İçinden geçtiğimiz bu günlerde, sağlık, fen ve sosyal bilimler alanlarından bilim insanlarının en önemli görevlerinden biri güvenilir ve etkili bir aşının insanlara ulaşmasını sağlamak ve insanların bu aşıyı olmakta bir çekince görmeyeceği koşulların yaratılmasına katkıda bulunmaktır.
Koronavirüse karşı geliştirilen aşıların Faz 3 çalışmalarındaki etkinliklerine dair halihazırda bildiğimiz sayılar, aşı üreticilerinin yaptıkları basın açıklamalarından gelmekte. Maalesef henüz, toplanan veri, bilimsel bir makale ya da bağımsız denetçi raporları vb. kaynaklar kamuyla paylaşılmadı. İngiltere’nin düzenleyici otoritesinin, aşı üreticisi firmadan veriyi aldıktan bir hafta gibi kısa bir süre sonra aşıyı onaylaması ve bunu yaparken de klinik çalışmanın değerlendirildiği herhangi bir raporu kamuyla paylaşmaması maalesef onay süreçlerinde sağlanması gereken şeffaflığın ihlaline neden oldu. Bununla kalmayıp, İngiltere’nin aşı üreten şirkete yasal zırh vererek, aşının yan etkilerine maruz kalan insanların dava açmalarını engelleyecek düzenlemenin yapılması da, ne yazık ki insanların aşıya olan güvenlerinin zedelenmesine yol açmakta.[1]