İçerikler - Sayfa 685
Mars'a gönderilmek üzere, 30 Temmuz 2020'de fırlatılan Perseverance ("Azim") keşif aracı ("rover") 18 Şubat 2021 tarihinde Mars'a ulaşacak. Mars'a gönderdiğimiz 4. rover olan Perseverance, gönderdiğimiz diğer roverların aksine bu kez, ana amacı yaşamın izlerini ("biyo-imza") aramak olan ilk yüzey araştırma aracı olacak. Fakat Perseverance'ın tek amacı yaşamın geçmiş kalıntılarını aramak değil, aynı zamanda tıpkı bir bitki gibi, karbondioksitten oksijen üretilmesini sağlamak da diğer önemli bir hedefi içerisinde yer alıyor.
Bunun içinse, "MOXIE" adı verilen ve açılımı "Mars Oksijen ISRU Deneyi" olan bir cihaz bu işlemi gerçekleştirebilmek üzere, Perseverance gezgininin içerisine yerleştirilmiş bir hâlde bulunmaktadır. Tasarlayanlar, havadaki karbondioksit gazını kullanmanın dışında, buz olarak bulunan katı su moleküllerinin içerisindeki oksijeni ayrıştırmayı düşündüler, fakat Mars'ın atmosferindeki (yaklaşık) %96 oranında CO2 molekülünü göz önüne aldıklarında bu düşünceden vazgeçip ana odaklarını tümüyle CO2 molekülü üzerine çevirdiler. Bunun yanı sıra, Mars'ın atmosferindeki oksijen düzeyine bakacak olursak; Dünya'daki %20,95 oranındaki oksijen düzeyine karşın, %0,16 oranında bulunmaktadır - ki bu da oldukça düşük bir değerdir.
Astronomi derslerinde anlatılan ve Evren'in neden yaşamla kaynamadığını açıklamaya çalışan Büyük Filtre Hipotezi'nin bir parçası şunu der: "Organizmalar evrimleşip daha da geliştikçe, kendilerini yok etme ihtimalleri de artıyor olabilir." Tabii bu hipotezin sunulma amacı, olası uzaylıların dünyamızı neden ziyarete gelmediği yahut gelemediğine dair olası bir açıklama getirmektir; ancak görünen o ki insanlık, farklı galaksilerden kanıtlara gerek kalmadan, bu hipotezi doğrulamaya emin adımlarla ilerliyor.
Beyinlerimizin, fikirlerimizin ve buna paralel olarak hayal gücümüzün gelişmesi; evrimin türümüze özgü görünen güzel sonuçları olsa da baskılayamadığımız bencillik, kıskançlık, açgözlülük, öfke gibi limbik duygularımız bu gelişimimizi salt iyi olarak kullanmamızı engelliyor. O keskin ve kıvrak zekamızla orman arazilerini yok edip, yerine betondan oteller inşa ederken bencilliğimiz yüzünden hep daha fazlasını talep ediyoruz. Daha fazla kazanmak amacıyla yanlış ürünü, yanlış araziye ekip yanlış sulama yapıyor, kazandığımız para ölçüsünde kazandığımız saygı nedeniyle, doğru yolda olduğumuza emin oluyoruz. Sadece bu da değil, ilham verdiğimiz yüzlerce insan da aynı hatayı tekrarlıyor ve sorun, bir döngü halini alıyor. Bu örnekler her alanda defalarca kez çoğaltılabilir.
Felsefe, ilk ortaya çıktığı andan itibaren farklı dönemlerde, farklı problemlerle uğraşmış, onların üzerine yoğunlaşmış ve problemleri çözmeye çalışmıştır. Bu problemlerden biri de din felsefesinin ana sorunlarından biri olan Tanrı'nın varlığı meselesidir. Bu sorunun farklı dönemlerde ön plana çıktığı ve konu ile ilgili soruşturma yapıldığı söylenebilmektedir. Özellikle Orta Çağ felsefesine bakıldığında bunun örnekleriyle sıkça karşılaşmak mümkündür. Bu dönemde birçok Tanrı kanıtlaması yapılmış, Tanrı'nın varlığı, felsefi olarak temellendirilmek istenmiştir. Anselmus'un ortaya koyduğu "Ontolojik Argüman" ve Thomas Aquinas'ın ortaya koyduğu "Kozmolojik Argüman" bunun en önemli örnekleridir.
