- Gaia Hipotezi
James Lovelock ve Lynn Margulis'in öne sürdüğü fikir; Dünya gibi karmaşık sistemlerin canlılık sınıfına dahil edilmesi gerektiğini savunur. Buna göre Dünya'nın organik yaşamı ile inorganik çevreleri birbirinden ayrılamaz bir bütün oluşturur ve bu bütün, parçalarının toplamından çok daha fazlası olan sinerjistik bir yapıdır; kendi kendini düzenleyen, gezegen üzerindeki yaşamın dengesini korumaya çalışan bir sisteme evrimleşmiş olabilir.
- Güçlü Gaia
Gaia Hipotezi'nin bir yorumu; Dünya'nın bir bilinci veya insan benzeri bir iradesi olduğunu iddia eden versiyon. Transcript'e göre bu versiyon bilimsel dayanağı olmayan, Yeni Çağ türü mistik söylemlerle ilişkilendirilen bir yaklaşımdır.
- Zayıf Gaia
Gaia Hipotezi'nin daha ölçülü yorumu; Dünya üzerindeki yaşamın evrimsel adaptasyonlar ve biyojeokimyasal süreçler yoluyla kendilerine uygun habitatları korumaya çalışıyor olabileceğini ve bunun araştırmaya değer, test edilebilir bir program olduğunu öne sürer. Bu versiyon, yaşamın habitatı şekillendirmesi ve habitatın organizmaları yönlendirmesi arasındaki bilinen etkileşimlere dayanır.
- Canlılık (bilimsel tanım)
Transcripte göre canlılığı ayırt etmek için kullanılan iki basit kriter: (1) Dış dünyadan yarı-izole olmayı sağlayan bir organizasyon (yani bir nevi 'vücut'), ve (2) bu yarı-denge halindeki organizasyonu yani homeostazisi sürdürmeyi sağlayan, entropi artışına yerel olarak karşı koymayı mümkün kılan bir 'iç aktivite' veya metabolizma.
- Organizasyon (yarı-izole yapı / vücut)
Canlılık kriterlerinden biri olarak geçen kavram; dış dünyadan yarı-izole olmayı sağlayan yapı, yani organizmanın sınırlarını ve iç-dış ayrımını sağlayan 'vücut' benzeri düzen.
- Metabolizma / iç aktivite
Canlılık kriterlerinden diğeri; organizmanın içindeki faaliyetler bütünü, dışarıdan alınan enerjiyi kullanarak kimyasal bağlardaki enerjiyi açığa çıkarma, parçaları onarma, yeni yapılar inşa etme ve entropi artışına yerel olarak karşı koyma işlevlerini yapan süreçler.
- Homeostazis
Organizmanın yarı-denge halinde tuttuğu iç durum; organizasyonun sürdürülmesini sağlayan denge hali (transcriptte 'yarı-denge halindeki organizasyonu' ifade eder).
- Entropi
Transcript'te geçen bağlamıyla entropi, düzensizlik veya enerji dağılımındaki artış eğilimi; canlıların ve metabolizmanın görevi bu entropi artışına yerel olarak karşı koymak, yani düzeni ve işlevi korumaktır. Ayrıca transcript'te 'entropi bütçi'nden ve Dünya'nın net entropi değişiminin negatif olabileceği olasılığından söz edilir.
- Biyosfer
Canlı küresi; Gaia Hipotezi bağlamında Dünya'nın canlıları kapsayan katmanı.
- Atmosfer
Hava küresi; Dünya'yı çevreleyen gaz tabakası. Transcript'te biyosferle birlikte Dünya'yı oluşturan düzenleyici sistemlerden biri olarak tanımlanır.
- Hidrosfer
Su küresi; okyanuslar, denizler, göller ve suyla ilgili küresel sistem. Gaia Hipotezi bağlamında Dünya düzeninin bir parçası olarak ele alınır.
- Pedosfer
Toprak küresi; Dünya'nın toprak katmanları ve toprakla ilişkili süreçler. Transcript'te biyosfer, atmosfer ve hidrosfer ile birlikte Dünya'yı oluşturan sistemlerden biri olarak anılır.
- Sera gazları
Transcripte örnek olarak verilen karbondioksit ve metan gibi gazlar; yüzeyden yansıyan kızılötesi ışınların uzaya kaçmasını engelleyerek onları Dünya yüzeyine geri döndüren ve böylece gezegenin enerji dengesini ısıtıcı yönde etkileyen gazlar.
