- Planck Uzunluğu
Planck Uzunluğu dediğimiz ve Görelilik Teorisi'nin artık çalışamadığı 10 üzeri -35 metrenin de altına indiğimizde, orada bir yerlerde, bizimkisi gibi bir evren bulabilir miydik?
- Tekillik
Evren'in öyle 'sonsuz küçük ve sonsuz yoğun bir noktadan', yani bir tekillikten başlayıp da genişlediğine inanmıyor. (Transcript'te tekillik ayrıca tek bir noktadan başlamış olma fikri ve bunun etrafındaki tartışmalar bağlamında kullanıldı.)
- Büyük Patlama
Bizim 'Büyük Patlama' dediğimiz olay, aslında Büyük Patlama'dan çok daha hızlı ve enerjik olan bir kozmik genişleme olayının evrelerinden sadece biri... Bizim 'Büyük Patlama' olarak bildiğimiz olayın başlangıcı, aslında Kozmik Enflasyon sırasında yaşanan eksponansiyel genişlemenin yavaşladığı nokta.
- Kozmik Enflasyon Teorisi
Günümüzde var olan en güçlü ihtimal, yine daha önceden konuştuğumuz Kozmik Enflasyon Teorisi - ki giderek daha da güç kazanan bu teori, neredeyse kaçınılmaz olarak başka evrenlerin de varlığını beraberinde getiriyor. O önceki videolardan hatırlayın: Bizim 'Büyük Patlama' dediğimiz olay, aslında Büyük Patlama'dan çok daha hızlı ve enerjik olan bir kozmik genişleme olayının evrelerinden sadece biri... Eğer bu doğruysa, bizim Büyük Patlamamızı yaratan o ufak uzay-zaman dokusu, aslında çok daha geniş (ve belki de sonsuz büyüklükteki) bir dokunun parçalarından sadece biri olabilir! Ve bu dokunun her kısmı aynı anda yavaşlamak, dolayısıyla hepsinde aynı anda Büyük Patlama'lar yaşanmak zorunda değil... Farklı zamanlarda farklı yavaşlamalar yaşanıp farklı Büyük Patlamalar başlıyor olabilir. Ve işte eğer ki bu Büyük Patlamalar farklı anlarda yaşanıyorsa, Kozmik Enflasyon dediğimiz o eksponansiyel genişlemeyi deneyimleyen ana doku içinde, 'cep evrenler' dediğimiz, daha büyük bir yapının ufak parçaları olan evrencikler doğuyor demektir.
- 1. Seviye Çoklu Evrenler / Kapitone Evrenler Modeli
İşte buna, '1. Seviye Çoklu Evrenler' veya 'Kapitone Evrenler Modeli' diyoruz; çünkü bu model, kapitone (yani quilted) kumaş gibi bir araya yığılmış evrenlerden söz ediyor. Bunu aynı zamanda, bir sabunun üstünde yan yana, üstü üste, alt alta yığılmış baloncuklar gibi de düşünebilirsiniz. İşte 1. Seviye Çoklu Evrenlerde her bir baloncuk, ayrı bir evrene karşılık geliyor.
- 2. Seviye Çoklu Evrenler / Cep Evrenler
Bu durumda bizim evrenimiz, bu cep evrenlerden sadece 1 tanesi! '2. Seviye Çoklu Evrenler' olarak da tabir edilen bu modeli anlamak için, fırında kabaran bir ekmeğin içinde farklı zamanlarda oluşan baloncukları düşünün. O baloncukların hepsi, aynı genişleyen dokunun parçaları ama her birinin karakteristik özellikleri var. İşte bu durum, her bir cep evrenin kendine özgü fiziksel kanunları ve dolayısıyla farklı dinamikleri olmasına neden oluyor.
- İkiz Dünya Modeli / Ayna Evrenler Modeli
Dolayısıyla bizimkiyle birebir aynı fizik yasalarına sahip olan ama zamanın bizimkinin tam tersi yönde aktığı bir evrenin daha var olması çok olası. İşte bu tür Çoklu Evrenlere 'İkiz Dünya Modeli' veya 'Ayna Evrenler Modeli' diyoruz. (Ayrıca başlangıçta madde ve antimaddenin ayrı evrenlerde üstün gelmesi örneği de bu bağlamda verildi.)
- Kozmolojik Sabit Problemi
Bu problem, Evren'deki vakum enerjisinin astronomik olarak gözlediğimiz çok küçük değeriyle, Kuantum Alan Teorisi'nin sıfır nokta enerjisi konusunda öngördüğü yüksek değer arasındaki uyumsuzlukla ilgili - ve birden fazla evren varsa bu sorun ortadan kaldırılabiliyor.
- Paralel Evrenler / Many-Worlds (Hugh Everett modeli)
Bu modele göre, kuantum ölçekte karşımıza çıkan ve bir parçacığın kuantum durumlarının alabileceği bütün ihtimalleri barındıran dalga fonksiyonu, bir ölçüm veya gözlem yapıldığında çökerek, tek bir ihtimalin gerçeğe dönüşmesini sağlıyordu. İşte Hugh Everett tarafından geliştirilen Paralel Evren modeli, o parçacığın alabileceği olasılıklardan aslında sadece 1 tanesinin gerçeğe dönüşmediğini, hepsinin aynı anda gerçeğe dönüştüğünü ve bu sırada o olasılıkların gerçeğe dönüştüğü paralel evrenler yaratıldığını ileri sürüyor. Yani Evren'de kuantum ölçekte her bir saniye, katrilyon kere katrilyon kere katrilyonlarca etkileşim olduğu için, aslında her bir saniye bu kadar çok sayıda da paralel evren oluşuyor. Ve o evrenlerde, sizden, ufacık bir parçacığın ufacık bir kuantum durum farklılığıyla ayrılan sayısız kopyanız bulunuyor. Ama kuantum fiziğinin kuralları gereği, bu evrenler de birbiriyle maalesef etkileşemiyorlar.
