İçerikler - Sayfa 719
Günümüzün önde gelen problemlerinden olan iklim değişikliği, yalnızca bizleri değil, gezegenin tüm biyoçeşitliliğini tehdit ediyor. Birçok tür, iklim değişikliğinin sebep olduğu sıcaklık artışlarından olumsuz etkileniyor. Dünyanın farklı yerlerinden bilim insanları tarafından yürütülen çeşitli çalışmalar, artan sıcaklıkların farklı hayvan gruplarını nasıl etkilediğini ortaya çıkarıyor.
"Kurtarma Hipotezi" (İng: ''rescue hypothesis''), özellikle davranışları değişken olan çoğu türün değişen koşullara başarıyla uyum sağlayabileceğini öne sürer. Ancak Exeter Üniversitesi tarafından yürütülen bir çalışmada araştırmacılar, kestane taçlı yedikardeş kuşlarının (Pomatostomus ruficeps); yükselen sıcaklıklara karşın davranışlarını, başarılı bir şekilde üremelerini azaltacak yönde değiştirdiğini keşfetti.
Kırmızı Çatı Yayınları'ndan İnsanın İsyanı adıyla çıkan kitap, güç eleştirisine odaklanmıştır. Zıtlıklar yüzyılı olan 20. yüzyıl, büyük bilimsel buluşlardan büyük yıkımlara kadar birçok olaylara sahne olmuştur. Fransız devriminin özgürlük, eşitlik sloganlarıyla ortaya çıkması ve ardından gelen Aydınlanma Çağı büyük umutları da beraberinde getirmiştir. Ancak ilerleyen süreçte gücünü aydınlanma düşüncesine dayandıran ideoloji ve teoriler, bu büyük yıkımda büyük role sahip olmuşlardır.
Kitapta Aydınlanma Çağı'nın başlangıcından sonra ortaya çıkan geçmişe karşı büyük mitleri ele almakta ve geçmişin tarih yazımında modern algının hatalarını eleştirmektedir.
HMS Erebus ve kardeş gemisi HMS Terror, Sir John Franklin’in emrindeki 128 mürettebatıyla birlikte 19 Mayıs 1845 tarihinde Thames Nehri’nden yelken açtı. Eskiden donanmaya ait olan bu gemiler, demir kaplama ve buhar motorları gibi eklemelerle beraber dönemin teknolojik olarak son model cihazlarına sahipti. Seferin amacı ise Kuzeybatı Geçidi olarak bilinen ünlü geçitten geçerek Hindistan ve Çin’e ulaşmak için bir harita belirlemekti. Kayıtlara göre gemiler, tayfaya 3 yıl yetecek kadar kumanya ve 2.000 kitap ile sefere çıkmıştı.
En son denize açıldıktan 2 ay sonra Baffin Bay’de görülen gemilerden, bir daha haber alınamadı. Fakat, kaybolmalarından 3 yıl sonra gemi mürettebatının hala hayatta olduklarına dair umutlar sürüyordu. Bu nedenle, deniz kuvvetleri tarafından Franklin’in izlediği, çoğunlukla keşfedilmemiş olan yolu takip etmesi için arama ekipleri gönderildi. 1850’de ise Amerikalı ve İngiliz araştırmacılardan oluşan ekipler, Beechey Adası’nda ikisi Ocak ve biri Nisan 1846 tarihli üç mezar buldu. Tahminlere göre, gemiler 1846 yılının yazında Peel Sound’un güneyine doğru ilerlemeye devam etmiş ve aynı yılın Eylül ayı gibi King William Adası’nda buza hapsolmuş olmalıydı.
Aynştaynyum, "Es" sembolü ve atom numarası 99 olan, sentetik bir elementtir. Aktinit serisinin bir üyesidir ve yedinci transuranyum elementtir. Aynştaynyum, 1952'deki ilk hidrojen bombası patlamasının enkazında keşfedilmiştir. En yaygın izotopu olan aynştaynyum-253 (yarı ömrü 20.47 gündür), yüksek güçlü bir nükleer reaktörde kaliforniyum-253'ün parçalanmasıyla yapay olarak üretilir. Diğer izotopları ise, çeşitli laboratuvarlarda, çok daha küçük miktarlardaki ağır aktinit elementlerini hafif iyonlarla çarpıştırarak sentezlenir. Üretilen aynştaynyum izotoplarının kısa yarı ömrü nedeniyle, temel bilimsel araştırmalar dışında neredeyse hiçbir pratik uygulaması yoktur. Aynştaynyumun; erime noktası 860 °C, kaynama noktası 996 °C ve yoğunluğu 8.84 g/cm3'tür.[1]
Aynştaynyum, Dünya'nın kabuğunda doğal olarak oluşmaz. Yer kabuğunda doğal olarak oluşan aktinit, uranyum ve toryumdan aynştaynyum sentezi, çok sayıda nötron yakalama işlemi gerektirir ki bu da pek mümkün bir olay değildir. Bu nedenle, dünyadaki tüm aynştaynyum bilimsel laboratuvarlarda, yüksek güçlü nükleer reaktörlerde veya nükleer silah testlerinde yapay olarak üretilir. Amerikyumdan fermiyuma kadar, aynştaynyum da dahil olmak üzere, transuranyum elementler, Oklo'daki nükleer füzyon reaktöründe doğal olarak oluşmuştur.[2]
Fermiyum elementi, "Fm" sembolü ile gösterilmektedir. Periyodik tablonun 7. periyodunun aktinitler grubunda yer almaktadır. Oda koşullarında katı fazda bulunmaktadır. Erime noktası 1527°C (2781°F veya 1800 K) olarak ölçülmüştür; kaynama noktası ise bilinmemektedir. Tüm fermiyum izotopları radyoaktiftir. Fermiyum, ağırlıklı olarak +3 oksidasyon değerliğinde bulunur. Şimdiye kadar kimyasal özelliklerini analiz etmek için yeterince fermiyum üretilemedi; ancak tahminler, hava, buhar ve asitler tarafından tepkimeye açık, gümüşi bir metal olacağı yönündedir.[1]
16 adet fermiyum izotopunun var olduğu bilinmektedir. Yaklaşık 100,5 günlük yarı ömre sahip 257Fm, en uzun ömürlü olanıdır. Fermiyum, kendinden daha hafif elementlerin nötron bombardımanı ile oluşabilen en ağır sentetik element ve dolayısıyla makroskopik miktarlarda hazırlanabilen en ağır elementtir.[2]
/old/content_media/745dfb1b453e2426ececdab6ba629e64.jpg)
/old/content_media/1d04755d1be0db9a1309b35b4a204578.jpg)
/old/content_media/a1cd4fa8d8d98aa0cbace0fc0939aecf.jpg)
/old/content_media/007a7817936441b4d9525aed4c0e418f.jpg)
/old/content_media/b1367dd5d15c82bb109ecfbdba38c251.jpg)