İçerikler - Sayfa 765

Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Filtrele
Dişiler, Neden Erkeklerden Daha Küçüktür? Antropoloji ve Evrimsel Biyoloji, İnsanlarda Cinsel Çiftbiçimliliği Nasıl Açıklar?
MakaleDişiler, Neden Erkeklerden Daha Küçüktür? Antropoloji ve Evrimsel Biyoloji, İnsanlarda Cinsel Çiftbiçimliliği Nasıl Açıklar?

İnsanlar arasında boyut açısından çok büyük farklılıklar vardır, ancak tüm popülasyonlarda erkekler genelde dişilerden daha büyüktür. Çoğu biyolog için bu durum, genel olarak büyük memelilerde ve özellikle de maymunlarda boyut dimorfizmini açıklayan aynı süreçlerle kolayca anlaşılabilir. Erkeklerin dişileri elde etme mücadelesi nedeniyle, cinsel seçilim daha büyük erkekleri tercih eder. Nitekim bu faktör erkeklerin neden iri oldukları için seçildiğini açıklarken, dişiler tarafındaki seçilim sorununa açıklık getirmez. Aslında daha büyük dişilerin de doğal seçilim tarafından tercih edildiği gösterilmiştir. Bu dişiler için geçerlidir çünkü bu şekilde doğum yaparken ölme olasılıkları azalır.

Bu makalede insanlarda boyut dimorfizminin, büyük olma avantajının dişilere göre erkekler için daha fazla olmasından kaynaklandığı şeklindeki ortak görüş, başka bir hipotez tarafından, yani boyutlar arasındaki farkın bir yarar farkından ziyade maliyet farkından dolayı meydana geldiği belirtilerek sorgulanmaktadır. Tüm kültürlerde bulunan cinsel hiyerarşik düzende en iyi yiyecekler erkeklere tahsis edildiğinden büyük olmanın maliyeti dişilerde daha yüksek olurdu. Evrimsel güçler ve kültürel uygulamalar arasındaki etkileşim, bu uyumsuz duruma yol açabilirdi.

47
Paylaş
Tarihteki En Şiddetli Güneş Olayı Bugün Tekrar Gerçekleşseydi, Dünyamıza Ne Olurdu?
MakaleTarihteki En Şiddetli Güneş Olayı Bugün Tekrar Gerçekleşseydi, Dünyamıza Ne Olurdu?

1 Eylül 1859’da, amatör gök bilimci Richard Carrington dünyayı sonsuza dek değiştirecek bir keşif yaptı. O zamanlar 33 yaşında olan Carrington, pirinç teleskobunu gökyüzüne çevirdiğinde bir grup büyük güneş lekesinin üzerinde aniden parlak bir ışığın belirdiğini fark etti. İlk başta, ekipmanında bir arıza olduğunu düşündü. Ancak kısa bir süre sonra, Güneş’te bir patlama olayını izlediğini anlayacaktı.

Artık, Carrington’un gözlemlediği olayın dünya tarihinde kayıtlara geçen en şiddetli jeomanyetik fırtına olduğunu biliyoruz. Sonraki günlerde Carrington Olayı, gezegene 10 milyar atom bombası enerjisine karşılık gelen elektrikli gaz ve atom altı parçacıkları püskürterek, telgraf iletişiminin aksamasına ve elektrikli sistemlerin alev almasına neden oldu. Normalde kutup daireleri etrafında yaygın olan auroralar, Küba ve Hawaii gibi güney bölgelerden bile görüldü. Oluşan ışıklar o kadar şiddetliydi ki, tanıkların, yalnızca auroralar sayesinde karanlıkta gazete okumaları bile mümkün oluyordu.

41
Paylaş
Berkay Morkan
UyarlayanDilbilim5 dk.
Lanet Olası Kelimelerin Bilimi: Neden Küfür Ediyoruz @&!?
MakaleLanet Olası Kelimelerin Bilimi: Neden Küfür Ediyoruz @&!?