- Kızılötesi ışınlar (infrared)
Dünya yüzeyinden yansıyan veya yayılan, uzaya gitmesi gereken enerjinin bir parçası olan ışınlar; sera gazları bu ışınların uzaya savrulmasını engelleyip geri döndürerek ısı tutulumuna neden olur.
- Küresel ısınma
Transcripte göre gezegen yüzeyinde bulunan enerjinin artması, Dünya'nın 'ateşinin' yükselmesi durumu; sera gazları etkisiyle yüzeydeki enerji artışı ve bunun gezegen üzerinde yarattığı olumsuz sonuçlar bağlamında kullanılır.
- Fitoplankton
Okyanuslardaki mikroskobik fotosentetik organizmalar; transcriptte özellikle yüksek enerji koşullarında sayıları artan ve DMSP ile bazı organik bileşikleri sentezleyen grup olarak anılır.
- Kokolitoforitler
Fitoplanktonların bir türü; transcriptte fitoplanktonların, özellikle kokolitoforitler gibi türlerin sayısının artabildiği ve belirli organosülfür bileşikleri ürettikleri örneği verilir.
- Dimetilsülfoniyopropiyonat (DMSP)
Fitoplanktonlarca sentezlenen bir organosülfür bileşiği; transcriptte DMSP'nin üretilip parçalandıkça denizlerde ve atmosferde dimetil sülfit oluştuğu anlatılır.
- Ozmolit (osmolit)
Transcript'te fitoplanktonların sentezlediği 'ozmolit' adını verdikleri diğer organik bileşikler olarak geçen terim; osmolitler genel olarak hücrelerin osmotik dengesini koruyan organik moleküllerdir (transcript bağlamında fitoplankton tarafından üretilen organikler olarak anılıyor).
- Dimetil sülfit (DMS)
DMSP'nin parçalanmasıyla önce denizlerde sonra atmosferde oluşmaya başlayan uçucu kükürt bileşiği; transcriptte atmosferde oksidize olduğunda sülfat aerosollerinin oluşmasına neden olduğu ve bunun bulut oluşumunu etkilediği anlatılır.
- Sülfat aerosolleri
Atmosferde dimetil sülfitin oksidasyonu sonucu oluşan küçük parçacıklar; transcript'e göre bu aerosoller buz kristallerinin oluşmasını kolaylaştıran tohumlar gibi davranır ve bulutların yansıtıcılığını artırarak daha fazla güneş ışığını geri yansıtılmasına yol açar.
- Nükleasyon
Atmosferik bağlamda buz kristalleri ya da su damlacıkları için başlangıç/çekirdek oluşturma süreci; transcriptte sülfat aerosollerinin bu nükleasyonu kolaylaştırdığı ve böylece bulut oluşumunu etkilediği belirtilir.
- Bulut yansıtıcılığı / albedo
Bulutların Güneş'ten gelen ışığı geri yansıtma yeteneği; transcriptte aerosoller arttıkça bulutların yansıtıcılığının (albedosunun) arttığı, bunun da daha fazla güneş ışığının uzaya geri yansıtılmasına ve yüzeyin korunmasına yol açtığı anlatılır.
- CLAW Mekanizması
Robert Jay Charlson, James Lovelock, Meinrat Andreae ve Stephen Warren'ın soyadlarından adını alan hipotez; fitoplanktonların (ör. kokolitoforitler) ürettiği DMSP ve bunun atmosferde DMS'e dönüşüp sülfat aerosolleri oluşturarak bulut yansıtıcılığını artırması yoluyla gezegensel bir negatif geribildirim sağlayabileceğini öne sürer. Transcript buna Gaia Hipotezi'nin öngördüğü düzenleyici mekanizmalardan biri örneği olarak yer verir.
- Anti-CLAW hipotezi
CLAW mekanizmasının tersini öngören hipotez; transcriptte buna göre küresel ısınma okyanuslarda stratifikasyona (katmanlaşmaya) yol açar, yüzey fitoplanktonlarının besin kaynakları azalır, DMSP ve dolayısıyla DMS üretimi düşer, yeterince sülfat aerosolu oluşmaz, nükleasyon azalır ve bulut yansıtıcılığı düşerek ısınmanın daha da artmasına neden olan pozitif bir geribildirim oluşur.