- Dalga fonksiyonu (ve çökmesi)
Kuantum ölçekte karşımıza çıkan ve bir parçacığın kuantum durumlarının alabileceği bütün ihtimalleri barındıran dalga fonksiyonu, bir ölçüm veya gözlem yapıldığında çökerek, tek bir ihtimalin gerçeğe dönüşmesini sağlıyordu.
- Sicim Teorisi
Sicim Teorisi'ne göre Evren'imizde deneyimlediğimiz 3 uzay boyutuna ek olarak, toplam boyut sayısını 10 veya 11'e çıkaracak sayıda ek boyutlar da var. Ama hatırlayın, o videolarda bu boyutların 'kompakt', yani sıkıştırılmış olduğunu, dolayısıyla bizim gibi büyük nesnelerin bunları direkt olarak deneyimlenemediğini, bu boyutların etkilerinin sadece atom altı ölçekte ortaya çıktığını söylemiştim. Ama orada size bahsetmediğim bir ihtimal, bu ekstra boyutların hepsinin böyle kompakt olmayabileceğiydi. Yani Sicim Teorisindeki ek boyutların bazıları, tıpkı 3 uzay boyutu gibi büyük boyutlar olabilir!
- Membran (bran) / Membran Kozmolojisi / bulk / hiperuzay
Eğer extra boyutlar büyükse, bizim Evren'imiz ve onu oluşturan uzay-zaman dokusu, daha üst boyuttaki bir yapının içinde bulunan bir 'membran' veya 'bran', yani bir çeşit 'zar' olarak hayal edilebilir. Bu bran da, 'hiperuzay' veya Sicim Teorisi bağlamında 'bulk' adını verdiğimiz, o ekstra boyutları da içeren bir yapının sıradan bir parçasından ibaret olabilir. Bu membranlar, bulk içinde hareket ederken birbirleriyle etkileşebilirler ve bu etkiler, Evren'imizin içinden gözlenebilir ve test edilebilir sonuçlara neden olabilir. Örneğin membranların çarpışması bizim Büyük Patlama dediğimiz yüksek enerjili olaylara sebep oluyor olabilir. Veya kütleçekiminin diğer 3 temel kuvvete nazaran bu kadar zayıf olmasının nedeni, bu kuvvetin sözünü ettiğim bu diğer uzay boyutlarına sızıyor olması olabilir. O nedenle biz 3 uzay boyutunda bunu bu kadar zayıf deneyimliyor olabiliriz. Mesela işte bu, test edilebilir, bilimsel bir öngörü: Çünkü eğer bu doğruysa, atom altı seviyelere inildikçe kütleçekiminin bir noktadan sonra güçlenmesini beklerdik; çünkü henüz daha o diğer boyutlara yeterince sızamamış olurdu.
- Matruşka Evrenler
Başta sözünü ettiğim ve 'Matruşka Evrenler' olarak tarif edebileceğim evrenler, aslında kozmolojide çok da ciddiye alınan bir model değil; ama size daha önceden anlattığım gibi, karadeliklerin başka evrenlere açılan kapılar olabileceği ve hatta Evren'imizin tamamının, bir başka Evren'in içindeki bir karadelik olup olamayacağı fikri, başta Stephen Hawking gibi dehalar olmak üzere, birçoklarını uzun yıllar boyunca meşgul etmiş fikirler.
- Simülasyon Hipotezi / Simüle Edilmiş Çoklu Evrenler
Simüle Edilmiş Çoklu Evrenler var - ki bu da size daha önceden anlattığım Simülasyon Hipotezi'nden gücünü alıyor. Hatırlarsanız bu model, her Evren'in, kendinden önce gelen süpermedeniyetlerin yaptığı bir simülasyondan ibaret olduğunu söylüyor.
- Döngüsel Evren modelleri
Veya Döngüsel Evren modelleri var; buna göre belki 'evren' diyebileceğimiz tek bir yapı var; ama bu yapı, mesela Büyük Patlamalarla genişleyip, Büyük Çöküşlerle kendi üzerine çöküyor ve adeta bir örgünün boğumları gibi her bir döngüde yepyeni evrenler oluşuyor.
- Max Tegmark'ın 4. Seviye Çoklu Evrenleri (Matematiksel Çoklu Evren)
Max Tegmark, matematiğin sadece bir dilden ibaret olmadığını, gerçekliğin ta kendisi olduğunu ve matematiğin tarif edebildiği her şeyin gerçek olduğu evrenler olması gerektiğini savunuyor. Hatta sadece bizim matematiğimiz de değil! İşte Max Tegmark'ın '4. Seviye Çoklu Evrenler' dediği model, bu diğer matematiklerin izah ettiği ve bizim Evren'imizde karşılığı olmayan şeylerin bile, başka evrenlerdeki gerçekliği tarif ettiğini söylüyor.