İçerikler - Sayfa 740
Astrolojiye inanmıyor olabilirsiniz; ancak hiç şüphesizdir ki gezegenler yaşamlarımıza hükmetmektedirler. Sadece astrologların iddia ettiği gibi değil.
Güneş doğduğunda (ya da bir süre sonra) uyanıyor, battığında yatıyoruz. Ay ile Dünya’nın gökyüzünde Güneş etrafındaki hareketleriyle bağlantılı zaman dilimleri olan günlere, aylara ve yıllara dayalı bir de takvimimiz var. Tarihin büyük bir kısmında, insanlara göre bu tarz bir "astronomik zaman ölçümü" onların ihtiyaçları için gayet yeterliydi. Fakat Dünya giderek daha çılgın ve sofistike hale geldikçe, günlerin, ayların ve yılların yanı sıra insanların saat, dakika ve saniyeleri de ölçmesi gerekir oldu. Bu da bizlerin zamanı ölçmek için doğru yöntemlere ihtiyacımızın olduğu anlamına geliyordu. Sarkaçlı ve mekanik saatler bunu yapmanın en iyi yoluydu. Günümüzde, birçok insan bunların yerine kuvars duvar ve kol saatleri kullanmaktalar. Peki nedir bu saatler ve nasıl çalışırlar?
Günlük hayatımızda reklamlarda hep bu başlıkları görürüz, "Cildinize azıcık insan feromonu sıkın, garanti ediyoruz ki kesinlikle bir randevu kapacaksınız!"; ancak bu bilginin doğruluğundan kesin olarak emin değiliz.
Bilim insanları uzun süredir insan davranışlarını etkileyen kimyasalların gerçekten var olup olmadıkları hakkında tartışmaktalar. Yapılan bu yeni çalışmayla insan feromonu kabul edilen iki hormonun karşı cinsiyetteki birinin üzerinde etkisi olup olmadığı tartışmasında, olmadığını gösteren bir çalışma yayınladı ve neticesinde bilim insanları iki gruba ayrıldı: İnsan feromonlarının varlığına inananlar ve inanmayanlar.
Kuantum mekaniği, en küçük parçacıklarla ilgilenen fizik dalıdır. Fiziksel dünyada çok garip gibi görünen bazı sonuçlara yol açar. Atomlar ve elektronlar ölçeğine indiğinizde, nesnelerin günlük boyutlarda ve hızlarda hareketini ve davranışlarını tanımlayan klasik mekanik denklemlerinin çoğu işe yaramaz hale gelir. Çünkü klasik mekanikte nesneler, belirli bir zamanda, belirli bir yerde bulunur. Kuantum mekaniğinde ise nesneler, bunun yerine, bir olasılık sisi içerisinde bulunurlar; A noktasında bulunmalarının belli bir olasılığı ve B noktasında bulunmalarının da başka bir olasılığı vardır. Bu böyle, her bir durum için devam eder...
Kuantum mekaniği (KM), klasik mekaniğin matematiğinin açıklayamadığı deneylerin tartışmalı matematiksel açıklamalarından başlayarak, on yıllar boyunca gelişti. Bu, 20. yüzyılın başında, Albert Einstein'ın fizikte nesnelerin yüksek hızlardaki hareketini tanımlayan, ayrı bir matematiksel devrim olan görelilik teorisini yayınladığı dönemde başladı. Görelilik Teorisi'nin aksine, kuantum mekaniğinin kökenleri, herhangi tekil bir bilim insanına atfedilemez. Aksine, birçok bilim insanı, 1900-1930 yılları arasında kademeli olarak kabul ve deneysel doğrulama kazanan üç devrimci ilkenin temeline katkıda bulundu. Bu ilkeler:
Işık, farklı dalga boylarında ve frekanslarda yayılabilir. İnsan gözü, "görünür bölge" olarak adlandırılan 380 nm ile 700 nm arasındaki dalga boylarını algılayabilir. Kızılötesi ışınların dalga boyları 750 nm ile 1000μ\muμm (yani 1 milimetre) arasındadır. Bu nedenle insanlar, kızılötesi ışınları göremezler; ancak bu dalga boyunu ısı olarak hissedebilirler.
Her atom ya da molekül elektromanyetik ışınım ile etkileşime girdiğinde karakteristik bir özellik gösterir. Kızılötesi spektroskopisi, kızılötesi ışık ile etkileşime giren maddeyi inceler. Madde kızılötesi ışık ile etkileşime girdiğinde ışınların bir kısmını soğurur ve maddeyi oluşturan moleküllerin titreşim enerji seviyeleri uyarılır. Bu sayede, kızılötesi spektroskopisi ile atomların titreşim enerji seviyeleri ölçülerek fonksiyonel grupların belirlenmesi mümkün olduğu gibi, maddenin moleküler yapısı ve molekülün madde içindeki miktarı gibi bilgilere ulaşmak da mümkün olur.
5 Haziran 2020'de, Oxford Üniversitesi araştırmacıları, kendi COVID-19 aşılarının son faz klinik çalışmasında sessizce bir değişiklik yapmışlardı. GİZLİ diye not düşülen bir belgede yapılan bir değişiklikte, yeni bir denek grubu dahil edeceklerini belirtmişlerdi.
Bu değişiklik büyük ölçekli bir çalışmada önemsiz gibi gözükebilir. Ancak bu değişiklik, potansiyel olarak ciddi sonuçlar doğurabilecek bir hatayı üstünü kapatmıştı: İngiltere’deki deneklerin çoğuna, yanlışlıkla sadece yarım doz aşı verilmişti.
/old/content_media/37f99a4051ea06702ffff50e1e12a6d8.jpg)
/old/content_media/6af64546ee43c8c7e43afdb044d5f1d5.jpg)
/old/content_media/90d8876c23b38a5e03ec779d9c3452d6.jpg)
/old/content_media/593a8e6f30bf4afcbaee060c7bc80f18.jpg)
/old/content_media/305c70c340bcbe363212d7b521bc6ec5.jpg)