Ontolojik argüman, kısaca, insanın zihninde, “en yüksek derecede mükemmel varlık” fikrinin olduğunu belirterek, aynı zamanda mükemmelliğin de varlığı gerektirdiğini söyleyerek Tanrı'nın varlığını temellendirme amacındadır. Bu görüş, elbette eleştiriye açıktır; insanın zihninde böyle bir kavramın olması, onun var olduğu anlamına gelmemektedir. Buna örnek olarak, varlığı gösterilemez bir kavram olan "adalet" idesi verilebilir.
COVID-19 hastalığına sebep olan SARS-CoV-2 sayesinde öğrendiğimiz üzere, virüsler gerçekten baş belası olabiliyor. Genlere işleyecek kadar baş belası! 2016 yılında yapılan bir araştırmada, birçok memeli DNA'sında ortak bir virüsün genetik kodu olduğu fark edildi.[1] Yalnız bilim insanları şaşırtan bu virüsün varlığı değildi; zira virüsler zaten devamlı ortaya çıkıp, sonra onlara karşı gelişen bağışıklık tepkisi dolayısıyla er ya da geç ortadan kalkarlar. En azından teoride olması gereken budur. Hatta hayvanların ve diğer canlıların genomlarında virüslerin izlerini görmek de o kadar şaşırtıcı değildir; öyle ki, şu anda vücudunuzu oluşturan DNA'nın %8'i virüslere ait genlerden oluşuyor.[2] Bilim insanlarını bu örnekte asıl şaşırtan şey, bu virüsün 15 milyon yıl boyunca varlığını sürdürebilmesiydi!
Virüsler, DNA ve RNA virüsleri olmak üzere iki kısımda incelenirler. Virüslerin kendilerini kopyalama mekanizmaları olmadığı için, diğer canlıların kopyalama mekanizmalarını kullanırlar. RNA virüsleri (retrovirüsler) bir hücreye girdiklerinde, özel enzimleriyle, önce RNA’larından DNA oluştururlar. Oluşan DNA, normal hücre sistemleriyle RNA üretir ve yeni virüsleri oluşturur. Retrovirüslerin çoğu normal hücrelere girerler; ancak bazı retrovirüsler üreme hücrelerinin DNA’sına girebilir ve evrimsel sürece dâhil olabilirler.
Biyolojik türlerin evriminde organizmaların etkileşimlerini anlamak, ekoloji alanı için önemli bir konudur. Örneğin böcekler ve bitkiler, yeryüzünde çeşitli etkileşimlerle birbirine bağlanan iki büyük gruptur. 20. yüzyılın ortalarından bu yana bu çeşitliliği ve organizmaların arasındaki belirli etkileşimleri birbirine bağlayan teoriler artış gösterdi.
Yeni teknolojilerin ve yeni yöntemlerin geliştirilmesi bitkiler ve böcekler arasındaki etkileşimleri daha detaylı incelemeyi ve bu etkileşimlerin kendi evrimleri üzerindeki etkisini ortaya çıkarmayı mümkün kılmıştır. Yapılan yeni bir çalışmada, TU Dresden'den botanikçi Prof. Dr. Stefan Wanke'nin de aralarında bulunduğu uluslararası bir araştırma ekibi; ekolojik değişiklikler, genom düzeyinde adaptasyonlar ve makro evrimsel sonuçlar arasındaki bağlantıyı kurarak uzun dönemler süresince evrimin itici gücü olarak ekolojik etkileşimlerin etkisinin önemini doğruladı.
/old/content_media/72a0094bbb112137eabed307c836b7d7.jpg)
/old/content_media/7ceea6a68b466b487f7ade8d068596d0.jpg)
/old/content_media/adfd2be3f21f77de0d63fc3e47c1f960.jpg)
/old/content_media/5eac81b0be53f5d2a148066c98ff8f88.jpg)
/old/content_media/433197e8e598636c5c82bd1a193c7ab4.jpg)