İçerikler - Sayfa 720
Evrim Ağacı olarak, sizler için ürettiğimiz içeriğimizle etkileşimlerinizi zenginleştirecek araçlar geliştirmeye devam ediyoruz! Amacımız, Evrim Ağacı'nı sadece spesifik içerikleri okuduğunuz bir araç olmanın ötesine geçirip, kendi gelişim sürecinizi takip edebileceğiniz, bu süreçte kendinize notlar alabileceğiniz ve aldığınız notları dostlarınızla paylaşabileceğiniz, böylece daha verimli bir eğitim ortamını hep birlikte pekiştirdiğimiz bir ekosistem haline getirmek. Bunun için de, tam bu amaca uygun araçlar gerekiyor. Bizler, gece gündüz demeden çalışarak, bunları üretmeyi sürdürüyoruz.
Yeni ürettiğimiz ve bütün içeriklerimiz içerisinden, alt menüden erişebileceğiniz Geçmiş tuşu, size üç önemli özelliği sunuyor: o anda içerisinde bulunduğunuz yazıdaki geçmişiniz (Yazı Geçmişi), Evrim Ağacı'ndaki bütün içeriklerdeki geçmişiniz (Okuma Geçmişi) ve belki de hepsinden önemlisi, Notlarım menüsü! Bunları tek tek tanıyalım:
Evrenimiz öyle uçsuz bucaksız ki, bizim gibi hacimsel olarak pek de bir anlam ifade etmeyen ancak bilinçleriyle evreni kapsayacak sorgulamalarda bulunan canlılar için her yeni asır, yeni bir teoriyi ve beraberinde yeni bir keşfi getirebiliyor. Henüz keşfi yapılmasa da teorik olarak mümkün olan bir varlıktan söz edelim: donmuş yıldızlar! "Yıldızın donduğu nerde görülmüş?!" demeniz muhtemel. Evet, henüz böyle bir şeyin varlığından kesin olarak bahsedemiyoruz; ancak mevcut kimya, fizik ve astronomi bilgileri ile, böyle bir olasılığının var olduğunu öngörebiliyoruz.
Öncelikle "yıldız" nedir, onu netleştirelim: Yıldız; evrende genelde Güneş kütlesinin en az %7’si kadar maddenin bir araya gelip, nükleer füzyonu başlatıp etrafa yüksek miktarda radyasyon yayan gök cisimlerine verilen isimdir. Bu gök cisimlerinin oluşması için nükleer füzyon, nükleer füzyonun oluşması için de çok fazla miktarda maddenin uzay boşluğunda kütleçekim kuvveti ile bir araya gelmesi, yani birikmesi gerekmektedir. Tahmin edebileceğiniz gibi, bu miktarda kütlenin bir araya gelmesi, çoğu zaman milyonlarca yıl, hatta milyarlarca yıl sürmektedir. Genellikle bu maddeler yığını, daha önce bir yıldızın öldükten sonra patlamasıyla etrafa yayılmış maddelerinden oluşmaktadır.
Ekolojik köprü, diğer adıyla "yaban hayatı geçidi", en kısa tanımıyla; hayvanların, insanların yapmış olduğu yol, vb. yerlerden, karşıdan karşıya güvenli bir şekilde geçebilmesini sağlayan yapılardır. Öyle ki, bu geçitlerin, sadece "geyik, kurt, tavşan" gibi hayvanlar için yapıldığını düşünecek olursak hata yapmış oluruz. Bu geçitler, insanlar tarafından yaşam alanı işgal edilen "tüm hayvanlar için" özel bir şekilde tasarlanıp yapılabilmektedir. Buna uygun bir örnek verecek olursak: Christmas Adası’nda göç eden kızıl yengeçler için göç yollarının üzerine bir "yaban hayatı üst geçidi" inşa edilmiş ve üstelik kolayca tırmanabilsinler diye de onlara uygun bir zemin tercih edilmiştir.
Fakat bu köprülerin veya geçitlerin, hayvanların sadece yoldan karşıdan karşıya “güvenli” bir şekilde geçebilsinler diye yapıldığını düşünmemeliyiz. Durum bundan çok daha karmaşık ve önemlidir.
Kromozom, hayvan ve bitki hücrelerinde çekirdek içinde konumlanmış, ipliksi bir yapıdır. Her kromozom proteinden ve tekil Deoksiribonükleik Asit yani DNA'dan oluşur. DNA, atadan gelen ve kişiyi eşsiz kılan belirli bilgileri içerir.
"Kromozom" terimi, Yunancadan köken almaktadır. "Renk" anlamına gelen "chroma" ve "vücut" anlamına gelen "soma" sözcüklerinin birleşmesiyle oluşturulmuştur. Bilim insanlarının bu ismi koymalarının sebebi ise, araştırmalar esnasında bu hücre yapılarını görebilmek için çeşitli boya maddeleri kullanılarak kromozomların renklendirilmesidir. Gelin sizinle 8 soruda kromozomların ne olduğunu biraz daha yakından öğrenelim.
Bir bebek, pelüş oyuncaklarla dolu bir odada, tek bir pelüş hayvana uzandığında, görünüşte rastgele olan bu seçim, o seçilmemiş oyuncaklar için çok kötü bir haberdir. Bebek, büyük olasılıkla, seçmediği şeyi beğenmediğine karar vermiştir.
Araştırmacılar, uzun zamandır yetişkinlerin aslında aynı şeyler arasında seçim yapmak için hayatları boyunca farkında olmadıkları ön yargıları inşa ettiklerini biliyor olsalar da Johns Hopkins Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışma, bebeklerin bile bu fenomene dahil olduğunu, seçimi haklı çıkarmanın bu yolunun sezgisel olduğunu ve bir şekilde insan deneyimi için temel olduğunu gösterdi.[1] Şimdilerde Pittsburgh Üniversitesinde bilişsel psikoloji alanında lisansüstü eğitim gören eski bir Johns Hopkins öğrencisi ve ortak yazar Alex Silver, şöyle diyor:
/old/content_media/afcfe31a94b33c7f659d722640e61be9.jpg)
/old/content_media/684141f172b4e4521ef28fe4be0e8e85.jpg)
/old/content_media/543734e3b8990927af773078f0410dc4.jpg)
/old/content_media/1e240d8ca05489f567633eba788d8ca9.jpg)
/old/content_media/af8f053cca7b774c3e87b0ac568d800b.jpg)