Ocak ya da Şubat, tam olarak emin değilim... Ama Vezüv yanardağının kuzeydoğu yamacında bulunan küçük bir kasaba olan Nolano’da 1548 yılında doğduğumu biliyorum. Babam Giovanni Bruno profesyonel bir askermiş. Ben daha çok küçükken öldüğü için, hakkında annem Fraulissa Savolino’nun anlattıkları dışında pek bilgim yok. Adımı Filippo koymuşlar. 14 yaşındayken okumak için Napoli'ye gitmek üzere memleketim Nolano'dan ayrıldım. Napoli'deki San Dominik manastırında okurken Giordano adını aldığımda 17 yaşındaydım.
Eğitim hayatımın başlamasından itibaren, sürekli farklı şehirlerde dolaştım durdum. Elbette bunda uslanmaz karakterimin ve tutamadığım dilimin de payı vardır. Ancak sizlere biraz 16. Yüzyıl Avrupa’sını anlatırsam eminim ki bana hak vereceksiniz. Amerika kıtası keşfedileli yaklaşık 50 yıl olmuştu ve sömürgeciliğin başlamasıyla birlikte gelişen ticaret, zenginleşmeyi de beraberinde getiriyordu. Yeni zenginler sınıfının etkisiyle krallıklar ve hanedanlar arasında süregiden bir güç mücadelesi vardı. Bu kargaşada, Hristiyanlığın egemen kurumu Papalık da taraflardan biriydi. Soykırımlar, savaşlar ve dini çekişmelerin hüküm sürdüğü, paylaşılamayan bir dünya! Örneğin, Calvinizm tarikatının rahiplerinin yönetimi altındaki Genf kentinde, bu şehre “Tanrı’nın Cenneti” adını vermişlerdi, daha ben doğmamışken dinsel kurallara aykırı davrandıkları için 58 bilim insanı ölümle cezalandırılmıştı. Ve aralarında kan dolaşımının yapısını incelediği için mahkûm edilen Dr. Servetus’ta vardı.