George Washington, küfürle ilgili, "Küfretmek veya küfürlü sözler kullanmak o kadar kaba ve alçakça bir harekettir ki, duyar ve karakter sahibi her insanın ondan nefret edip hor göreceği açıktır." derken; oyuncu Mel Brooks ise, "Beni kaba olmakla suçluyorlar. Bense bunun zırva olduğunu düşünüyorum." diyerek o kadar da yanlış bulmadığını belirtiyor.

George Washington gibi küfürsüzlüğe sadakatle bağlı olsanız da, Mel Brooks gibi çekinmeden küfredebilseniz de, insan iletişiminde küfrün yerini yok sayamazsınız. Şimdi kalıplara boyun eğmiş reaksiyoner düşüncelerimizi bir kenara bırakıp, laboratuvar önlüklerimizi giyelim ve bilimin tarafsızlığıyla şu "lanetli" kelimeleri biraz inceleyelim.

79
Paylaş
Bilim İnsanları, Nöral Kök Hücrelerini İstenilen Dokuya Yönlendiren Bir İlaç Keşfetti!
MakaleBilim İnsanları, Nöral Kök Hücrelerini İstenilen Dokuya Yönlendiren Bir İlaç Keşfetti!

Bilim insanları, bu zamana kadar ilk kez kök hücrelerini belirli bir doku bölesine göç etmeleri için uyaran ve iyileştirme kapasitelerini arttıran bir ilaç geliştirdi. Çalışmanın odağı, kemokin aracılı G protein bağlı reseptör CXCR4 ve ona bağlanan kemokin sinyali CXCL12'dir.

Kemokinler, sitokinlerin bir alt grubudur ve reseptörleri ile beraber beyin dokusunda ifade edilirler. Sinir sisteminde inflamatuar yanıtların oluşmasında rol alırlar. Bu şekilde bağışıklık sistemi ve sinir sistemi arasında bir köprü kurarlar. Kemokinlerin asıl çarpıcı görevi, kemotaksi denilen, kandan dokulara ve dokudan kana damarlarda bulunan venüller aracılığı ile hücre göçünü sağlamalarıdır. Nöral kök hücreleri de kemokinlerin hücre göçünü sağladığı bir grup hücredir ve bu hücreler radyal glial progenitör hücrelerinden köken alırlar. Nöral kök hücreleri kendi kendini yenileyebilen, multipotent hücrelerdir ve bir yaralanma veya inflamasyon durumunda kemokinler aracılığı ile beyin dokusunda göç edip iyileşme süreçlerini başlatabilirler.

33
Paylaş
Bakteri ve Mantarlar, Toprak İçerisinde Küresel Bir Savaş Halindeler!
MakaleBakteri ve Mantarlar, Toprak İçerisinde Küresel Bir Savaş Halindeler!

Toprak, besin döngüsü ve karbon depolaması için gerekli olan yaşamla doludur. Toprak, mikroorganizma ve makroorganizmalarla dolu canlılar dünyasını içerir ve toprak bu organizmalara yaşam ortamı sağlar.

Bunun nasıl işlediğini daha iyi anlamak için, EMBL ve Tartu Üniversitesi (Estonya) liderliğindeki uluslararası bir araştırma ekibi, topraktaki bakteri ve mantarlarla ilgili ilk küresel çalışmayı gerçekleştirdi. Elde ettikleri sonuçlar, bakteri ve mantarların besin elde etmek için sürekli rekabet halinde olduklarını ve birbirlerine göre daha avantajlı olabilmek için bir antibiyotik direnci ürettiklerini gösteriyor. Bu çalışma, ayrıca iklim değişikliğinin toprak üzerindeki etkisini tahmin etmeye yardımcı olabilir ve tarımda doğal toprak bileşenlerini daha iyi kullanmamıza yardımcı olabilir.

21
Paylaş