Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Feed image

Ben Canan Dağdeviren, 4 Mayıs 1985 yılında İstanbul’da dünyaya geldim. Babam Cavit Dağdeviren, annem ise Mine Dağdeviren’dir. İki erkek kardeşim var. Çok küçük yaşlardan itibaren bilimsel araştırmalara ilgi duyuyordum; çakıl taşlarını parçalayıp atomu bulmaya çalışıyordum. Bir çocuk için ne kadar heyecan verici değil mi?  

Çocukken babamın bana hediye ettiği Marie Curie'nin hayatını anlatan kitaptan çok etkilenmiştim. Kitabı okuyunca, piezoelektrik olgusunu keşfeden Madam Curie’nin kocası Pierre Curie’ye deyim yerindeyse “âşık oldum”. Piezoelektrik kristal yapıdaki cisimlerin kendilerine uygulanan basınç ile elektrik üretme becerisiydi. Yıllar sonra piezoelektrik kavramının, projelerimin ve uygulamalarımın arkasındaki itici güç olarak bana hizmet vereceğini nereden bilebilirdim ki? 

37
Paylaş
Feed image

Ben Rita Levi Montalcini. İkiz kardeşim Paola ile, 22 Nisan 1909'da kökenleri Roma İmparatorluğu dönemine uzanan, Yahudi bir ailenin dört çocuğun en küçükleri olarak, İtalya’da, Torino'da doğduk. Babam elektrik mühendisi ve iyi bir matematikçi olan Adamo Levi, annem ise yetenekli bir ressam ve entelektüel olan Adele Montalcini idi. Bağlılık ve karşılıklı sevgiyle dolu bir aile ortamında büyüdüm diyebilirim. Son derece gösterişli, süslü bir evde ve görgü kurallarının önemsendiği, sanat ve bilimin egemen olduğu bir ailede yaşadım.

Olanaklarımız genişti. Tüm kararları, ailenin reisi olarak görülen babam alıyordu. Bizi çok seviyordu, ancak ne yazık ki akademik bir kariyer yapmanın, kadınların ana görevi olarak gördüğü “eş ve anne olma” işine engel olacağına inanıyordu. Bu nedenle ailemizde erkekler daha başarılı olabiliyordu: Mesela kalp krizi nedeniyle kaybettiğimiz ağabeyim Gino, İtalya’nın en tanınmış mimarlardan biri oldu. Aynı zamanda Torino Üniversitesi'nde profesördü. Ama benden beş yaş büyük olan ablamız Anna, bir kız olduğu için eğitimine devam edemedi ve hayatı boyunca çocukları ve torunları ile Torino'da yaşadı. İkizim Paola ise olağanüstü bir sanatsal yeteneğe sahipti. O da benim gibi dik başlıydı ve babamın kararları, onun kendini resme adamasını engelleyemedi. İtalya'nın en seçkin kadın ressamlarından biri olmayı başardı. 

15
Paylaş
Feed image

Merhaba sevgili dostlarım. Ben Jane Morris Goodall. Birçoğunuz beni ömrünü şempanzelerle yaşayarak geçiren kadın olarak biliyorsunuz. Hayatımın en kısa özeti bu elbette. Ama ilginizi çekeceğini düşündüğüm bir yaşam öyküm var ve başımdan geçenleri sizlerle paylaşmak isterim. 

3 Nisan 1934'te İngiltere’nin başkenti Londra’da doğdum. Babam Mortimer araba yarışlarına meraklı bir mühendis, annem ise Vanne Morris takma adını kullanan bir yazardı. Kız kardeşim Judy ile birlikte, oldukça mutlu ve sağlıklı bir çocukluk dönemi geçirdik.  

23
Paylaş
Feed image

19 Şubat 1964’de Washington’da doğdum. Yedi yaşımdayken ailemle birlikte Hawaii'nin en büyük adasında, küçük bir kasaba olan Hilo'ya taşındık. Müthiş bir doğası vardı ancak turistlerin pek ilgisini çekmeyen bir yerdi. Babam, Hawaii Üniversitesi'nde İngiliz edebiyatı profesörü olarak görev yapıyordu. Annem ise yerel bir okulda tarih dersleri veriyordu. İlkokula burada başladım. Sınıfımdaki arkadaşlarımın çoğu Polinezya ve Asya kökenli ailelerin çocuklarıydı. Sarı saçlarım, mavi gözlerim ile sınıfta epey farklıydım ve yerel kültürü bilmeyen küçük bir çocuk olarak sınıfta kendimi biraz yalnız hissediyordum. Benzer şekilde, anne ve babamın öğretmen olmaları da çoğunlukla tarımla uğraşan ailelere sahip arkadaşlarımın yanında farklı hissettiriyordu. Sık sık kitaplarımı alıp bir kenara çekilirdim ya da adanın engebeli volkanik manzarasını, plajlarını ve yemyeşil bitki örtüsünü keşfe çıkardım.

Hawaii'nin doğal güzelliği ve ekolojik çeşitliliğine hayran olmamak elimde değildi. Doğanın büyüleyiciliği içinde, kendime oyun alanı yaratarak büyüyordum. Okuduğum kitaplar ve ailemin bu ilgimin farkında olarak beni doğru yönlendirmeleri, bilime ve öğrenmeye olan aşkımı pekiştirdi. Astronomi, jeoloji ve evrime tutkulu bir aile ortamında çeşitli konularda kitaplarım oldu ve fırsat buldukça müze gezileri yaptık.

17
Paylaş
Feed image

Ben Valentina Vladimirovna Tereshkova, bana kısaca Valya diyebilirsiniz. 6 Mart 1937'de Maslennikovo yakınlarında küçük bir köyde doğdum. Babam Vladimir Tereshkov’un işi, traktör şoförlüğüymüş. 2. Dünya Savaşı sırasında Rus Ordusuna katılan babam, ben henüz iki yaşındayken savaş sırasında öldüğü için, onu tanıma fırsatım olmadı. Annem Elena Fyodorovna Tereshkova ise bir pamuk fabrikasında işçiydi ve savaş sonrasında ekonomik açıdan zor koşullarda çalışarak bizleri tek başına büyüttü. Kardeşlerim Vladimir ve Ludmilla çok küçüktü, dolayısıyla evde sürekli anneme yardım etmem gerekiyordu. Bu yüzden de on yaşına kadar okula başlayamadım. 

Annem bir tekstil fabrikasında iş buldu ve büyükannemin Yaroslav'daki evine taşındık. Küçük bir köyden çıkmak ve anneannemin yanına taşınmam sayesinde eğitimime devam edebildim. Ancak olanaklarımız kısıtlıydı. Savaş sonrasında çalışabilecek erkek nüfusu da azaldığı için 1954'te bir lastik fabrikasında çırak olarak çalışmaya başladım. Bir yıl sonra annem ve kız kardeşimle birlikte pamuk fabrikasında dokuma tezgâhını kullanmaya başlamıştım. Bu arada, okula gitmeden posta yoluyla verilen dersleri almaya başladım. Böylece hem çalışıyor ve aile bütçesine katkı sağlıyordum hem de okuyordum. Epey zorlanmış olsam da Hafif Sanayi Teknik Okulu'ndan mezun olmayı başardım. Fabrikada işçiyken Genç Komünist Birliği’ne katıldım ve heyecanlı ve inatçı karakterim sayesinde kısa sürede Komünist Parti üyeliğine ilerledim.

31
Paylaş