- Stratifikasyon (okyanus katmanlaşması)
Transcript'te okyanus yüzeyinin sıcaklığı arttığında oluşan katmanlaşma olayı; bu katmanlaşma yüzey ile derinler arasındaki karışımı azaltır, derinlerde üretilen minerallerin yüzeye gelmesini engeller ve böylece fitoplanktonların beslenmesini zorlaştırabilir.
- Geri besleme (feedback)
Sistemin yaptığı tepkinin başlangıçtaki etkiyi zayıflatması veya güçlendirmesi süreci. Transcript'te negatif geribesleme döngüleri (dengeyi koruyucu tepkiler) ve pozitif geribesleme döngüleri (değişimi güçlendirici tepkiler) olarak örneklendirilir.
- Negatif geribesleme döngüsü
Sistemde bir değişiklik olduğunda o değişikliğin etkisini azaltacak yönde işleyen döngü; transcript'te Dünya'ya zarar veren veya yaşam için uygun dengeleri değiştiren bir şey olduğunda, parçaların tepkisinin bu etkiyi zayıflatacak yönde olması örneğiyle açıklanır.
- Pozitif geribesleme döngüsü
Sistemde bir değişiklik olduğunda o değişikliğin etkisini artıran, değişimi güçlendiren döngü; transcript'te Anti-CLAW senaryosunda görüldüğü gibi ısınmanın daha fazla ısınmayı teşvik etmesi örneğiyle kullanılır.
- Evrim / evrimsel adaptasyon
Transcript'te canlıların değişen şartlara uyum sağlayabilme yeteneğinin, o canlının birçok kopyasını üretmesi ve bu kopyalardan yalnızca bazılarının hayatta kalıp tekrar üretmesi sürecinin sürekli tekrarı yoluyla gerçekleştiği; kısaca üreme, varyasyon ve seçilim yoluyla ortaya çıkan adaptasyon süreci olarak tanımlanır. Dünya'nın tek bir kopya olması nedeniyle kendini kopyalayarak evrimleşemeyeceği vurgulanır.
- Terraformation / Dünyalaştırma
Transcript'te geçen fütüristik fikir; insanların bir sonraki gezegene geçip orayı 'Dünyalaştırıp', yani Dünya'ya benzer hale getirerek (terraforme ederek) Dünya'ya benzeyen kopyalar yaratabilecekleri düşüncesi. Gaia Hipotezi bağlamında Dünya'nın uzantıları olarak canlılığın kopya üretme yeteneği ile ilişkilendirilir.
- UVA ve UVB
Güneş'ten gelen ultraviyole ışınlarının iki türü; transcriptte UVA ve UVB'nin deriyi etkileyip melanini parçaladığı, D vitamini ve folat dengesiyle ilişkili tepkilerin melanin üretimini tetikleyebildiği, bunun sonucunda derinin koyulaşarak Güneş ışınlarına karşı koruyucu bir kalkan ürettiği örneği verilir.
- Melanin
Ciltte bulunan bir pigment; transcriptte UVA/UVB'ye maruz kalınca melanin üretiminin arttığı, derinin karardığı ve bunun vücuda zarar veren Güneş ışınlarına karşı daha etkili bir koruyucu kalkan sağladığı örneğiyle açıklanır.
- Ozmolitlerin (osmolitlerin) rolü
Transcriptte fitoplanktonların ürettiği 'ozmolit' adı verilen organik bileşiklerden söz edilir; bunlar bağlamında, fitoplanktonların yüksek miktarda DMSP ve diğer organik mol eküler üretimleri, sonradan parçalanıp atmosferde dimetil sülfit ve sülfat aerosollerine yol açarak bulut oluşumunu etkileyebilir.
- Bilimsel yanlışlanabilirlik (falsifiability)
Transcript'te bir bilginin veya teorinin bilimsel sayılabilmesi için öngörü gücüne sahip, yanlışlanabilir ve test edilebilir olması gerektiği vurgulanır; Gaia Hipotezi'nin zayıf versiyonunun bu kriterlere uygun olarak bazı öngörülerde bulunabileceği, fakat genel olarak hipotezin henüz kabul görmediği belirtilir.