İçerikler - Sayfa 732

Evrim Ağacı Logo
Evrim Ağacı
Karanlığı bilimle fethet!
Filtrele
İmmünogözetim: Bağışıklık Sistemi, Kanser ile Nasıl Mücadele Ediyor? Kanser Hücreleri, Bağışıklık Yanıtlarından Nasıl Kaçıyor?
Makaleİmmünogözetim: Bağışıklık Sistemi, Kanser ile Nasıl Mücadele Ediyor? Kanser Hücreleri, Bağışıklık Yanıtlarından Nasıl Kaçıyor?

Bağışıklık sistemi, normal dokuya hiçbir zarar vermeksizin tümörlerin spesifik yıkımını ve kanserin nüksetmesini önleyebilecek uzun süreli hafızaya sahiptir. Son 30 yıllık immüno-onkoloji araştırmaları, tümörlerin bağışıklık sistemi tarafından tanındığına ve gelişimlerinin immüno-gözetim (İng:"Immunosurvelliance") olarak bilinen bir süreçle uzun vadede durdurulabileceğine veya kontrol edilebileceğine dair sağlam kanıtlar sağlamıştır. İmmün tepkinin tümör özgüllüğü, tümör antijenlerinin tanınmasında yatar.

Tüm tümörlerde bulunan virüslerin ve onkojenlerin veya diğer genlerden mutasyona uğramış proteinlerin neden olduğu tümörlerdeki viral proteinlerin yanı sıra, tüm tümörlerde bulunan mutasyona uğramamış, ancak anormal şekilde eksprese edilen proteinlerin verimli antijenler ve immüno-gözetim için iyi hedefler olduğu gösterilmiştir. Bununla birlikte, birçok kanserde, kötü huylu ilerlemeye, etkili bir antitümör yanıtı ve tümör eliminasyonuna müdahale eden etkili bir bağışıklık baskılaması eşlik eder. Başlangıçta, immün-gözetimden kaçışın çoğu, tümör hücrelerinin kendisindeki değişikliklere; tümör antijenlerinin kaybı, insan lökosit antijen moleküllerinin kaybı, tamamlayıcıya duyarlılık kaybı veya T hücresi veya doğal öldürücü (NK) hücre lizizine atfedilmiştir. Bununla birlikte, baskılamanın, tümörlerin normal bağışıklık düzenlemesini kendi yararlarına olacak şekilde bozma yeteneklerinden geldiği netleşmiştir. Tümör mikroçevresi, tümör antijenine özgü yardımcı ve sitotoksik T hücrelerinin genişlemesini önleyebilir ve bunun yerine proinflamatuar sitokinlerin ve diğer faktörlerin üretimini teşvik ederek bağışıklığı teşvik etmek yerine inhibe eden baskılayıcı hücre popülasyonlarının birikmesine yol açar. En iyi anlaşılmış olanlar düzenleyici T hücreleri ve miyeloid türevi baskılayıcı hücrelerdir.

24
Paylaş
Aenocyon Cinsinin Dönüşü: Ulu Kurtlar (Dire Wolves), Aslında Bir Kurt (Canis) Türü Değildi!
MakaleAenocyon Cinsinin Dönüşü: Ulu Kurtlar (Dire Wolves), Aslında Bir Kurt (Canis) Türü Değildi!

Ulu kurt (İng: "dire wolf"), çoğu insanın Game of Thrones'da kurgusal olarak yeniden canlandırılışından bildiği bir hayvandır. Gerçek ulu kurtlarsa, Kuzey Amerika'da yaklaşık 11.000 yıl önce gezinmiş olan (ve hatta bir ihtimal daha sonrasında bile gezinmiş olabilecek), ağır kemikli, avları arasında nesli tükenmiş atlar, tembel hayvanlar ve hatta mamutlar gibi iri hayvanlar olan, kuvvetli bir avcıdır. Televizyonda gösterilen kurgusal versiyonunun boyutunun yanından bile geçemezken, ulu kurtlar; ortalama bir gri kurttan %20 daha büyüktür ve uzun bir süre kurtlarla "kardeş tür" olarak nitelendirilmiştir: Canis dirus ve Canis lupus.

Fakat uluslararası bir ekibin Nature'daki bir raporuna göre, ulu kurtların ilk genom çözümlemesi gösteriyor ki bu iki tür arasında büyük bir genetik ayrım var.[1] Bu fark öyle büyük ki, ulu kurtlar yalnızca ayrı bir türe ait değiller, apayrı bir cinse aitler! İlk defa 1918'de paleontolog John Merriam tarafından önerilmiş ama reddedilmiş bir cins ismi, yeniden hayata döndürüldü: Aenocyon. Bu cinsin tek üyesi ise ulu kurtlardır.

