İçerikler - Sayfa 733
Kısa zaman diliminde (mikroevrim) ve uzun zaman diliminde (makroevrim) gerçekleşen evrimsel olaylar arasındaki bağlantı; Dr. Owen Gilbert'in açık erişimli ve hakemli dergi olan Rethinking Ecology'de yayınlanan makalesinde gündeme getirdiği biyolojinin en derin sorularına yeni yaklaşımlar sağlayabilir.[1]
Gilbert çalışmasında, doğal seçilim ile sinerjik olarak hareket eden ve zamanla yaşamın yenilikçiliğinin veya ilerlemesinin hızlanmasına sebep olan, ayrıca tesadüfi olmayan bir evrim kuvveti önerir. Bu yeni çalışma, Darwin'in evrim teorisini tamamlayarak, bu teoride cevapsız kalan soruların cevaplanmasını sağlar.
Kim olduğumuzun algısının, çocukluk tecrübelerimiz ve başkalarıyla olan etkileşimlerimiz gibi şeylerden etkilendiği düşünülüyor; fakat araştırmacılara göre vücudumuz da benlik algımızı etkiliyor.
26 Ağustos 2020'de iScience dergisinde yayımlanan bir çalışmada, bir çift arkadaşın bedenlerini algısal bir illüzyon kullanılarak değiştirildiğinde, kendi kişilikleri hakkında inandıkları şeylerin, arkadaşının kişiliği hakkında inandığı şeylere daha çok benzemeye başladığı gösterildi.[1] Bulgular, psikolojik ve fiziksel benlik algılarımız arasındaki bu güçlü bağın hafıza gibi fonksiyonlarla ilgili olduğunu da gösteriyor: Zihinsel benlik kavramımız, fiziksel benlik algımızla eşleşmediğinde, hafızamız zedelenebilir. İsveç'teki Karolinska Enstitüsü'nde doktora sonrası araştırmacısı olan ilk yazar Pawel Tacikowski şöyle diyor:
Beyaz yağ dokusu (İng: "white fat") fazla enerjiyi depolarken, kahverengi yağ dokusu (İng: "brown fat") ve bej yağ dokusu (İng: "beige fat") termojeniktir, yani enerjiyi ısı olarak dağıtır. Ancak daha çok kahverengi yağ dokusuna sahip bireylerin daha sağlıklı olup olmadığı belirsizdir.
Nature Medicine dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre, kahverengi yağ dokusuna sahip bireylerde daha düşük oranda kardiyometabolik hastalık görülüyor ve kahverengi yağ dokusu varlığı; tip-2 diyabet, dislipidemi, koroner arter hastalığı, serebrovasküler hastalık, konjestif kalp olasılığı ve hipertansiyona yakalanma olasılığının daha az olması ile bağımsız olarak ilişkilendiriliyor. Rockefeller Üniversite Hastanesinde kıdemli bir doktor olan Paul Cohen şöyle söylüyor:
Tetris, farklı şekillerdeki blokların aşağıya düşerken, ekranda yatay bir sıra oluşturmak için bloklarda düzenleme ve döndürme yapılmasına dayalı bir oyundur. Bir veya birden fazla düz sıra oluşturulduğunda, sıralar kaybolur. Zaten oyunun amacı da, blokların olabildiğince uzun süre ekranın üst kısmına yığılmasını önlemektir. 80'ler ve 90'larda popüler olmuş ve bağımlılık yaratmış bu oyunun ortaya çıkış hikayesine bir bakalım ve bu ilginç oyundan matematikle ilgili neler öğrenebileceğimize bir bakış atalım.
Dünyanın gördüğü belki de en büyük bulmaca mucitlerinden biri olan Henry Dudeney, küçüklüğünden beri satranç oynamaya ve matematik problemleri üzerinde düşünmeye meraklıydı. Öyle ki bu merakı onu yerel bir gazete de bulmacalar yazmaya yönlendirdi. Daha sonraki yıllarda Dudeney, akademik olarak pek ileriye gidemese de matematiğe karşı olan ilgisinden vazgeçmemiş olacak ki, boş zamanlarında matematik tarihi okuyordu. Bu durum için şu sözleri dile getiriyordu;
Dünya’da yaşamış ve yaşayan en büyük canlı formları her zaman ağaçlar olmuştur. Öyle ki, günümüzde yaşayan Sahil Sekoyaları (Sequoia sempervirens) 100 metreyi aşan boylarıyla buna bir örnek teşkil etmektedir. Öyleyse, onları böylesine büyük boyutlara ulaştıran etken veya etkenler nelerdi? Diğer birçok bitki türü onlara kıyasla daha mütevazı boyutlarda kalırken "ağaç" dediğimiz bu bitki türlerinin onlardan farkı nedir?
Bu sorulara yanıt aramak için elbette evrimsel biyolojiye başvurmamız gerekmektedir. Fakat evrimsel biyolojiye başvururken dikkat edeceğimiz şey; karşımıza hiçbir zaman tek bir “neden” çıkamayacağıdır. Bundan dolayı, nihayetinde her bir olası etkeni inceleyebilmek adına, tarihsel sırayı bozmadan; öncelikle bitkilerin, denizlerden kurtulup karaya çıkmaları, sonrasında karaya adapte olurken geçirdikleri değişimler ve nihayetinde belirli bir zaman aralığında durup uygun ortamı hazırladığımızdan emin olduğumuzda ise bitkilerin “ağaçlara” nasıl evrimleştiğini detaylı bir şekilde incelemeye koyulacağız. Ancak bunu yaparak evrimin, o oldukça karmaşık ve girift yapısından doğru sonuçları çıkarmayı başarabiliriz. Fakat hepsinden önce, ilk olarak, hangi bitkileri “ağaç” olarak belirlediğimizi bilmemiz gerekiyor.
/old/content_media/1d50e3dbb9fd035989453490132f839a.jpg)
/old/content_media/c5c756a5e0eda8c100cfd8f90f3536c8.jpg)
/old/content_media/be78b12c01137d6767643eede42ce999.jpg)
/old/content_media/acce4d57979230d193108fed0474893c.jpg)
/old/content_media/ab2d4b0f4736f68948a8dbab54016422.jpg)