikel ve kurşun atomunun birbirine kaynaştırılmasıyla, yalnızca nikel atomları çok spesifik bir hızda öncü hedefe yansıtıldığında meydana gelen zor bir reaksiyonla üretilmiştir.[1] Araştırmacılar, elementin bir atomunu sentezleyebilmek için birkaç gün boyunca milyarlarca nikel atomunu kurşun bir hedefe ateşlemiştir. Bu süreç, elementin sadece birkaç atomunun üretilmesiyle sonuçlanmıştır. Yalnızca 270 mikrosaniye yarı ömrü nedeniyle, gözlenebilir darmstadtiyum örneği üretilememiştir.[5]
Röntgenyum, "Rg" sembolü ve atom numarası 111 olan kimyasal bir elementtir. Laboratuvarda oluşturulabilen ancak doğada bulunmayan son derece radyoaktif, sentetik bir elementtir. Bilinen en kararlı izotopu olan röntgenyum-282, 100 saniyelik bir yarı ömre sahiptir. İlk olarak 1994 yılında Almanya, Darmstadt yakınlarındaki Helmholtz Ağır İyon Araştırma Merkezi'nde üretilen bu elemente, X-ışınlarını keşfeden fizikçi Wilhelm Röntgen'in adını almıştır.
Röntgenyumun, farklı elektron yoğunluklarına sahip olması beklendiğinden, yüz merkezli kübik (FCC) yapıda kristalleşen daha hafif türdeşlerinden farklı olarak, normal koşullarda katı halde olacağı ve vücut merkezli kübik (BCC) yapıda kristalleşeceği tahmin edilmektedir.[1] Yaklaşık 28,7 g/cm3 yoğunluğa sahip çok ağır bir metal olması tahmin edilmektedir. Buna karşılık, yoğunluğu ölçülen bilinen en yoğun element olan osmiyum, yalnızca 22.61 g/cm3 yoğunluğa sahiptir. Bu, röntgenyumun yüksek atom ağırlığından, lantanit ve aktinit küçülmelerinden kaynaklanır; ancak bu miktarı ölçmek için yeterli röntgenyum üretimi pratikte yapılamamıştır, çünkü üretilen numuneleri çok hızlı bozunmaktadır.
Süt, insan ve memeli tür canlıların dişilerinin yavrularını besledikleri, meme kanallarından salgılanan, besin içeriği açısından zengin bir sıvıdır. Memelilerde, nesillerdeki başarı, maternal olarak üretilen gıda-süt içeren yoğun bir beslenme stratejisine dayanmaktadır. Bu bağlamda süt, yoğun bir büyüme ve gelişme dönemi boyunca immünolojik olarak olgunlaşmamış yenidoğanları beslemek amacıyla, emziren dişi memelilerin meme bezlerinin özelleşmiş epitel hücreleri tarafından üretilen bir biyomateryal olarak ortaya çıkmaktadır.
Süt, günlük beslenme için oldukça zengin bir besin maddesidir ve içeriğinde protein, kalsiyum, magnezyum, fosfor, potasyum, çinko, selenyum, A vitamini, riboflavin, B-12 vitamini ve pantotenik asit gibi beslenme açısından önemli olan bileşikleri içermektedir. Süt, çocuklarda ve ergenlikte kemik büyümesi aşamasından, yaşlılıkta kemik yapısının korunması ve osteoporozun önlenmesine kadar her yaşta önemli bir besin maddesidir. Bunun en önemli nedeni, süt ve süt ürünlerinin kemik sağlığı üzerinde önemli etkiye sahip besin öğeleri (örneğin kalsiyum, potasyum ve magnezyum) bakımından oldukça zengin olmasıdır. Süt ürünleri ile günlük kalsiyum ve protein alımının arttırılması, kemik sağlığının iyileştirmesinin yanında çocukluk, ergenlik ve sonraki dönemde kırıklara karşı korumada önemli bir yere sahiptir.
/old/content_media/8e4561f50e2b1c7a55967f4bf339450b.jpg)
/old/content_media/f13b024ec16b2a093a09c250fbcd7999.jpg)
/old/content_media/9075f8cf2a35c3be3055898e65a1de33.jpg)
/old/content_media/2d98be9a2534c4e14bcf3f7f0f3b13bf.jpg)
/old/content_media/62e4dc225f9e68e8717d11a29fb0be38.jpg)