44
Paylaş
Hava Tahmin Fabrikası: Lewis Fry Richardson, Hava Durumu Tahminlerini Nasıl Mümkün Kıldı?
MakaleHava Tahmin Fabrikası: Lewis Fry Richardson, Hava Durumu Tahminlerini Nasıl Mümkün Kıldı?

Önümüzdeki altı saat için hava tahminlerine ulaşabilmek kaç saniyemizi alıyor? Cep telefonlarımızı kullanarak, en fazla 10 saniyede ulaşmamız mümkün. Bundan yaklaşık 100 yıl önce cevap, 6 hafta olarak veriliyordu ve elde edilen tahminin doğruluğu ise kesin değildi. Hele ki şu anki isabetlilik oranlarına nazaran...

Matematik, fizik, kimya, çevre bilim ve psikoloji alanlarında çalışmaları bulunan Lewis Fry Richardson, Eskdalemuir Gözlemevi'nde çalışırken, hava olaylarına merak duymaya başladı. Bu durumdan dolayı küçük çaplı gözlemler yapıyordu. Bu gözlemler, yazacağı kitabın ilk emareleriydi. Richardson sık sık zor koşullar altında çalışmasını sürdürse de bazı durumlar onu haddinden fazla zorlamıştı, keza ailesinden ve okuduğu okulun etkisinden dolayı savaşa karşıydı; yani vicdani retçiydi. Lakin bu sırada 1. Dünya savaşı patlak verdi ve Richardson savaşa katılmayacağını Eskdalemuir Gözlemevi'ne söylemişti. Ancak bu tavır pek de hoş karşılanmasa gerek ki Richardson, eğer savaşa dahil olmazsa daha sonraki hayatında herhangi bir üniversitede çalışamayacağını öğrendi. Richardson, savaşa zorla katılmayı kabul etti ancak vicdani retçi tavrından vazgeçmemişti.

33
Paylaş
Dinozorlarda Eşeysel Dimorfizm: Erkek ve Dişi Dinozorları Ayırt Edebilir miyiz?
MakaleDinozorlarda Eşeysel Dimorfizm: Erkek ve Dişi Dinozorları Ayırt Edebilir miyiz?

Tüm dünyadan bilim insanları, uzun zamandır dinozorların cinsiyetlerini tanımlayabilme kabiliyetimizi tartışıyorlar.

Londra Queen Mary Üniversitesi tarafından yürütülen bir araştırma, geçmişteki ''başarı'' iddialarına rağmen, cinsiyetler arasındaki farkları saptamanın oldukça zor olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar, yalnızca fosil kayıtlarını kullanarak cinsiyetleri ayırt etmenin kolay olup olmadığını görmek için çalışmada tehlike altındaki, iri timsah türlerinden olan günümüz gavyallerinin (İng: "gharial") kafataslarını analiz ettiler.[1]

24
Paylaş
Fritillaria delavayi: Kendini İnsanlardan Saklayacak Şekilde Evrimleşen Bitki!
MakaleFritillaria delavayi: Kendini İnsanlardan Saklayacak Şekilde Evrimleşen Bitki!

Dünya üzerinde tüm canlı varlıklar, yaşamlarına devam etmek için, bulundukları coğrafyaya uyum sağlamak zorundadırlar. Bunu sağlayan şey, doğal seçilim yoluyla meydana gelen adaptif evrimsel değişimlerdir (bunlara "adaptasyon" deriz). Kamuflaj yeteneği, adaptif evrimin en güzel örneklerinden birisidir. Kamuflaj yeteneği, durup dururken, bireyin kendisinde ortaya çıkan bir özellik değildir; popülasyon içerisindeki belirli gen ve özellik kombinasyonlarının seçilmesiyle, nesiller boyunca, kademeli bir şekilde olur. Her nesilde ortama en uygun renklere ve desenlere sahip bireyler daha kolay hayatta kalıp, daha çok üredikçe, nesiller içerisinde gen ve özelliklerin frekansları değişmeye başlar ve bu sürece evrimsel adaptasyon deriz. Bunun sonucunda, atalarından oldukça farklı görünümlü ancak bulundukları çevreye son derece uyumlu olan torun türler evrimleşebilir.

Bu canlılardan biri olan Fritillaria delavayi çiçeği, kamufle olmak için yeşil ve parlak sarıdan taşların rengine uyum sağlayacak biçimde evrimleşmiştir. Ancak bu evrimi tetikleyen unsur taşların kendisi değildi.

34
Paylaş